
The video, presented by Gülen Gunduz Yilmaz, opens with a brief dialogue illustrating common frustrations about money, relationships, and the difficulty of staying positive. Gülen then launches into a self‑help discourse that critiques the popular "positive vibes only" and Law‑of‑Attraction mindset (often called "The Secret"). She argues that constantly demanding positive outcomes and blaming external factors creates a cycle of disappointment. Instead, she proposes that pain and suffering are inevitable and, when observed rather than avoided, become catalysts for genuine personal transformation. By treating pain as a teacher—asking what part of oneself must be released or grown—one can convert suffering into growth. Gülen further shifts the focus from entitlement and expectation ("what should I have?") to contribution and production ("what can I give to life and others?"). She illustrates the concept with athletic training analogies and everyday life examples, emphasizing that observing pain with compassion leads to deeper spiritual experience, while escaping pain perpetuates the same negative patterns. The talk concludes with a call to adopt a production‑oriented mindset, a reminder that new pains will always arise, and a typical YouTube sign‑off encouraging likes and subscriptions.
Chapters
Ahmet ya, o kadar sana ihtiyacım vardı ki yani. Çok böyle hani... Ne oldu ki? Gerçekten içimi dökmeyin. Ya şimdi... Yani sanki hayatımda böyle her şey kötü gidiyormuş gibi. O kadar da hani biliyorsun pozitif düşünen bir insanım ben. Ama yani böyle para kaygılarım çok depreşti. sevgilim desen bir küsüz bir barışız falan bence sen şu anda çok daraldım ya
sen şu anda sorunlara odaklandın bence hayatta güzel şeylere odaklanmadın sorunlara hiç odaklanmıyorum bak
lütfen hep pozitif hep pozitif her sabah olunanlarımı yapıyorum ben bir kere hayır konusunda ne sorunu var? bak o kadar hani şeyim olmasına rağmen yine düzgün böyle olunanlarımı yapıyorum iltisasyonlarımı yapıyorum
tamam iş konusunda neler yapıyorsun? Bir iş planı çıkartmıştın.
İş konusunda mesela ya ben şimdi parayla ilgili, o para konumla ilgili bir sürü çalışma yaptım. Yani ben artık o para konusundaki dersimi aldım diye tam düşünürken yine o para akışına sıkıntılarım oluyor.
Çalışma yaptın derken yeni firmalarla mı anlaşma yaptın?
Şimdi o yeni firmalarla anlaşmalar gelsin diye. Meditatif çalışmalar yapıyorum.
Anlaşma yapmadın. Plan... Ya sen sene başında plan yapıyordun anladığım kadarıyla.
Evet, o planları yaptım ama olmuyor işte onlar. Böyle bir akışa giremiyorum. Bir akışta olamıyor.
Tamam işte planları yaptın. Planları yapmak için neler yaptın?
Pozitif düşünmeye kendime odaklıyorum. Yani daha ne yapabilirim? Yani pozitif düşün, pozitif çekersin kendini diyorum ben. Merhaba ben Gülen. Olumlu Düşün Olumlu Olsun videosuyla karşınızdayım efendim. Şimdi hayatta her şey istediğimiz gibi gitmiyor birçok zaman değil mi? Sevgilimizde yeterince ve mutlu olamadığımızı düşünüyoruz ya da hiç sevgilimiz olmuyor. işimiz olmuyor ya da mevcut işimizden, o işi koşullarından, onun getirdiği paradan mutlu olmuyoruz. Ve baya böyle bir sanırım 30 senedir falan olan ve bizim Amerika'dan ithal ettiğimiz şekilde de eğer pozitif düşünürsek hayatımızda o pozitifleri, o iyileri çekeriz diye bir yeni yaklaşım var. Secretler var. İşte istediğin hayatı yaratırsın, istediğin ilişkiyi yaratırsın gibi kafalar var. Bundan külliyen yanlış mı? Kesinlikle değil. Biz gerçekten hayatımızla ilgili hayal etmeliyiz ve o hayalleri de sonra gerçekleştirmeliyiz. Ben hem bilgisayar çalışmalarında hem de grup çalışmalarında buna yönelik birçok egzersiz de yaptırıyorum. Ama bu videoda bundan bahsetmeyeceğim. Acıdan kaçmak için hangi tuzaklara düşüyoruz? Ve o tuzaklara düştükçe hayatımızı aslında daha olumlu değil, nasıl daha olumsuzlaştırıyoruz? Ondan bahsetmek istiyorum. Şimdi bizim zihnimizde yarattığımız beklentilerimiz var. İlişkimizin böyle olması, paranın şöyle olması gibi. Ve ha bire o kapımızda yarattığımız o ideal beklentilerle mevcut hayatımızı karşılaştırıp neden olmuyor, ben buradaki dersimi hala veremedim mi, o kadar eğitime gittim, o kadar çalışma yaptım, neden olmuyor diye kendimizi suçlamaya, bazen de katıldığımız o eğitimdeki eğitmeni suçlamaya falan giriyoruz ve bütün aslında odağımıza, enerjimize o ideal durum ve benim şu anki durumun arasındaki karşılaştırmayı harcıyoruz. Şimdi bunu yaptığımda da ne oluyor biliyor musunuz? Hani ben olumlu, güzel hayaller kuracaktım. O hayaller gerçekleşecekti. Ben çıkıyorum. O hayal niye olmadı? Dersimi çalıştım da olmadı. Şundan