Bu video, Gülen Gündüz Yılmaz tarafından sunulan bir eğitim kesiti olup, polivagal teorisinin temel prensiplerini ve özellikle ventral vagal durumunu detaylı bir şekilde açıklar. Konuşmacı, sinir sistemimizin güvenlik algısına dayalı risk hesaplamasını, evrimsel olarak üç ayrı vagal yol (dorsal vagal, sempatik, ventral vagal) üzerinden nasıl organize ettiğini anlatır. Dorsal vagalın eski, donma tepkisi; sempatik sistemin savaş‑kaç yanıtı; ventral vagalın ise güvenli, sosyal ve düzenlenmiş bir durum sağladığı vurgulanır. Ventral vagalın fiziksel ve duygusal işaretleri (kalp hızı regülasyonu, göz teması, sesleri filtreleme, rahatlık, özgürlük hissi vb.) somut örneklerle betimlenir. Dikkatin yönlendirilmesi, ortak‑regülasyon fırsatları arama ve başkalarını sakinleştirme becerileri gibi sosyal etkileşim yetkinlikleri ventral vagalda nasıl ortaya çıkar açıklanır. Ayrıca, ‘resilyans’ (dayanıklılık) kavramı tanıtılır; sinir sistemi dayanıklılığını artırmanın önemi ve bunun için uygulanabilecek pratik yaklaşımlar (ör. tenis öğrenmek, farkındalık) örneklenir. Kişisel deneyimler ve aile geçmişi üzerinden, bireylerin farklı sinir sistemi eğilimlerine (ansiyete, donma, depresyon) sahip olabileceği ve bu eğilimlerin geliştirilerek ventral vagal duruma kaydırılabileceği vurgulanır. Video, izleyiciyi bu farkındalıkla kendi sinir sistemini müttefik olarak görmeye, biyolojiyi düşman yerine bir destek kaynağı olarak yeniden çerçevelemeye davet eder.
Chapters
Şimdi polyvagal teori şöyle geçiyor sevgili arkadaşlar, güvenliğin bilimi. Biz sinir sistemi olarak yeterince sinir sistemimiz güvenli hissedebilirse o zaman yaşamanın risklerine girebiliyoruz, yaşamanın risklerini alabiliyoruz ve hayata aşık olabiliyoruz. Öbür türlü hep survival'dayız, hep hayatta kalmadayız. Bizim sinir sistemimiz sürekli risk hesaplıyor. O risk hesaplamayı bir takım sinyalleri okuyarak hesaplıyor ve çocuklukta Sizin de benim gibi çok ideal, mükemmel anne-babanız, mükemmel bir okul ortamınız, mükemmel bir hiçbir acının olmadığı, hiçbir zorluğun ve sıkıntının olmadığı bir ülkede doğmadıysanız şahit, O zaman sinir sisteminiz zaten çocuklukta, gençlikte daha fazla nerede tehlike varı okumaya göre programlanıyor. Sinir sisteminiz nereden daha kolay, regüle oluruma göre programlı değil, nerede ne tehlike var, o sinirle okuyayıma programlanıyor. Şimdi buradaki yaklaşımımız ne olacak? Buradaki yaklaşımımız biyolojimizi anlamak. ve biyolojimizle savaşmak yerine, biyolojimizi bir düşman olarak görmek yerine, ki modern dünyada bayağı bir biyolojimizi biz düşman olarak görüyoruz. Biliyorsunuz hastalıkla savaş dernekleri var. Kanserle savaş, veremle savaş falan. Yani aslında biyolojimizle savaş açıyoruz biz. Bütün modern tıp da bunun üzerine kurulu bu arada. Hani ağrın mı var ağrıyla savaş, hani onu yok et, ağrıyı yok et gibi. Ne yapmak istiyoruz? Sinir sistemimizi anlayacağız. Onu müttefik yapacağız kendimize. Düşman yerine. Şimdi polyvogel teorinin 3 tane prensibi var. Birinci prensibi 3 tane, şimdi size göstereceğim. 