
Therapist Gülen Gündüz Yılmaz and host Levent discuss anger not as something to control but as a signal of unmet needs. The conversation covers physical symptoms like heat and flushed cheeks, how childhood suppression of anger leads to long-term problems like migraines and ulcers, and practical techniques like body awareness and internal dialogue to listen to what anger is telling you.
Chapters
Ben bu öfke konusunu halletmek istediğimde şöyle bir karar verdim. Dedim ki bunu ben yaparım, hallederim. Çünkü konu çok basit. Öfke kontrolü. Eğitimlerde şu yazıyor. Öfke kontrolü eğitimi. Ya dedim ben bunu kontrol ederim.
Öfkenin kontrol edilmesi gereken kötü bir şey olduğu fikrini bırakmamız gerekiyor. Öfke kontrol edilmesi gereken değil, tam tersine ''Aa öfke hissediyorum. Hangi ihtiyacımı acaba ben karşılamıyorum?'' diye. Mesela kadına şiddet diye bağrınacağımıza hem kadın hem erkek olarak öfkeyi dinlemeyi öğrenme üzerine biz konuşsak. Öyle hemen öğrenmek diye bir şey yok çünkü o kadar sene sen nefesini tutmayı öğrenmişsin ki öfkeni gösterdiğinde, öfkeyi fark etmeye izin verdiğinde dayak yiyeceğini düşünüyorsun. Merhaba ben Gülen.
Ben Levent.
Bugün baya bir istek alan bir konuda, bir videoyla karşınızdayız. Nedir konumuz?
Öfke.
Evet. Ben çok şaşırdım. Hala da şaşırıyorum. Yani öfke konusunda baya video çektim gibi geliyordu. Çekmemişiz.
Çekmemişiz. Çekmemişsin bir de.
Çekmemişsin.
Bayağıdır video yayınlıyorsun. Kaç sene oldu? 5 sene mi? 4 sene mi?
Evet, öyle bir süre.
Hiç öfke videosu yok.
Evet.
Sen bu konuda çok iyisin. Ben bu öfke konusunu halletmek istediğimde şöyle bir karar verdim. Dedim ki bunu ben yaparım, hallederim. Çünkü konu çok basit. Öfke kontrolü. Eğitimlerde şu yazıyor. Öfke kontrolü eğitimi. Ya dedim ben bunu kontrol ederim. Ben bunu kontrol ederim diye düşündüm ve kontrol etmeye başladım. Nasıl kontrol etmeye başladım? Neler yapıyordum mesela? Tam böyle öfkem ayuka çıkmaya başladığı zaman ben bunu kontrol etmeye yani böyle bastırmaya falan başladım. Bastırıyordum, bastırıyordum ve son derece kibar oluyordum. Yani o anda beni görseniz gerçekten çok sinirlenmem gerektiği bir anda müthiş kibar oluyorum. Tam tersini yapıyorum böyle. Bir gün bir patlamışım. Öyle bir patlama yok yani. Öyle bir öfke yok. Ben hatırlamıyorum yani. O konu bende sonra daha da tersine döndü. Bildiğin öfkemi daha kötü yaşamaya başladım. Daha sert olmaya başladım. Yani tamamen bütün ayarlarımı yitirdim. Ve sonra dedim ki benim bu konuyla ilgili sanırım bir desteğe ihtiyacım var. Bu kontrol etmeye çalışarak da olmuyor, başka bir şekilde de olmuyor falan diye. Sonra halletmeye giriştim. Basit bir konu değil yani.
Bir konu değil. Şimdi öfkeyi anlatmak için benim başka videolarda da aslında bahsettiğim duyguların neden bedenimizde oluştuğuyla ilgili bir açıklama yaparak aslında başlamak istiyorum. Bizim bedenimizde bir duygu oluşuyorsa, bedenimizde onu hissediyorsak onun bizim için çok değerli bir mesajı olduğu için biz öyle bir şey hissediyoruz. Yani biyolojik olarak bedende o hissettiğin duyum mesela öfke en çok kendini sıcaklıkla gösterir. Ve daha yukarılarda yaşanan bir duyumdur değil mi?
Evet.
