
Bu video, Gülen Gündüz Yılmaz ve Levent'in diyaloğu üzerinden, ilişkilerin "yatırım" olarak görülmesi, içsel baba (inner father) kavramının ilişki seçimindeki kritik rolü ve bireyin kendi gölgeleri, projeksiyonları ile nasıl başa çıkması gerektiği üzerine derinlemesine bir tartışma sunar. Konuşmada, kişinin kendi içindeki çocuk, ergen, anne ve baba figürlerini tanıması, bu içsel dinamiklerin dış ilişkideki yansımaları ve yanlış partnerlere çekilme nedenleri ele alınır. Doğru partneri değerlendirirken vizyon, sorumluluk, taahhüt ve projeksiyon farkındalığı gibi kriterler vurgulanır. İlişkinin yavaş, bilinçli ve sınırlarla yönetilen bir süreç olması gerektiği, aşırı hızlandırmanın ve duygusal baskıların ilişkideki dengeyi bozabileceği anlatılır. Ayrıca, yargısız bir destek sistemi, objektif gözlemci arkadaşlar ve koçların rolü, açık iletişim ve duygusal kendini bildirme pratiğiyle ilişkiyi beslemenin önemi vurgulanır. Video, ruhani çekim, karmalar ve platonik aşamaların da farkında olunması gerektiğini belirterek, izleyiciyi içsel babasını geliştirerek daha sağlıklı ve doyumlu ilişkiler kurmaya yönlendirir.
Chapters
Neden o hayal ettiğimiz doyumlu ilişkiyi yaratamıyoruz? Ne olursa yaratırız. Karşımıza çıkan insanların bizim için doğru partner olup olmadığını nasıl anlarız? Bütün bu konulara değineceğiz. Biz eğer kendi gölgemizde sahiplenmediğimiz çok özellik varsa o özellikleri gördüğümüz insanlara maalesef çekiliyoruz. Yani kendi hayatımda güveni yaratamıyorsam, kendi hayatımda estetiği yaratamıyorsam o zaman istiyorum ki güveni bu erkek versin bana, estetiği bu kadın versin. İlişki hızlı bir şekilde o insanla seviştiğimde ilerlemiyor. Sen ne kadar kendini ifade ediyorsun saklamadan, gizlemeden ve bu arada karşındakini suçlamadan. Karşındakini ne kadar duyabiliyorsun, onun ihtiyaçlarını ne kadar duyabiliyorsun? Buralarda ilerlediğimde ilişki ilerliyor.
Evet.
Merhaba ben Gülen.
Ben Levent.
Bu videoda yine ruh eşiğinden bahsedeceğim. Ruh eşiği ile içsel babayı geliştirme arasındaki ilişkiyi inceleyeceğimiz bu videoda. Neden o hayal ettiğimiz doyumlu ilişkiyi yaratamıyoruz? Ne olursa yaratırız. Karşımıza çıkan insanların bizim için doğru partner olup olmadığını nasıl anlarız? Bütün bu konulara değineceğiz.
Aradığımız şey ne?
Şimdi şundan bahsetmiştik bir önceki videoda. İlişki yatırım yaparak büyütülen bir şeydir. İlişki öyle sokakta iyi bakarsan bulursun alırsın cebine atarsın o ruh işini gibi bir şey değildir. E peki karşıma çıkan bir insanın o ilişkiyi büyütebileceğim partner olup olmadığını nasıl anlayacağım? Bundan bahsedelim diyorum bu videoda.
Yani 30 kişiyle karşılaşıp 30'una da hayır nasıl diyecek miyiz? Ve halen aramada kalacağız. Yoksa bunu yapabilecek miyiz yani her şeyden evvel? Bak ben burada tetiklendim. Çok sinirleniyorum. kadınlar ilişkisiz kalamıyor diye. Erkeklerde de belki var bu. Ama erkekler hadi o ilişkiyi ilişki olarak görmeyip geçiveriyorlar ama kadınlar bildiğin bağlanıyor. Yani ehveni şeref okey diyor gidiyor sonra iki sene sonra lanet olsun o insana diyor. Sen seçtin halbuki onu. 30 kişi geldiğinde 30'a da hayır diyecek miyiz?
Şimdi biz seninle projeksiyonlu çalışmıştık ya daha önce.
Evet bende de.
Şimdi kadınlar için söylediğin her şeyi ben diliyle söyler misin?
Söyleyeyim. Ben ilişkisiz kalamıyor muyum arkadaş? Kalabiliyorum.
Sonra ehveni şer falan yaptın ya onu da söyle bende. Evet.
Ehveni şer ilişkiye hayır demek istiyorum.
Çok güzel. Bunu söylemek nasıl geldi?
Çok normal.
