
In this conversational video, Gülen Gündüz Yılmaz and her guest Levent discuss the psychological concept of projection (yansıtma). They begin by defining projection as the mind’s way of interpreting reality by mapping external objects, events, and people onto internal schemas, noting that all perception involves some form of projection. The dialogue distinguishes between healthy, neutral projections (e.g., planning a trip, packing a suitcase) and unhealthy, defensive projections that arise when a person rejects parts of themselves and blames or criticizes others. They explain why people fail to notice their own projections: the rejected inner material creates a comforting illusion of safety, while the external blame prevents personal empowerment. Childhood conditioning and cultural “meliler‑malılar” (beliefs) are identified as root causes that teach people to suppress authentic feelings, leading to repeated patterns such as labeling confident people as arrogant or attributing personal insecurities to others. The speakers illustrate how unhealthy projections damage relationships—romantic, familial, and professional—by reducing others to single traits (e.g., “he is cheating,” “she is too masculine”). They argue that unexamined projections block deep connection and personal growth. To work on projections, they propose two main avenues: group facilitation sessions where participants safely trigger and observe projections, and individual therapy that explores suppressed parts and develops neglected qualities. A concrete exercise is offered: write down five to ten situations where you feel irritated with others, note the specific trait you object to, read the statements aloud, and then reflect on how that trait mirrors an aspect of yourself. The video ends with a call for viewers to share their reflections and to subscribe for future content.
Chapters
Biz neden göremeyiz projeksiyonlarımızı? Çünkü orada reddettiğimiz bir durum var. Ve sağlıksız projeksiyon yaparak beslendiğimiz bir hikaye var. O hikayede şöyle, biz başka insanları suçlayarak, başka insanları beğenmeyerek, başka insanları eleştirerek dönüp kendimizde ne oluyora bakmamanın konforunu yaşıyoruz. Bu aynı zamanda konforsuzluk. Çünkü başka insanları suçladığında kendi hayatının gücünü eline alamazsın. Kendini gerçekleştiremezsin bu hayattan.
Bu söylediklerini çok iyi anlıyorum. Geçmişte olamayıp, işte gıcık kapıp, ondan sonra olduktan sonra anlıyorsun. Fakat şu anda bende ne var mesela, onu algılamak zor.
Evet. Sana dair neler söylüyor, hangi parçanı bastırdın, hangi parçanı geliştirmedin, biz onlara bakarak oradan o kişinin, o özelliklerine sahip çıkmasıyla ilgili çalışmalar yapıyoruz. Bugün projeksiyon yani yansıtma konusuyla karşınızdayız. Şimdi projeksiyon yansıtma konusu benim baya bir aslında başka videolarda da değindiğim, anlattığım. Hatta gölge konusunda bir tane canlı yayın yapmıştım. Onu da YouTube'a koymuştuk. Orada da baya ayrıntılı bahsettiğim bir konu ama projeksiyona özel bir video hiç çekmemiştik. Şimdi projeksiyon konusu böyle insanların tam olarak bütün çerçevesiyle bildiği bir konu değil benim anladığım kadarıyla. O yüzden şimdi Levent'e soracağım öncelikle. Levent projeksiyon deyince senin aklında neler canlanıyor?
Yani yansıtma geliyor benim aklıma yani. senin kendinde eksik olanın karşı tarafta fazla olması veyahut da eksik olmasını senin fazla rahatsız etmesi. Sana bir mesaj veriyor yani bu. Senin ne gıcık ediyorsa bunun sana verdiği bir mesaj var.
O mesaja dönüp bakacağız diyorsun.