Yanaklarımız kızarır, şakaklarımız böyle atar. Yani öfkenin mesela bir ısısı vardır. Sen onu bedeninde hissedersin. Peki sen biyolojik bir varlık olarak neden böyle bir şey hissediyorsun? Bunun bir manası var aslında. Öfke sana çeşitli ihtiyaçlarının karşılanmadığını hatırlatır. diğer tüm konforsuz duygular gibi. Öfke spesifiğinde de öfke bizim sınırlarımızla ilgili ihtiyaçlarımızı bize hatırlatır. Yani öncelikle öfkenin kontrol edilmesi gereken kötü bir şey olduğu fikrini bırakmamız gerekiyor. Öfke kontrol edilmesi gereken değil, tam tersine ''Aaa öfke hissediyorum. Hangi ihtiyacımı acaba ben karşılamıyorum?'' diye merakla bu elçi bana geldi. ''Burada bende ne oluyor? Hangi ihtiyacımı ben göz ardı ettim de öfke hissediyorum?'' diye bakmamız lazım. Bu da bize öğretilen ve şu anda da popüler kültür tarafından da Bize bayağı böyle basılan hani öfke kötüdür, öfkeni kontrol et, öfkeni yönet. Mesela kontrol kelimesi bırakıldı. Öfkeni yönet. Hayır, öfke yönetilmesi gereken bir şey değil. Kulak verilmesi gereken çok ama çok kıymetli bir elçi. Bunları duymak nasıl geldi sana? İyi geldi. Bunları sen bir takım eğitimlerden de biliyorsun zaten.
Bunu biraz daha açalım bence bu konuyu. Öfkeni dinlemek ne demek? Yönetmek mesela güzel ve profesyonelce geliyor. Fakat dinlemek ne demek? Öfkeni orada.
Şimdi öncelikle şundan bahsedelim. Öfke yönetmek ya da öfke kontrol etmek paradigmalarından baktığımda konuya. Senin yaşadığın şeyi yaşıyor insanlar. Yani öfkeyi ben yöneteyim, yöneteyim, yöneteyim. Yani ben deniz topu metaforunu çok kullanırım. Deniz topu gibi yönettim, yönettim, bastırdım onu ve sonra suratıma patladı o. Bu arada surata patlama iki şekilde olur. Dışarıya patlayabilirsin. Yani dışarıya bağırabilirsin. Birtakım şeyleri kırabilirsin. Karşındakine zarar verebilirsin. Ya da içeri patlayabilirsin. O içeri patlama nasıl olur? Mide asidinden ülsar olursun mesela.
Evet. Bir de şey aklıma geldi. Hani olur ya öfkesini patlatır birisi. Aaa sustum sustum yeter artık. Susmasaydın abi yani. Küçük küçük konuşsaydın bana ne yani. Niye bastırdın ki?
Niye bastırdı? Çünkü çocukluğundan itibaren anneye babaya öfke gösterilmez diye büyüdü. Sonra öğretmenlerine öfke göstermesinin doğru olmadığını o çocuğa pompaladık.
Hatta arkadaşlar arasında da varmış.
Arkadaşlar arasında da öfkelenmek okey değildi. Hatta öfkelendiğinde dayak yedi. O yüzden geldi 20 yaşına, 30 yaşına. Öfkesini dinlemeyi öğrenemedi. Şimdi gireceğiz öfkeyi nasıl dinleriz diye. Ama önce bir şeye bakmak lazım. Yani buradaki dinamik neden işe yaramıyor? Neden öfkeyi kontrol etmek, yönetmek işe yaramıyor? Mesela kadına şiddet diye bağırınacağımıza hem kadın hem erkek olarak öfkeyi dinlemeyi, öğrenme üzerine biz konuşsak, o konuda kampanyalar yürütsek onlar bir yere varacak. Ama biz sadece ortadaki semptomu gidermeye çalışıyoruz. Yani orada gösterilen şiddet gösterilmesinde odamız. Halbuki o şiddeti nasıl oluşturuyoruz biz toplum olarak? Oraya bakmamız. Ve oraya odağımızı çevirmemiz, sağlıklı olan ve bir takım şeyleri de değiştirecek olan düşünce biçimi bu.