Çok normal geldi. Yani burada şunu yaptım sevgili izleyicilerimiz. Aslında senin karşı cinsle yönelttiğin projeksiyonlarını sahiplenmene yönelik bir şey yaptım. Sen ama bu konularda tecrübeli olduğun için kolaylıkla o projeksiyonunu sahiplendin bu arada.
Hocam bir şey söyleyebilir miyim? O inzivaya katılmasaydım bunu diyemezdim.
İnzivada oldu diyorsun. Ve tabii öncesinde yaptığın onca çalışma artı inziva diyelim.
Aynen öyle.
Levent'in bahsettiği inziva içimdeki eril, savaş hükümet inzivası. Bu inzivada biz eril gücümüze yani hayatımızı sahiplenmeye yönelik bayağı bir çalışmalar yapıyoruz. Levent ondan bahsetti.
Evet.
Ve şimdi gelelim o inzivada da aslında çalıştığımız, bu arada biz başka programlarda da iç babayı bayağı çalışıyoruz biliyorsun. İçbaba neden bizim ilişkilerimizde hayati bir önem taşır? İçbabamız eğer aktif değilse biz neden yanlış partnerlere çekiliriz? Yanlış partnerlere çekim duyarız. Onlardan bahsedelim mi?
Olur bahsedelim. İlk olarak İçbaba fazla baskınsa veya baskınsa da mı oluyor bunlar? Şimdi merak ettim soruyorum.
Eğer iç baba şişikse hani biz şişik-sönük kavramlarını da çok kullanıyoruz ya şişik bir baba iç baba varsa ya da sönük bir iç baba varsa o zaman bizim yine istediğimiz hayatı yaratmamız gerek ilişki olsun gerek işimiz gücümüz olsun hayat düzenimiz olsun mümkün değil. Ama ilişki konusundan bahsedelim. Şimdi, ilişkide daha önceki videolarda, son videolarda bayağı bir bahsettik. Biz eğer kendi gölgemizde sahiplenmediğimiz çok özellik varsa o özellikleri gördüğümüz insanlara maalesef çekiliyoruz. Yani kendi hayatımda güveni yaratamıyorsam, kendi hayatımda eğlenceyi yaratamıyorsam, kendi hayatımda estetiği yaratamıyorsam o zaman istiyorum ki güveni bu erkek versin bana, estetiği bu kadın versin. gibi eksik tamamlamaya yönelik çekimler hissediyorum insanları. İçimizdeki çocuk, içimizdeki ergen orada görüyor bir kadını, bir erkeği böyle ''Aa, ben galiba aşık oluyorum ben.'' galiba yapıyor. Şimdi o çocuğu ''Gel yavrum, sakin ol, tamam. Heyecanlandın, kalbin çarptı.'' Burada iç anne fonksiyonu. Senin neye ihtiyacın var? Senin eğlenceye mi, estetiğe mi ihtiyacın var? Senin bu ihtiyaçlarını ben karşılayayım. Bir taraftan Bu çekildiğimiz insan acaba bize uygun bir insan mı? Acaba onunla ben doyumlu bir ilişki yaratabilir miyim? Bu ilişkiye yatırım yapmalı mıyım? Ben işbaba olarak bu insanı bir anlayayım demem gerekiyor. Yani iç çocuğu, iç ergeni yatıştıracaksın, onun ihtiyaçlarını karşılayacaksın. Sonra, gel bakayım delikanlı, senin eğlencesisin bakalım diye orada o karşımdaki insanı gerçekten değerlendirmem lazım. Bir yetişkin gibi değerlendirmem lazım. Yani bu insanın hayattaki vizyonu nedir? Bu insan kendi projeksiyonlarının ne kadar farkındadır? Hayatta ne istediğini biliyor mu bu insan? Hayatının sorumluluğunu anasına, babasına, müdürüne mi yöneltiyor yoksa hayatının sorumluluğunu, ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağının farkında mı? Bu arada full böyle ihtiyaçlarını karşıladı, full hayatının sorumluluğunu aldı değil. Ama o yolda yürümeye güçlü bir taahhütü var mı kendisine? Yoksa kimse %100 projeksiyonlarını temizlemiyor, kimse ihtiyaçlarının sorumluluğunu %100 almıyor. Orada kendisine verdiği güçlü bir niyet, güçlü bir taahhütü var mı? Bundan bahsediyoruz. Yoksa hala işte benim annem de bana bunu yaptı, babam da bunu yaptı, müdürüm de bana bunu yaptı diye hayatını bir kurban psikolojisinden ya da böyle bir cani psikolojisinden mi yaşıyor? O insanın öfkesiyle ilişkisi nasıl? Bunları o iç baba sorgulayacak. Bu arada iç baba kadın da da erkekte de geliştirilmesi gereken bir figür. İç baba onu böyle bir kalifikasyon sürecinden geçirecek. Ondan sonra yavaş yavaş ilişkiye yatırım yapacak.