Evet ona dönüp bakmamız gerekiyor. Ben bunu defalarca yaşadım. Hayatım boyu yaşadım aslında. Belki 5-6 yaşlarından beri yaşıyorum. Çünkü 5-6 yaşlarında başka çocuklara gıcık oluyordum mesela. Ama sonra o geçti. Başka bir şeye dönüştü. Sonra o da geçti. Başka bir şeye dönüştü.
sürekli farklı insanlara farklı projeksiyonlar yapıyoruz. Peki şimdi projeksiyon tanımından aslında başlayalım. Demin Levent'in bahsettiği yani tetiklendiğimiz durumlar bizim aslında sağlıksız yaptığımız projeksiyonlara örnek. Biz aslında bütün dünyayı projeksiyonla algılıyoruz. Yani şu bardağın içerisinde su var dediğimizde bile bu bir projeksiyon. Çünkü bardağın içindeki de su bizim için. Bir şelaleden akan su da su. Aynı zamanda denize gittiğimizde oranın da su olduğunu biliyoruz. Yani biz hep bir şeyleri bir şeylere benzetiyoruz. Kendi bilgimizden, kendi hayat deneyimizden yola çıkarak. Yani küçücük bir çocukta bile konuşmaya başladığı anda hayatı anlamlandırması hep bir takım şeyleri başka şeylere benzeterek ve genellemeler yaparak biz hayatı anlamlandırıyoruz. O nedenle projeksiyon tanıma tek başına sağlıklı ya da sağlıksız diyemeyiz. Hayatı anlamlandırma biçimimiz aslında projeksiyonla.
Yani kendimizde neye bakmamız gerektiğini karşı taraf bize söylüyor.
Şimdi orası insan ilişkileriyle ilgili yaptığımız projeksiyonlar aslında. Şimdi projeksiyonların aslında çeşit çeşit projeksiyonlar var. Hayatı anlamlandırma, onu aslında hayatı işleme, hayatın bize gönderdiği verileri işleme mekanizması ya bu projeksiyon. Mesela geleceğe yönelik plan program yaptığında da bir projeksiyon yapıyorsun. Yani sen ben böyle bir ev tutayım, şu kadar para vereyim, bu kadar gelirim var diye bir hesap kitap yaptığında da ileriye yönelik anlamlandırma yaparsın ya, o da bir projeksiyondur. Ya da bavul hazırlıyorsun. Bavul hazırlamanın kendisi de bir projeksiyon yaparak bavul hazırlarsın. Dersin ki ben Kaş'a gideceğim. Temmuz ayında hava sıcaklığı 30-40 derece olacak. Ona göre bir projeksiyon, ileriye yönelik bir yansıtma yaparak bavulunu hazırlarsın.
Peki biz hangi projeksiyonu konuşacağız şimdi?
Öncelikle şeyi anlamak gerekiyor. Yani projeksiyonsuz bir hayatı sürdürme biçimimiz yok bizim. Her şeyimiz bir değerlendirme. Bu bundan böyle oluyor, şundan şöyle oluyor. Geleceğe yönelik projeksiyon yapma. Ya da aslında sanat eseri yaratmanın kendisi de bir projeksiyon. Çünkü içindekini dışarıya yansıtıyorsun. Yani bütün hayatı yaşama şeklimiz projeksiyon ve bunu yapmasak biz yaşayamayız. Bunu yapmasak hiç ilişki de kuramayız. Bunu yapmasak geleceğe dair planlar da yapamayız. Bugün aman iyi konuşacağız. Bunun daha sağlıksız taraflarını konuşacağız. Bu genellemeler... Bu içimizde kendi bilgimizden, deneyimizden yola çıkarak yarattığımız bu böyledir, şu şöyledir. Levent şu anda gözünü kısıp bana bakıyor. Demek ki Levent sinirlendi. Ya da demek ki Levent konsantre bir şekilde beni dinliyor. Şeklinde yaptığım yorumlar da projeksiyon. Bu ne zaman sağlıksız oluyor? İşte onları konuşalım.