3 tane yol var sinir sistemimizin kullandığı. Ya da 3 tane mekanizma gibi düşünün. En alttan dorsal vagal dediğimiz yer ya da daha Türkçe danduğunu söyleyeyim. Dorsal vagal. Ortada sempatik sinir sistemi, en üstte de ventral vagal var. Birinci prensip bu üç tane yol olduğunu söylüyor bize ya da üç tane sinir sistemi durumu da diyebiliriz bunlara. Ve bunlar bir evrimsel sırayı takip ediyorlar. Evrimsel sıra ne peki? Evrimsel sırada, buyurun burada sevgili arkadaşlar. Dorsal vagal 500 milyon yıllık. Bizim en en en eski omurgalı atalarımızla paylaştığımız sinir sistemi. Donma tepkisi veriyor sinir sistemimiz burada. Sempatik sinir sistemi savaş ya da kaç ve en üstte de ventral vagal. Burada biz hem güvende hissediyoruz hem de sosyalleşiyoruz. Bu arada sosyalleştikçe ventral vagal de oluyor bizim sinir sistemimiz. O da 200 milyon yıllık ve insan olarak en gelişkin bizde olan ama başka memeli hayvanlarda da olan bir arada olduğunda birbirinden tetiklenmeyip, demin Gözde'nin anlattığı, o birbirinin hani gözüne de bakıp yüzümüzün güldüğü yer burası. En altta donma var, ortada sempatik sinir sistemi var ve en üstte de ventral bagaj var. Güvendeyim ve sosyalim burada. Zentral Vagal'de biz sıcak hissediyoruz. Yani psikolojik olarak sıcak hissediyoruz. Rahat ve güvende hissediyoruz. Burada yakınlık var. Bu şöyle bir his. Hani çok böyle sevdiğin bir arkadaşınla buluşursun, onunla böyle derin muhabbetlere girersin. Bazen ağladığın da olur ya da böyle derin derin arada susup birbirine baktığın. Bazen ay kalk bir sana sarılayım. İyice abartıyorum ki onun niteliği nasıl bir şey, iyice canlansın diye. Gülmenin kahkahanın olduğu yerde burası. Burada bağlantı var sevgili arkadaşlar. Bağlantıdayım burada. Hem karşımdakiyle hem kendimle. Kopup gittiğim bir yer değil. Burada huzur var. Sevgilimizle ya da kedimizle sarılıp kanepede yattığımız an burası. Bu arada burada özgürlük de var. Hani istersem orada kalabilirim, istersem oradan ayrılabilirim. Seçeneklerim bol. Mecburiyetlerim yok buradan. Burada kalp hızım regüle. Burada insanların yüzüne bakabiliyorum. Yani kalp kalbe ve yüz yüze. Gözden göze bir bağlantı var burada. Burada baya bir karşımdakinin konuşmasına ya da güzel bir müziğe konsantre olabiliyorum. Ve dışarıdaki gürültüyü ya da başka sesleri de duymuyorum. Burada seçenekler çok demiştim. Baya büyük resmi görebiliyorum olayların dünyanın arkasındaki. Burada mutluyum, aktifim, ilgiliyim. Burada dünyayı güvenli, eğlenceli, huzurlu bir yer olarak görüyorum. Arada bir şey beni dysregüle edebilir ama tekrar oraya hemen dönebiliyorum. Bunu yönetebiliyorum burada. Organizayım, planlar yapıyorum. O planları takip edip uyguluyorum. Aynı zamanda oyuna ve eğlenceye de açığım. Genel bir well-being hali içindeyim burada. Ve burada, demin de söyledim, kalbim iyi. Tansiyon iyi, bağışıklık sistemim iyi, hastalıklara yakalanma olasılığım burada düşük. Yani ventral vagalde olmak, dış dünyanın harika olması, her şeyin mükemmel olması