Ya mesela polise öfkelendik diyelim ki ve trafiğe öfkelendik. Yani orada mesela ben sana öfkelendiğim zaman, ya bak ben bu konuda öfkeleniyorum, bu benim şurama dokunuyor falan deyip, orada hadi seninle diyaloğa girdim diyelim ki, karşımdakiyle diyaloğa girdim de, trafikte çıldırıyorsam. Orada yani o öfkeyi yaşamam da aslında çok bir işe yaramıyor. Yaşadıkça daha da çoğalıyor mesela o öfke. Başlıyorum oradan Türkiye'nin dünyanın düzenine kadar falan gidiyor. Orada ne yapacağız? Orada neyi dinleyip neyimizle konuşacağız?
Ya şimdi trafikte falan öfkelenmeler aslında sen içeride fokur fokur kaynayan bir öfke var. Yani sen bir sürü ihtiyacını karşılamıyorsun. Karşılamayı bilmiyorsun. O sana öğretilmedi. Ve ufak bir davranış, yani şu tabak buraya mı kondu, şuraya mı kondu, oraya mı konur, buraya mı konur üzerinden de öfke tetiklenmeleri yaşanıyor. Trafikte de yaşanıyor.
Hani önünde bir filmimiz vardı ya bizim. Turşu limonla mı olur, sirkeyle mi olur? Saçma tartışması yani.
Komedi filmi yani bu. Evet, yani öfkeyi o kadar dinlemiyoruz. Dinlemediğimiz için de o kadar çok ihtiyacımızı karşılamıyoruz ki. Onlar bünyede birikme yapıyor. Aslında hani şey diye bakmamak lazım. Trafikte ne yapacağım? Orada ne yapacağım? Sen genel olarak öfkeyle ilgili perspektifini değiştir. O zaman trafikteki tetiklenmelerin de azalıyor. Sevgilinle tetiklenmelerin de azalıyor. Yöneticinle ya da beraber çalıştığın ekip arkadaşlarınla tetiklenmen de azalıyor.
Ben şöyle yapmıştım mesela, bu iyi bir örnek olur mu yaptığında öğrenmiş. İş yerini tam metrobüsün dibine taşıdım. Evimi de çok yakın bir yere taşıdım. Böylece iş trafiğe girmiyorum. Trafiğe öfkelenmek yerine ben bunu kabul edip dedim ki ben buna nasıl çözüm bulabilirim? Bu dinlemek ve çözüm bulmakla ilgili iyi bir örnek mi?
Bu iyi bir örnek.
Yapamayacağımız durumlar var bu konuda.
Yapamayacağımız durumlar var. Yani herkes mesela senin çözümünü uygulayamayabilir.
Doğru.
O yüzden de şöyle düşünürsün istemem videoyu seyreden arkadaşlarımız tarafından. Böyle bir çözüm yapamıyorsam o zaman öfkelenmekle ilgili herhangi bir şey yapamıyorum. Hayır öyle değil. Sen hayatın her alanında öfkeyi dinlemeyi Becerdiğinde o zaman o ülserlerin, o zaman o migrenin, mesela migren baya o içerideki o enerjiyi sen tuttuğun için oluşuyor.
O zaman o öfkeyi nasıl dinleyeceğiz?
Öfkeyi nasıl dinleyeceğiz? Şimdi öfke bizim kapımızı yavaş yavaş tıklatır. Hatta başka duygular olarak da önce hissedebilirim. Mesela ben yorgun hissediyorumdur. Uykusuzumdur. Minik minik öfke ve yorgunluk ikisi bir arada benim kapımı çalar. Benim orada dinlenmeye ihtiyacım olabilir. Uykuya ihtiyacım olabilir. Eğlenceye ihtiyacım olabilir. Ben o minik minik tıklattığında o duyguların farkına varsam, o gelen minik öfkenin ve belki de büyük, belki de küçük yorgunluğumun oradaki ihtiyaçlarıma baksam öfke büyümeyecek. Başka bir örnek. Sevgilim bana alayla bir laf soktu. Ben onu görmezden geldim. Şimdi onu görmezden geldiğimde ben yine içimde bir yerlerde sıkışma hissediyorum aslında. Değil mi? nefesimi tuttuğumu fark ediyorum ya da fark etmiyorum. Ben orada o minik laf sokmanın ya da göz devirmenin bedenimdeki hissiyatına baksam, onu fark etsem orada yine karşılanmayan bir ihtiyacım olduğunu anlayabilirim. Ne oldu?
Göz devirme dedin ya yani. Tetiklendim ya.