Sağlıksız tam beni rahatsız etti mesela. Sağlıksız demek yerine fazla kendimizle ilgili çalışmayıp, öteleyip, fazla ertelediğimiz şeyler bir yerden sonra artık aşırı ihtiyaç haline gelmeye başlar ve artık başkalarından nefret etme veyahut da onlara sinir olma durumunda abartı duygular haline getirmeye başlar. Yani aslında sen o kadar süre çalışmamışsın ki artık onları görmek bile istemiyorsun.
Evet.
Mesela benim özgüvenimin hiç daha yeşermediği yıllarda, 20'li yaşların en başında, 19 yaşlarında falan özgüveni yüksek kişileri hiç sevmezdim ve sinir olurdum onlara.
Hatta ona özgüveni yüksekti demezdim muhtemelen. Genelde kendimizin özgüvenle ilgili bir konusu olduğunda, bir çalışma konumuz olduğunda biz Başka insanları mesela kibirli olarak değerlendirme. Yani kibir projeksiyonu yapmak eğilimimiz olur. Mesela şimdi bu videoyu izlerken örnek verelim. Mesela Fatih Terim'e ''ay iğrenç bir adam ya, çok gıcık.'' diyorsa orada özgüven konusuyla ilgili bir konumuz var muhtemelen. Kibirle ilgili bir konumuz var muhtemelen. Sanır çizme ile ilgili bir konumuz var muhtemelen gibi gibi. Yani bizim çok gıcık olduğumuz, bizi çok tetikleyen insanlar ya da insan özelliklere bizim hangi özelliğimize gördüğümüz, görmediğimiz, o tarafımızı ne kadar kabul edip etmediğimizle ilgili bize çok derin mesajlar sunarlar.
Bu söylediklerini çok iyi anlıyorum. Geçmişte olamayıp, işte gıcık kapıp, ondan sonra olduktan sonra anlıyorsun. Fakat şu anda bende ne var mesela, onu algılamak zor.
Evet. Şimdi sağlıksız projeksiyon yansıtma yapmanın en büyük tehlikesi ne? Yani oradan başlayalım. Biz neden göremeyiz projeksiyonlarımızı? Çünkü orada reddettiğimiz bir durum var. Ve sağlıksız projeksiyon yaparak beslendiğimiz bir hikaye var. O hikayede şöyle, biz başka insanları suçlayarak, başka insanları beğenmeyerek, başka insanları eleştirerek dönüp kendimizde ne oluyora bakmamanın konforunu yaşıyoruz. Bu aynı zamanda konforsuzluk. Çünkü başka insanları suçladığında kendi hayatının gücünü eline alamazsın. Kendini gerçekleştiremezsin bu hayatta. Ama sana böyle küçük Minik mutluluklar verir. Ayy adına da iş yok ya. Ne kibirli bir insan. Ya da kadınların erkekler. Erkeklerin kadınlar. Ya da kadınların başka kadınlar hakkında böyle konuşmaları. Onlar hakkında bu şekilde konuşmalar yaptıkça Ya da bir ilişkin var. O ilişkide olduğun sevgilin hakkında konuşarak kendine bakmazsın. Hep sorun ondadır. Sen onu düzeltmeye çalışırsın. İşte dersin ki benim sevgili eşim aslında ne kadar büyük potansiyeli var. O potansiyelini gerçekleştirmiyor. Ya da erkeksin. İşte benim sevgilim aslında çok güzel bir kadın ama bir kendine baksa hiç kendine bakmıyor dersin. O özelliğin seni neden rahatsız ettiğine bakmamanın öyle sağladığı geçici ve sahte bir konfor var sana. Sahte bir mutluluk var. Onun için biz bunu devam ediyoruz. Peki gerçekte neden projeksiyona başvuruyoruz? Çünkü bize çocukken öğretilen bir sürü meliler malılar var. Şimdi hemen daha böyle somut örneklerle girelim. Mesela kibirden, özgüvenden bahsettik ya. Eğer çocukken bizim kendimizi, kendi duygumuzu, düşüncenizi ifade etmek bize serbest değil idiyse, biz bir şey söylediğimizde çocuklar öyle konuşmaz, çocuklar öyle konuşmamalı. bize dendiyse o zaman biz kendimize o şekilde yani bir Fatih Terim edasıyla ya da Fatih Terim'i yüz görüyorsak elli edasında elli gücünde kendimizi ifade etmeye izin vermeyiz. O zaman Fatih Terim'den tetikleneriz. Ya da işte bakımlı bir nasıl diyeyim böyle bakımlı yüksek enerjiyle bulmuyorum hayatımdaki kadını. O zaman acaba sana çocukken bakımlı olmak için, süslü olmak için, istediğin renkte kıyafetler giymen için bir erkek olarak ne kadar izin verildi? Yoksa sana öğretilen meli malı erkekler o kadar da kendine bakmaz, bakmamalı meli malısı mı öğretildi? O zaman sen kendinde olmayanı başkasından almak isteyeceksin ve hep başkasına projeksiyon yapacaksın. Nasıl geldi? Bunlar kulağa.