manasına gelmiyor. Dış dünyayı ben olduğu gibi, büyük resmi görerek görüyorum. Kendimi regulasyon sinyallerine yöneltebiliyorum. Kendi stresimi ya da stresimi tetikleyen objeleri görebiliyorum. Onu yönetebiliyorum. Çok sayıda seçeneğim olduğunu görebiliyorum. Yani ya bunu, ya bunu yapmak zorundayımlar var ya zihnimizde. Oradan da anlayabilirsiniz. Ya bunu, ya bunu yapacağım ya. Mecburum. Kafası Venture Vagal'de yok. Ve Venture Vagal'de hem destek olmaya hem de destek almaya açığım. Zaten opsiyonlarımın çok olmasının nedenlerinden biri de bu. Şimdi biraz söylediğim şeyler var ama onları bir tekrar edeceğim. Burada benim dikkatim nereye yönelik diye sevgili arkadaşlar. Bu konu önemli. Dikkatimi bir kere yönlendirme kapasiten var her şeyden önce. Yani asık suratlı olan ve düşmanca bakan insana değil de daha yüzüme gülümseyen insana yönlendirebiliyorum burada dikkatimi. Ya da odadaki tabloya bakıp o tabloya da yönlendirebiliyorum dikkatimi. Yani dikkati yönlendirme becerisi. Peki dikkatim nereye yönelik? Bir bağlantı kurmaya yönelik. 2. Bununla ilişkili ama 2 olarak ben bunu yazmışım, öyle de söylemek istiyorum. Co-regülasyon fırsatı arıyorum. Yani aktif olarak bunu arıyorum. 3. Başka insanları sakinleştirme becerim var. Başka insanlardan da sakinleşme becerisi de almaya becerim var buradan. Burada dikkatim hem konuşmaya hem de dinlemeye yönelik. Ve dikkatim hem sunmaya, vermeye hem de almaya yönelik. Yani başka insanlara ben ne verebilirim? Bu arada ben ne verebilirim? Gülümsememi vermek de bu arada vermek. Ve ne alabilirim? Dikkatim burada. Angacayım burada. Başka insanlara, doğaya, hayvanlara. Amacımız sinir sistemi dayanıklılığını arttırmak. Şimdi bu dayanıklılık olarak Türkçe'ye çevriliyor ama dayanıklılık bizim bu şekilde de kullandığımız bir kelime değil çoğunlukla. O yüzden ben İngilizce bilenler için İngilizcesini de söylemek istiyorum ki Çiğdem yazdı. Resiliyans. Türkçe'de bazen dayanıklılık olarak değil de resilyans falan olarak da geçiyor Türkçe'de. Biz bu dayanıklılığımızı arttırmak istiyoruz. Ve bu dayanıklılık gerçekten artıyor sevgili arkadaşlar. Ben şeyi söyleyeceğim. Regülasyon becerisini bayağı geliştirmiş bir insanım ben. Ama ve lakin benim doğal temayülümle bayağı kaygı üreten bir sinir sistemim var. Neden? İşte annem de öyleydi. O anne. Büyüdük. Benim kız kardeşimle buradaki bazı arkadaşlar tanırlar aynı şekilde kaygılı. Yani şunu söylemeye çalışıyorum. Bunlar geliştirilebilecek şeyler. Tekrar tenisten örnek vereceğim. Tenis oynamayı öğrenmek gibi. Bazılarımız daha fazla sempatik sinir sistemine düşüyor. Bazılarımız daha fazla o donmanın olduğu dorsal vagal'e düşüyor. Yani bazılarımız daha ansiyeteye, bazılarımız daha donmaya ve depresyona eğilimli oluyor. Öte yandan ventral vagal de olmayı arttırmak mümkün. Art of Existence eğitimlerinden kısa bir kesit paylaştık sizlerle. Eğer bu içerik sizde minnak bir farkındalık, minnak bir hissiyat yarattıysa lütfen yorumlarda bizimle paylaşın. Yeni içeriklerde görüşmek üzere.