olmadı, bundan olmadılar. Gittiğimde o olumlu düşün, olumlu oldum kafası, olumlu düşündüm olmadı şeklinde bir olumsuzluğa biniyor. Bir yandan da şunu biliyoruz. İnsan olmanın herhalde bir parçası bu olumsuzluklardan sürekli böyle kaçınmaya çalışmak. İşte ya direkt koşarak kaçacağız, ya hayır hayır olmaz diye böyle bir savunmalara gireceğiz. Ya da acıdan kendimizi uyuşturmak için kendimizi hissizleştireceğiz. Evet, bu doğal. Öte yandan, bu durum için bir takım yapabileceğimiz şeyler var. Biraz birinin onlardan bahsedelim istiyorum ben bu videoda. İşte bir, şunu yazacağım. Acı, hayatım, yeşil. Parçasıdır. Yani Positive Vibes Only dediğinizde reddettiğiniz acı aslında hayatta sürekli, her an karşımıza çıkabilecek bir şey. Ve acı karşımıza çıktığında neden acı çekiyorum demek, acıyı aslında bayağı duble yaşamımıza neden olacak. Peki neden acı çekiyoruz değil mi? Bana kalırsa bu sorunun çok net bir cevabı var. Çünkü biz acı çekmediğimizde genelde büyük dönüşümle içine giremiyoruz. Daha net olması için size şöyle örnek vereyim. Eğer olimpiyatlarda yarışacak bir atlet olmak istiyorsam baya onun acısı içine girmem gerekiyor değil mi? Baya orada çaba sarf etmem, kaslarımın acıması, kaslarımın sızlaması, belki ayaklarıma her akşam böyle ayak banyoları falan yapmadan uyuyamamam falan gerekiyor. Aynı şey bizler için de geçerli. Biz ne zaman ruhsal acıdan kaçmayıp, o ruhsal acının bize öğretmek istediği şeyi duyabiliyoruz, o zaman gerçekten dönüşebiliyoruz. Yeterince acı olmayınca, o acının içine bakmayınca, egomuz bizim değişmemizi istemiyor. Konfor alanımızı ve mevcut kimliğimizi korumamızı istiyor. O yüzden ikinci olarak da acı bizi dönüştürmeyecek. Bir iş yerinde çok acı çekeriz, ruhsal acı. O ruhsal acı bizi komplo alanımızdan çıkıp başka bir işe, hatta başka bir kariyere girmemizden vesile olur. Bir ilişkide çok acı çekeriz, ondan sonra ayrılırız ve başka bir ilişkide bambaşka şeyler yaşayabiliriz. Ama acının bizi dönüştürmesindeki kilit nokta, acının içinde kendimizi kaybetmek, acının acısından iyice böyle zevk alıp kendimizi arames bir şekilde acıya teslim etmek değil. Acıya gözlemci kalabildiğimizde, acının bize ne öğreteceğini anlamaya odaklandığımızda, acıya dönüştürmek, acıyı değiştirmek yerine, o zaman gerçekten acı bizi dönüştürüyor. Ama ne zaman acıdan kaçıya, bir an önce bu acı geçsinde oluyor odamız, o zaman acının bize öğreteceği şeyleri duyamıyoruz, dinleyemiyoruz. Acı bizi dönüştürmüyor. Aynı acılı ilişkiyi başka insanlarla yaşamaya devam ediyoruz. ya da bir şirketten ayrılıyoruz acıdan kaçınmak için. Ondan sonra aynı tip ilişkilerle hatta belki daha kötüsüyle başka bir iş yerinde daha karşılaşıyoruz. Yani ben gözlemci kavuluyorum bunu değiştirmek yerine. Bana burada ne oluyor? Benim burada neyi öğrenmeye ihtiyacım var? Hangi parçamın artık bırakılmaya, hangi parçamın büyümeye ihtiyacı var? Bunlara bakabildiğimde gerçekten o acı dönüşüyor başka şeylere. Ama bu şu demek değil. Başka acılar gelecek. Birli, ufaklı, küçüklü, büyüklü. Çünkü hayat sürekli değişecek. Ama şunu söylemek istiyorum. Acı çektiğinizde bile ona gözlemci olarak bakabildiğinizde o gerçekten çok ruhsal, çok spritüel bir deneyim. O sıradan bir acı çekme deneyimiyle alakası olmayan bir deneyim. Acı çekiyorum ama o acıya yukarıdan şefkatle bakıyorum, o gerçekten insanın çok büyük tahmin edeyim. Bunu çok anlatamıyorum ama çoğunuzun bir şekilde yaşadığını tahmin ediyorum. Bu ancak herhalde yaşanabilen sözlere, kelimelere dökülebilen bir şey. Ve son olarak şunu söylemek istiyorum. Bizim odamızda şey var ya, işte pozitif olsun her şey. Bunun yerine reddini odaklı. Hayatımda her şey pozitif olsun kafası. biraz narsistik tarafımızın aslında kafası. Yani daha çok benim param olmalıydı. Benim daha iyi bir ilişkim olmalıydı. Benim sevgilim öyle değil böyle olmalıydı. Evim şöyle değil böyle olmalıydı. Yani burada hep bana ne geliyor, ben ne alıyorum var. Onun yerine ben ne üretiyorum? Ben hayata ve insanlara neyi sunacağım? Kafasına geçtiğimizde yani ürettiğimiz şeye odaklandığınızda İnanın acı da gelip geçen bir şey oluyor. Ben orada önüme çıkan engellere o kadar da böyle aflanıp patlamıyorum. Onun yerine bu engeli nasıl aşabilirim? O engel bana ne öğretiyor? Ondan nasıl çıkabilirim? şeklinde bir kafada oluyorum ki sanırım esas olumlu olduğum kafada orası. Geçenlerde bir özlü söz okudum. Yeterince acı çekmediğiniz için acı çekiyoruz diye. Size bu güzel sözle baş başa bırakıyorum. Bu videoyu beğendiyseniz beğen butonuna basmayı ve kanalıma abone olmayı unutmayın.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