Şimdi biz bu projeksiyonu yaptık. Yaptık da o anda yapan kişi bir dakika, bir dakika ben şu an projeksiyon yapıyorum. Benim kendimi düzeltmem lazım falan deyip herhalde geri dönüp nasıl çalışacak? Veyahut da bir de bunu diyeyim ki karısı dedi ki şu an projeksiyon yapıyorsun falan dediğinde hemen kabullenip bir dakika, bir dakika ben odaya geçip bir düşüneyim. Bunlar nasıl olacak? Yani bunu doğal bir şekilde hayatımıza ben nasıl katacağımızı anlamadım. Nasıl katacağız? Doğal bir şekilde nasıl katacağız?
Çok güzel bir soru. Şimdi oraya gelmeden önce bir neden projeksiyonlarımıza bakmalıyız biz yetişkin insanlar olarak. Biraz daha orayı açayım mı? Orada bir kabulüm yoksa yani ben projeksiyonların üzerinde şu şu şu nedenlerle çalışmayı seçiyorum demiyorsam zaten nasıl çalışacağımın da çok bir önemi de yok ya. O yüzden biraz daha orayı açalım. Şimdi projeksiyonlarım üzerinde çalışmazsam ben bir kere derin bağlantı kuramıyorum insanlarla. Bu en önemli şeylerden bir tanesi. Çünkü seni özgüvenden tetikleniyorsam seni sadece kibirli tarafını görüyorum ve senin başka yüzlerce, binlerce özelliğin var. Seni bütün insan olarak bir kere göremiyorum. Bu özellikle kadın erkek ilişkilerinde de inanılmaz inanılmaz geçerli. Yani karşımızdaki insanın birkaç özelliğine takılıp o insanı bütün olarak göremiyoruz.
Görmeyelim.
Hıhı.
Görmeyelim. Ne olacak?
Görmediğimizde ne oluyor? Ben o insanın farklı farklı bir sürü özelliğiyle temas kuramadığımda senin sadece şu bölgenle temas kurduğumu düşün. Şuradan bakıyorum. Tatmin edici bir ilişki yaşayabilir miyim seninle? Kibirli, kibirli ya da işte bakımsız, bakımsız. ya da cadı, ya da ay ne kadar böyle abuk sabuk kahkaha atıyor, ya da ne kadar ağlak, ya da ne kadar ay duygusuz. Yani sadece belli bir özelliğe yansıtma yapıyorum ben. O nedenle derin bağlantı hani diyoruz ya ruh eşi vs. falan. Şimdi bunlar doğru insanı aslında bulmaktan ziyade ben ne kadar yansıtmalarımın farkındayım. Çünkü o yansıtmadan da, şimdi ikinci adıma geçeceğim Levant, ben o yansıtma üzerinde çalışınca kendi sahiplenmediğim, geliştirmediğim özelliklerimi geliştirmeye başlıyorum ve ben de daha bütün bir insan olmaya başlıyorum. Ve ancak ben seni daha bütün görebilirsem ve kendim de daha bütün olmaya doğru bir yolculuk yaparsam, ilişkilerimde, kadın-erkek ilişkisi, müdürümle ilişkim, çocuğumla ilişkimde çok daha derin ilişki, beni tatmin eden, doyumu ulaştıran ilişkiler kurabilirim.
