
Gulen Gunduz Yilmaz explains why trying to fix painful emotions like anxiety or grief usually makes them worse. The paradox: observing the feeling without fighting it allows real change. He warns against avoiding pain entirely or drowning in distressing images, and suggests listening to what your body needs instead.
Naber Mahmet? Nasılsın?
Hastayım 2-3 gündür.
Haa, öksürüyorsun hala.
Öksürüyorum, yemek yiyemiyorum, ateşim var.
Ay geçmiş olsun ya, canım benim.
Kafam aşırı şekilde ağrıyor. İnternetten araştırdım. Kansere kadar gidiyormuş bu.
Yok artık.
Tabii canım, bak bir şey yiyemiyorum.
Aaa, sen de böyle abuk sabuk konuşuyorsun ya. Öyle şeyler deme hiç kendine.
Nasıl öyle şeyler ya?
Aaa! Aaa, olur mu ya?
Ya bak, gel beraber doktora gidelim. Ben zaten yanında bir, yani yöneliklenme insanı arıyorum.
Ay ne doktoru ya? İşte bu yaz mevsiminde böyle öksürük namlı olur. Şimdi ben sana bir tane ıhlamur kaynatırım. Böyle limon, zencefi falan da koyarım. Hiçbir şey kalmaz, sürtülü olur.
Çözecek mi o benim yemek yemem için?
Tabii tabii tabii çözecek. Sen gencecik çocuksun ya.
Genceciklerle mi hastalık oluyor?
Ne olacak hastalık hastalık? Olmaz! Olamaz! Benim çevremde böyle kötü olaylar olamaz. bu hafta olamadığımız durumları işlediğim video ile karşınızdayım. Ben Muhammed'in hasta olmasıyla duramadım ya hepimiz farklı farklı durumlarla bir arada olamıyoruz. Bir arada duramıyoruz. Kimimiz birisi ağlayınca ''ay canım benim'' falan deyip onun böyle arkasını soğazlıyoruz, ona hemen mendiller getiriyoruz, onun ağlaması bir an önce dinsin, ağlaması yatışsın, o insan ağlamasın. Şimdi buraya kendimize anlattığımızda şöyle bir yalan var. Diyoruz ki ben onun ağlamasına üzülüyorum, o yüzden ağlamasını istiyorum diyoruz. Aslında onun o ağlama durumuyla ben bir arada olamıyorum. O duygular bana ağır geliyor. O ağlarken yanımda sadece ona tanıklık ederek ve sadece ona bütün sessiz varlığımı sunarak o insanın o anda yaşadığı duyguya, duruma sahip gösteremiyorum. Neden? Çünkü kendi duygularımla başa çıkamadığım için. Ben kendi duygularımla başa çıkamadığımda ya karşımdakinin deneyimi değiştirmeye çalışıyorum onu aslında üzülmediğine, onu aslında hasta olmadığına, onu aslında hayatta bir o zorluğu çekmediğine inandırmaya, ikna etmeye falan çalışıyorum. Ya da bazen olay sadece karşımdakiyle ilgili olmuyor. Toplumun yaşadığı bir olay oluyor. O toplumun yaşadığı olay olunca konuda devlet gelsin bunu yapsın, devlet gelsin bunu düzeltsinler içimden böyle çıkıveriyor. Neyle olamıyorum? Bizim kendimize sorabileceğimiz en güzel sorulardan bir tanesi. Ya da olamadığımda orada bana ne oluyora bakmak. Şimdi bunun neye etkisi var biliyor musunuz? Baya hayatımızı sınırlı yaşamamızı sağlıyor. Yani ben burada aslında Muhammed'in o durumu okey değil diyorum ya. Hayatımı sınırlı yaşıyorum çünkü Muhammed'e aslında o an belki ihtiyacı olan desteği vermek istemiyorum. Kendimde o duygular bana ne söylüyor? Ona bakıp, oradan ders alıp hayatımı büyütmek yerine sürekli bir mücadele içerisindeyim. Orada bana gelen duyguyla aslında. Bir bilen ne yapacağız diyorsanız önce bu soruya cevap vererek başlayabilirsiniz. Nelerle olamıyorsunuz? Kimisi mesela hastaneye gitme iyi gelmiyor. Kendisi hasta olduğunda o hasta olma durumuyla da başa çıkamıyor. Kimisi trafikle olamıyor. Yani bu liste aslında çok. Önce bunun