Tetiklendin mi?
Şu hareket.
Ve oradaki o minik öfke geldiğinde karşımdakine sorsam, desem ki sende ne oldu? Çünkü gözünün devrediğini gördüm ve ben de nefesimi tuttum sen bunu yaptığında. Sende ne oldu? diye sorsam, o olay büyümeden ben karşılıklı konuşacağım. Benim ihtiyacım ne? Sevgilimin ihtiyacı ne? diye. Ya şimdi bunlar nasıl geliyor? Yeterince somutlaştırabiliyor muyum Levant?
Şimdi benim için somut çünkü bu konuyla ilgili eğitim aldım. Ama biraz daha açabilir miyiz? Ben tekrar şeye geri dönüp örneğe, adam trafikte sinirlendi, köpürüyor. Oradan başka yere girdi, oradan bulunduğu yere girdi, çözümünü sağlayamıyor. O öfkesini şöyle mi dinleyecek? Evet, ben şu an buna öfkeleniyorum. Şu an trafiğe. Her gün 4 saat, 6 saat trafikte kalmaya şu an öfkeleniyorum. Dinleyemedi, geri döndü yani. O tekrar o çemberin içine geri geldi. Onu dinlemek ne demek?
Şimdi trafiğin içinde öfkelendim ve öfke giderek yükseldi. Orada bir kere sen diyorsun ya öfkelendim. Ben duygumu söylediğimde beynin arkasındaki ilkel beyin ve duyguların işlediği beyin parçası yerine daha bilgisayar beyin ön tarafa beyin aktivitemi taşırım. Bu nedenle sadece duygumu söylemek beni bir parça sakinleştirir. Mesela yöntemlerden bir tanesi bu. Ben şu anda öfkeleniyorum. Şu anda şakaklarımın attığını fark ediyorum. Şu anda yanaklarım kızardı. Bunu fark ediyorum. Bunları kendime söylediğimde zaten öfkem hafifler. Mesela yöntemlerden bir tanesi budur. Bu arada çok yöntem var. Ve öfkeyi çalışmak, ben bunu galiba başka videolarda söyledim. Öfkemi çalışmak benim 4-5 senemi aldı.
Evet, söyledin.
Yani şimdi 40 sene bastırmışsın. Bastırmakla ilgili bütün bedensel kasların çalışmış. Öfke hissedince nefesini tutuyorsun mesela. Nefesimi tutuyordum ben. Şimdi bunları geri çevirme bir tane video seyretmekle, bir tek eğitime katılmakla olacak bir şey değil. Duygusal farkındalık ve spesifik öfke çalışmam gerekiyor. Ama ben bunları çalıştığımda gerçekten alerjileri azalıyor. Migrenleri, ülselleri, bağırsakları düzeliyor. Yani o kadar çok etkisi var ki bunun. İlişkiler zaten değişiyor da sırf bedeninizde bunların etkileri de muazzam.
Ben bu konuda iyi bir örneğim çünkü herhalde bir 20 sene gastrit hastası olarak ülsere doğru dönmeden ve her sene dünya kadar ilaç kullanırken son 5 senede hiç ilaç kullanmadım. Trafikle ilgili ben şöyle bir şey yapmıştım. Ben de öfkeyle çalıştıktan sonra şöyle bir metot geliştirdim. Trafikte tam sinirlendiğim anı yakaladım. İçimdeki bir büyükle, bir babayla, bir yetişkinle bu konuyu konuşmaya başladım. Ben dedim ki ben çok sinirleniyorum. O bana dedi ki sen bunu şu anda değiştirebilir misin? Değiştiremezsin. Bu konuya bir kabul verebilir miyiz? Neler yapabiliriz? İşte bu iş yerini bir yere taşımak, evini yakına taşımak. Baktım ki böyle bir senelik bir stratejiye ihtiyacım var. O stratejiyi gördükten sonra ben stratejimi oluşturdum mu kardeşim? Oluşturdum. Sonra bir baktım yan taraftan bir taksici geçiyor. Adamın hiçbir siniri yok. Keyifli yani. Bir tek ben sinirliyim. Aa bir baktım. Lan çözenler var bunu ya. Yani sorun trafikte değil. Sorun benim bakış açımda. Stratejimi de geliştirmişim. Ben de onu kopyaladım. Açtım müzik. Bağır dedim. Müzik dinliyorum. Sonra YouTube'dan dinlemem gerekenleri dinlemeye. Aa bir baktım avantaja dönüştü. Yani dinlemem gereken kişileri dinleyebilmeye başladım. Seni daha çok dinlemeye başladım trafikte. Daha çok şey öğrenmeye başladım ve trafik benim için bir avantaj oldu. Mesela önemli konuşmalarımı trafikte yapmaya başladım. Trafik kötü bir şey değil. Benim değerlendiremediğim bir boş zaman. Başka bir şey yani. Bir strateji mutlaka bulunur.