Evet. Aklıma bir örnek geldi kendimle ilgili. Mesela benim askerde benim bölük komutanımı çok kendini beğenmiş ve kibirli olarak görürdüler. Fakat ben onu hiç öyle görmezdim ve onunla ilişkim çok güzeldi ve ondan çok şey öğrendim. Onu öyle görmeye devam edenler onunla ilişki kuramayıp aynı zamanda da beraber doğru düzgün çalışamadılar. Sonunda ne kaybetti? Hem kümülatifte onlar çalışamamış oldular ve iyi bir ilişki kuramadıkları için belki de kariyerlerinde yükselemediler. Aynı zamanda ondan öğrenmeleri gereken hiçbir şey öğrenemediler.
Çok güzel bir örnek.
Ama ben 11 ayda dünyanın şeyini öğrendim yani ondan.
Çok güzel bir örnek. Aynen işte kibirli diye bir insanı etiketlediğinde ve sadece o özelliğini gördüğünde ondan alabileceğin ya da senin ona verebileceğin o derin ilişkiyi asla kuramıyorsun. Kadın-erkek ilişkileriyle ilgili birkaç tane projeksiyon örneği verelim mesela. İşte erkekler aldatır mesela. Büyük bir projeksiyon. Ya da spesifik projeksiyonlar. İşte benim kocam yeterince eril değil. Şimdi bu projeksiyonlarda, erkekler aldatırda mesela, o erkekler aldatırla ilgili bir sana öğretilen çocukken meli malılarına bakman lazım. İki, senin aldatmayla ilişkine bakman lazım. Yani senin karşı cinsi aldatmaktan ne kadar korkuyorsun sen sevgilini? Senin oralardaki kabullerin ne? Aldatan insanı mesela namussuz diye etiketliyorsan, öyle bir melin malın varsa aldatmanın olabileceğine dair kabullerin nerede orada? Yani bakabileceğin aslında dönüp kendine o kadar çok şey var ki. Bunlar üzerinde çalışınca hayatımı mesela kontrol edemeyeceğim. Aldatmanın olabileceğini ama aldatmaya göre hayatımı yaşamayacağımı, insanlara güvenmenin aslında beni büyüteceğine dair. Bir sürü bir sürü yere gidebilirim. Çok ayrıntılı şeyler söyledim ama yani burada kendine doğru bir yolculuk yaptığında bunlardan çok farklı şeyler de çıkabilir. Oradaki meli malılarını dönüştürdükçe, kendine farklı izinler verdikçe senin hayatın büyüyecek. Senin hayatın büyüdükçe de karşıdaki insanla yarattığın ilişki daha doyumlu, daha büyük bir ilişki haline dönüşecek. Şeyden de bahsedelim. Benim kocamın erili ağız projeksiyonu. Mesela benim kocamın erili ağız bizim yaptığımız bir projeksiyon kadınlar olarak ve o zaman ne yapıyorum? Sana projeksiyonumu yaptım. Oh ben rahatım. Kendi dişiliğim üzerine çalışmama gerek yok. Kendi erilim üzerine de çalışmama gerek yok. Eril sen olacaksın. Ben sağlıklı erili geliştirmesem de olur. Dişili geliştirmek. Dişili geliştirmesem de olur. Sorun çünkü sende. Yani özetle projeksiyonlarım, yansıtmalarım üzerinde çalışmazsam ne ben bütün bir insan olabiliyorum ne de kurduğum ilişkiler bütün oluyor. O nedenle projeksiyonlar üzerinde çalışmak önemli. Şimdi projeksiyonlar üzerinde nasıl çalışabiliriz? Projeksiyonlar üzerinde aslında kolaylaştırıcının olduğu grup çalışmaları çok etkin bu