
Gülen Gunduz Yilmaz explains why affirmations often backfire: they suppress inner parts that don't believe them, making you feel more unheard. Instead, she suggests connecting with the frightened child inside you, understanding what it needs, and having your adult self take responsibility for meeting those needs. A six-minute free-writing exercise lets that suppressed part speak without censorship.
Chapters
Merhaba ben Gülen. Bu hafta olumlamaların neden o kadar da işe yaramadığından bahsetmek istiyorum. Olumlama grubu olarak seçtiğim olumlamalar da aşk ve ilişki üzerine. Şimdi internetten bulduğum birkaç tane olumlama cümlesini sizlerle paylaşarak bu konuya başlamak istiyorum. Sevdiğimi ve sevildiğimi biliyorum. en güzel duygu olan aşkı yaşamayı hak ediyorum. Dışarıya aşkı veriyorum yükselerek bana dönüyor. Ağlanmakla ilgili bütün korkularımdan özgürleşiyorum. Onu kolayca affediyorum. Böylece ruhum özgürleşiyor ve bedenim rahatlıyor. Bütün bu olumlamalar gerçekten işe yarıyor mu? Biz bunları tekrar tekrar söyleyerek Gerçekten o istediğimiz ilişkiyi, istediğimiz aşkı ya da istediğimiz işi kendinize çekebiliyorsunuz. Benim yanıtım genelde hayır. Neden biliyor musunuz? Biz bunları kendimize söylediğimizde, içinizde öyle düşünmeyen, öyle hissetmediğimiz parçayı bastırmaya çalışıyoruz da ondan. Bir önceki videoda bilinç dışının bizi ne kadar yönlendirdiğinden bahsetmiştim. belki o kadar bilinç dışında bile değildir. Mesela sevdiğimi ve sevildiğimi biliyorum olumlamasından yola çıkalım. İçinizde sevildiğini hissetmeyen bir parçanız varsa siz bu olumlamayı söyledikçe o parçayı aslında daha çok bastırıyorsunuz ve o hiç duyulmadığını, hiç anlaşılmadığını hissetmeye devam ediyor. O yüzden bu olumlamaları yapmak yerine İçinizde acaba öyle hisseden parçalar ne? Yani aşık olmaya kendini değer görmeyen, sevilmeye kendini değer görmeyen veya bağlanmakla ilgili korku diyen parçanızla bağlantıya geçseniz, onun ihtiyaçlarını, onun duygularını anlasanız, o zaman o ihtiyaçlara yönelik stratejiler geliştirebilirsiniz. Şimdi bu önerdiğin yaklaşımında aslında şöyle bir handikapı var. Benim bağlanmakla ilgili korkularım var. Evet, içimdeki küçük çocuk bağlanmaktan korkuyor dediğimizde. Bunun da nedenini işte annemize, babamıza, çocukluğumuza vs. bağladığımızda da sorumluluk almıyoruz. O nedenle burada şunu bilmek lazım. O işte korkan, bağlanmak istemeyen, parçanın ihtiyaçlarını karşılayacak olan kişi aslında dışarıdan birisi de değil, benim. Bunun sorumluluğunu almam gerekiyor. Bunun sorumluluğunu da işte geçmişe ya da geleceğe bağlamadan şimdi sorumluluğunu almam gerekiyor. Sorumluluk almak ve o parçanın ihtiyaçlarını karşılanmakla ben yükümlüyüm demek, onu sadece ben yapacağım, tek başıma yapacağım demek de değil. Ben o sorumluluğu aldıktan sonra bir koçla çalışmayı da tercih edebilirim. Bir aile dizimi terapistiyle de çalışmayı tercih edebilirim. Nereden nasıl destek alacağıma kendim karar verebilirim. Ama tekrar altını çizmek istiyorum. Önemli nokta neyin neden olduğunu bilmek değil. Yani ben sevildiğimi düşünmüyorum, öyle hissetmiyorum. Bunu da çocukluğuma bağlıyorum demek değil. Evet ben bunu saptadım. Fakat bunun için ben şu anda yetişkin Gülen olarak ne yapacağım? Buna karar vermek ve eğlene geçmek. Gülen iyi hoş da bu olumlamaları da elimizden aldın, şimdi biz ne yapacağız diyorsanız size küçük bir tekniği hediye olarak vermek istiyorum. Bu videoyu kapattıktan sonra yine böyle kendinize güzel bir müzik açın. ya da böyle mum falan yakın. Böyle rahatlatıcı, güzel bir ortam yaratın kendinize. Sonra oturup bir yazı yazacaksınız. Bu yazının amacı, içinizde o aşktan, ilişkiden korkan, bağlanmaktan korkan ya da sevildiğini sevildiğini hissetmeyen o parçamız var ya, o parçamızla bağlantıya geçmek. Yazı çalışması 6 dakika çalışması olarak geçiyor. Ben bunu yazı evi kurucusu Yeşim Cimcoz'dan öğrendim. Hem kendim için hem de koçluk çalışmalarında da kullanıyorum. Altı dakikanın özelliği şu. Kaleminizi hiç kaldırmadan ve ne hissediyorsanız, ne düşünüyorsanız hiç sansür uygulamadan kağıda geçiriyorsunuz. O parçanızın ağzından yazacaksınız. Arada belki bir şey gelmeyecek size. O zaman da şu anda da bir şey gelmiyor diye yazın. Yazdıkça kaleminiz o parça size daha çok konuşacak. Bu da güzel bir şekilde aslında bilinç dışından gelen bilgiyi kağıda aktarmanın bir yöntemi. Yazıyı yazdıktan sonra aradan böyle isterseniz kendinize bir çay koyup öyle geri dönün. İsterseniz ertesi gün yazınızı tekrar okuyun. Ve bir bakın bakalım o içerideki korkan, ürken ya da çekilen parçanız size neler söylemiş. Neleri fark ediyorsunuz? Yeni olan bilgi ne? Belki oradan sizin için anlamlı olacak eylem planları çıkarabilirsiniz. Eğer bu çalışma sizin için anlamlı olduysa benimle farkındalıklarınızı ya da yazılarınızı paylaşırsanız çok çok mutlu olurum. Ayrıca bu çalışmayı yaparkenki deneyiminizi de sadece benimle değil aslında başka insanlarla paylaşmanız da çok güzel olur. Çünkü belki orada bir takım zorluklar yaşadınız. Belki hiç zorluk yaşamadınız. Son derece böyle keyifli anlar yaşadınız. O deneyimler de çok değerli. O yüzden onları da paylaşın lütfen. İçimizdeki parçaları olumlamalarla bastırmadığımız, tam tersine onlara sahip çıktığımız bir hafta biliyorum.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