Ya bir de şeyin altını çizmek istiyorum. Şimdi senin stratejilerin çok güzel ve işte katıldığın birçok eğitimden sen bu stratejileri geliştiriyorsun. Onun da altını çizmek istiyorum. Çünkü orada yani bize okulda trigonometre öğretiyorlar, üçgenin iç açılarını öğretiyorlar vs. ama öfkemi dinlemeyi öğrenmiyorum ben ortaokulda, lisede, üniversitede. Bunları gerçekten benim çeşitli eğitimlerle bu katlarımı geliştirmem şart. Şimdi bir de altını çizmek istediğim başka bir konu daha var. Benim karşılanmayan ihtiyaçlarım büyüdükçe orada hissettiğim duygunun büyüklüğü de artıyor. Yani ben kendi ilişkimde, insanlarla ilişkimde bir sürü ihtiyacımı karşılayamıyorsam o zaman trafikte hissettiğim öfke de büyüyor. İş yerinde hissettiğim öfkede büyüyor. Eve taşıdığım öfkede büyüyor. Yani bu olaya spesifik trafik sorunumu nasıl çözerim gibi değil. Ben öfke hissettiğimde şu an hangi ihtiyacım karşılanmıyor perspektifinden bakmamız önemli.
Doğru. Çünkü yakın zamanda da bunu yaşadık. Ben x bir konuda çözemediğim öfkem için senden seans aldım ve oradaki ihtiyaçlarımı belirledikten sonra strateji geliştirebildim. Yani öfkemi çözeyim diye gittiğimde ihtiyaçları belirleyemediğim için öfkemi yine çözemeye çözemeye çözemeye dururken seninle çözdükten sonra, seninle ihtiyaçları çıkarttıktan sonra öfkeyi çözebildik.
Evet. Mesela örnek vermek istiyorum. Şimdi ebeveynlikle ilgili insanların kendilerinden aşırı beklentileri oluyor. Değil mi kamera arkasındaki arkadaşlar? Şimdi o aşırı beklentilerle yani çocuk için işte çok sağlıklı beslemeliyim. Anne dediğinde hemen onun söylemek istediğine cevap vermeliyim. Aynı zamanda kendi sirkemi evde üreteyim. Kendi yoğurdumu üreteyim. Ben kendime bu aşırı beklentilerle ben alan ihtiyacımı mesela karşılayamıyorum. Dinlenme ihtiyacımı karşılayamıyorum. Eğlence ihtiyacımı karşılayamıyorum. Mesela azan ihtiyacı çok öfkenin bana söylediği en temel ihtiyaçlardan bir tanesi. Dinlenme ihtiyacı öfkenin söylediği ihtiyaçlardan bir tanesi. Sonra ne oluyor? Ben öfkeleniyorum çocuğumun o davranışına. Onu bastırmaya çalışıyorum. Sanki çocuk onu hissetmiyor. Çocuklar bir duygu radarı gibi çalışıyorlar. Senin duygularını inanılmaz hissediyorlar. Orada şöyle bir ilüzyon içindeyim. Sanki ben duygumu çocuğuma sesimi yükseltmezsem, çocuğumu azarlamazsam iyi bir ebeveynim gibi. Halbuki sen öfkelendin diye orada nefesini tuttun. O çocuğa geçti. Ve çocuğun içinde de çeşitli konforsuz duygular tetiklenmeye başladı. Çünkü çocuk annenin, babanın duygularını bayağı üzerine alıyor. E şimdi ben eğer bu ihtiyaçlarıma bakmıyorsam, işte öfkenin bana söylediği o ihtiyaçlara bakmıyorsam, Ve o ihtiyaçları, o aşırı beklentilere girerek karşılamıyorsam kendi ihtiyaçlarımı, çocuğuma, öfkeme aslında yansıtıyorum. O nedenle bizim kendimizle ilgili beklentilerimizi düşürmeyi, kendi ihtiyaçlarımıza yönelmeyi öğrenmemiz gerekiyor.