konuda. Sen de içimdeki çocuğa katıldın grup çalışmasına. Biz orada baya bir projeksiyon çalıştık ve bitti mi bitmedi biliyorsun. Projeksiyonu çalıştık çalıştık. Sonra bir çalışmada yoğun bir projeksiyon çıkışı oldu. Bilmiyorum hatırlıyor musun onu? Detayına girmeyeceğim ama. Sonra en son gün tekrar projeksiyon çalıştık. Yani projeksiyonlar böyle katman katman, soğan kabuğu gibi düşünmek lazım. Ama çalıştıkça da gerçekten insanların hayatı genişliyor, büyüyor. Şimdi bir yöntem o, grup çalışmaları. Çünkü grup çalışmasında bir sürü insan, bir sürü insandan tetiklendiği için o tetiklere bir kolaylaştırıcının ve o çemberin güvenli ortamında çalışmak son derece etkin. Birinci yöntem bu. İkinci yöntem bireysel destek almak. Bireysel koşul, bireysel terapi. Orada da kişi gelir, işte kocamın şununla gıcık oluyorum, müdürümün şununla gıcık oluyorum, sevgilimin şununla gıcık oluyorum diye. Orada o özellik sana dair neler söylüyor, hangi parçanı bastırdın, hangi parçanı geliştirmedin. Biz onlara bakarak oradan o kişinin o özelliklerine sahip çıkmasıyla ilgili çalışmalar yapıyoruz. Şu anda bu videoyu seyrettin ve şu anda ne yapabilirim diye düşünüyorsan o zaman da çok küçük bir alıştırma önerebilirim sana. otur ve başka insanlarda gıcık olduğun şöyle bir 5 tane 10 tane ne kadar yazmak istiyorsan belki 1 tane yazmak sana şu anda iyi gelecek onları yaz ama özelliği de yaz yani ben sevgilime gıcık oluyorum diye yazmam sevgilimin bencil olmasına gıcık oluyorum bencil olmasından nefret ediyorum gibi yaz Bu cümleleri yazdıktan sonra cümleleri yüksek sesle okuyorsun tek tek ve her cümleden sonra tıpkı benim gibi diyorsun. Yani benim sevgilim çok bencil biri. Sonra diyorsun ki tıpkı benim gibi. Çünkü kendinde olmayanı başkasında göremezsin. Sen kendi bencil tarafına ne kadar sahipleniyorsun? Bencil olmaya ne kadar izin veriyorsun? Bencil olduğunu ne kadar görebiliyorsun? O nedenle tıpkı benim egzersize bu parçalarına minik minnak bir giriş yapmanı sağlayabilir. Ve yazdığınız cümleleri lütfen bizimle paylaşın. Bakalım hangi projeksiyonlar çıktı içinizden? Ve tıpkı benim gibi egzersizini yaparken hangi konforsuz duygular canlandı sizde? Çünkü genelde konforsuz duygular canlanıyor projeksiyonlarımızla çalıştığımızda. O duyguları da yazarsanız çok mutlu oluruz. Umarız bu video sizin için açıktır, nettir. Bu arada tam olarak anlaşılmayan konular varsa onları da yazın. Belki onlara spesifik videoda çekeriz. Projeksiyonlarımızın farkında olduğumuz, projeksiyonlarımız üzerinde çalışıp hayatımızı, ilişkilerimizi büyüttüğümüz bir yaşamımız olsun hepimizin. Bu videoyu beğendiyseniz lütfen kanalımıza abone olun, videomuzu beğenin ve güzel yorumlarınızdan bize bırakın ki biz de yeni videolar çekmek için motive olalım. Değil mi Levent?
Evet, aynen öyle.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