listesini yazarak başlayabilirsiniz. İkinci olarak buradaki duygunuza bakmak. Karşımdaki hasta olduğunda ben kaybolanıyor muyum? Burada da duyguyu değiştirmeye çalışmak yerine sadece o duyguya, bedenimdeki o duygunun hissiyatına kulak vermek ve dinlemek. Onu değiştirmeye çalıştığımda, çünkü zaten ben o duyguyu dinlemiyorum, ve o deneyimi değiştirmeye çalıştıkça da ben kesinlikle o durumla olamayacağım. Geçti hatta, değişimin çelişkisel teorisi diye bir kavram var. Diyor ki, değişim sen kendini değiştirmeye çalışmadığında gelir. Yani kaygıdan kurtulmak istediğimde, o kaygıyı değiştirmek istiyorsam, o kaygıdan kesinlikle kurtulacağım diyorsam, o kaygı kesinlikle bitmiyor. Ben kaygıyı değiştirmekten çıkıp o kaygıya sadece gözlemci olarak kaldığımdan o kaygı çok muhtemel başka bir şeye dönüşüyor. Yani özetle gözlemci kal. Şimdi diyeceksiniz ki gözlemci kalamadığımda ne yapacağım? Bazen de kalamıyorum. O zaman da kendine onu söyle. Ben şu anda gözlemci kalamıyorum. Duygu çok yoğun be. Çünkü onu söylediğinde o da gözlemcilik. Ve son olarak da şunu söyleyeceğim. Kendini travmatize etme. Bu ne demek? Ben o duyguya bakacağım, gözlemci kalacağım derken o duygu çok yoğun geldiğinde yani orada da kendine böyle aşırı yüklenirsen o zaman kendini acayip travmatize edeceksin ve yine o olamadığın durumla daha da çok olan olacaksın. O yüzden azıcık o duyguya temas et. Eğer çok geliyorsan azıcık dışarı çık. Ama tamamen kaçınma. Azıcık dışarıdan bak. Orada ne oluyor? Gözlemci kal. Sonra azıcık daha gir. Duygunun içerisine girdiğimiz zaman, orada bana ne oluyor baktığımız zaman emin olun ki o duygular aslında dönüşüyorlar. Şimdi bir de son olarak yine böyle çelişkisel gibi görünen bir şey söyleyeceğim ama bu önemli. Biz bazen hiç de farkında olmadan kendimizle olamadığımız durumlara aşırı maruz bırakıyoruz. Hayvan ölümlerinden çok etkileniyoruz. Ondan sonra gidiyoruz, o hayvan ölümlerinin resimlerine bakıyoruz, onları paylaşıyoruz. Kendimizi aslında neden aşırı maruz bırakıyoruz? Kendimizi neden iyice travmatize ediyoruz biliyor musunuz? Hissetmemek için. O da aslında bir kaçınma yöntemi. O kadar çok o duygunun, o durumun içerisine girersen, kendini çok maruz bırakırsan hem bedenin hem de duyguların bir sıra sonra kopukluğa ve hissizliğe götürüyor seni ki iyice travmatize olmayasın. O kopukluk ve hissizlik daha sana yardım etmiyor. O da olamadığın durumla olmanı, başa çıkmanı sağlamıyor. O yüzden buna da dikkat etmek lazım. Ben acaba nelere kendime iyicene böyle sokarak kendimi hissizleştirmeye, kendimi olaydan koparmaya çalışıyorum. Yani iyice maruz bırakarak hissizleştirmeyeceğim, benim Demin Muhammed'e yaptığım gibi de oradaki durumu görmezden gelmezlikle yapmayacağım. O aradaki çift ki de aslında yaşadığım hayatı ve olan durumu, ne oluyorsa olan, onu inkar etmek, yok saymak, görmezden gelmek yerine onun aslında göz amca olarak hayatı yaşamaktan bahsediyorum. Ve en sonunda şunu söyleyeceğim. Hiçbirinizin olamadığım bütün durumlarla olayım, edeyim. Ben aslında her duygumun dışına bakabilirim gibi bir durumum var. İnsanız. Bazı duygular bize çok gelecek. Bazılarıyla başa çıkamayacağız, bazılarıyla da başa çıkamayacağız. Ve bu da tamamıyla okey. Bu videoyu beğendiyseniz beğen butonuna basmayı ve yorumlarınızı
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