Öfkeyi yaşayarak çok rahatlayan insanlar var. Büyük ihtimalle çalışmak istemeyeceklerdir. Ama etrafına yıkım vere vere bu işler olmuyor. Onları çalışmaya davet ediyorum ben. Zamanında çok fazla öfkemi etrafa göstererek, erildi olduğunu zannederek. Böylece aslında yapmak yerine yıktığım dönemlerden bir hatırlatma yapmak istedim.
Ya öfkeyi yaşayarak rahatladığını söyleyen insanlar aslında benim bu videoda anlattığım bakış açısını ve yöntemleri bilmiyorlar. Elinde sadece çekiç varsa her şey sana çivi görünür ya. Sen öfkeyle bir takım şeyleri yaptırıyorsan o zaman da diyorsun ki ben göstereceğim tabii ki öfkemi. Hatta bazı arkadaşlarımız bende Karadenizlilik var, öfke kimliğimin ayrılması var.
Burada demeyen yok ha. Adanalıyım der, Akdenizliyiz biz der.
Annemutlar.
Tabii hiç şeyi yok. Herkesin biberi acıdır ya. Bunun gibi yani.
Herkesin biberi acıdır evet bunun gibi. Ama burada şeyi unutmayalım. Yani burada sadece karşı tarafla iletişimimizde zarar vermiyoruz. Kendimize de zarar veriyoruz. Çocuklarımıza da zarar veriyoruz. Bedenimize çok büyük zarar veriyoruz. O nedenle bu yöntemleri öğrenebiliriz. Evet, bu yola baş koymak lazım. Öyle hemen öğrenmek diye bir şey yok. Çünkü o kadar sene sen nefesini tutmayı öğrenmişsin ki. Öfkeni gösterdiğinde, öfkeyi fark etmeye izin verdiğinde dayak yiyeceğini düşünüyorsun. Yani içindeki çocuk öfkeyi göstermeye izni yok. Dayak geliyor diye düşünüyor. Şimdi bunu değiştirmek tabii ki zaman alıyor. Ama şunu söylemek istiyorum. Öfkeyi hissetmeye izin verdiğinizde ancak o zaman biz canlanırız. Çünkü öfkeyi bastırmaya o kadar büyük enerji harcarız ki o enerji bizim olur. O enerjiyi geri alırız. Ve öfkeyi dinleyip ihtiyaçlarımı karşıladığımda oradan da enerjim artar. Yani öfke eşittir, canlılık. Şunu söyleyerek bitirelim eğer senin başka şeyin yoksa. Var galiba. Ben o zaman şunu söyleyeyim. İçimdeki çocuk eğitiminde eğitimin sonlarına doğru biz öfke çalışmaya başlıyoruz. Ve orada öfke çalışacağız dediğimde bayağı bir tedirginlik oluyor. Bayağı bir anksiyete oluyor. Sonra öfke çalışmaya başlıyoruz. Sen de bunu deneyimledin. Haftaya da öfke çalışalım. Sonraki haftada öfke çalışalım diye. Bir heyecana dönüşüyor oradaki anksiyete. Ve diyor ki katılımcılar, ya ben şimdi anladım ya. Sen öfke eşittir canlılık deyince yani kafada oturtamıyordum bunu. Şimdi deneyimleyince anladım diyorlar. Gerçekten öfke bizim canlılığımızın kaynağı. O nedenle ne olur? Öfkemizi sahiplenelim, dinleyelim diyeceğim ben.
Bir şey söylemeden geçemeyeceğim. 20-25 senelik gastrit probleminden hem de aileden geldiğine emin olduğum bir genetik olarak bir gastrit probleminden öfkemle çalışmaya başladıktan sonra kurtulmuş birisi olarak sizler öfkenizi nasıl yaşıyorsunuz? Sizin öfkeniz sizin vücudunuzda nelere neden oluyor? Bunları yorumlara yazın ve bunlar üzerinde yorumlarda konuşalım.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