İç baba gelişmediği zaman o ilk gün buluştuğunuzda hemen ilişkiyi başlatasınız geliyor. Ama iç baba geliştiği zaman sorular sormaya başlıyor ve ilişkiyi başlatmak yerine uygun mu değil mi pozisyonda uzun süre kalabiliyor. Uzun süre kalabilme mevzusu çok önemli. Bu şunu da getiriyor ilişkisiz olmaya hazır mısın sorusuna iç babası gelişkin birisi evet hazırım çünkü olmayan bir yaşamak istemiyorum diyebiliyorum.
Ama çok aşığım bende ben. Yani uzun zamandır kalbim hiç bu kadar böyle çarpmamıştı. Anlıyor musun? Yani o kadar güçlü bir çekim var ki burada. Yani bu sefer oldu, bu sefer ruh işimi gerçekten bulduğumu hissediyorum.
Ruhani değil mi bir çekim bu?
Ruhani bir çekim yani farklı. Bence daha önceki karmalarımız, daha önceki hayatlarımızda da vardı. Yani kalbimin nasıl çarptığını duyman lazım.
Peki hiç konuştun mu onunla?
Yani şu an daha platonik ama ben hissediyorum. Yani insan hisseder ya, onun da bana karşı böyle boş olmadığını hissediyorum.
İyi de yani üç ay evvel belki de aynı şeyleri söylüyordun. İki sene evvel de.
Bak o farklıydı ama. Belki farklıydı. Bu gerçekten... Ya burada başka, başka bir şey var anlıyor musun?
Sen bence bunu yaşa devamlı da. 3 sene sonra görüşürüz. Yaşın 32 olduğunda görüşürüz.
Bu çekimi isteden böyle kıpır kıpır olan parçamız içimizdeki çocuk. Ve içimizdeki çocuğun o heyecanını, o aşkını, o sevgisini kaybetmemesi de önemli. Yani burada içimizdeki çocuğun oradaki ihtiyaçlarını kapatalım falan demiyorum. Tam tersine onun oradaki ihtiyaçlarını, oradaki o neşeyi, coşkuyu da biz besleyelim. Ama karşımızdaki erkekle, karşımızdaki kadınla değil. Zaten onlarla besleyemiyoruz. Biz orada onun ihtiyaçlarını o eğlenceye mi çekiliyor o erkekte gördüğü? O kadında gördüğü estetiğe, ışıltıya mı çekiliyor? O ihtiyaçları bir şekilde çocuğun karşılarken aynı zamanda karşımızdaki insana yavaş yavaş yatırım yapalım. Onu bir anda aşık oldum, hayatımın insanını buldum, erkeğini, kadınını buldum diye hayatımıza sokmayalım, yatağımıza sokmayalım, bedenimize sokmayalım. Kendimizi tekrar tekrar ilişkilerin içerisinde travmatize etmeyelim. Orada baba eşlik bekçiliği yapsın ve yavaş yavaş, adım adım alalım o insanı hayatımıza, bedenimize, evimize. ve kalbimize aynı zamanda. Öbür türlü içimizdeki çocuk, içimizdeki ergen tekrar tekrar acı çekiyor. Ve burada sorumlu olan karşımızdaki insan değil. Burada sorumlu olan içimizdeki anne ve içimizdeki baba.
Peki şunları nasıl yırtacak? Karşı taraf bu durumu anlamıyor. Diyor ki biz niye bu kadar yavaş ilerliyoruz? Bunun için bazı hızlandırıcılar devreye sokmak isteyebilir. Mesela seni strese sokabilir. Ya herhalde işte bu ilişki o kadar da büyülü bir ilişki değil deyip işte yavaş yavaş o da senden soğuyabilir. Şimdi ben şunu soracağım. Bu duruma hazır mı herkes? Yani soğursa soğusun, ben buyum diye kalabilmek çok zor. Nasıl kalacak?
Şimdi soğursa soğusun demeden önce benim orada ilişkinin içerisinde kendimi bildirmekle ilgili önemli bir sorumluluğum var. Ben diyebilirim ki karşımdaki insana, ben şu anda böyle böyle hissediyorum. Benim sınırım şu anda burada. Sen bu konuda ne düşünüyorsun? Sen ne hissediyorsun? Karşıdaki insan da kendi duygularını, düşüncelerini sahiplenerek paylaşabilir. ve ben iki kişi olarak kendi hislerimi, düşüncelerimi paylaştığımda zaten o ilişki büyüyor. İlişki bunları konuşabildiğimde esasen ilerliyor. İlişki hızlı bir şekilde o insanla seviştiğimde ilerlemiyor. Sen ne kadar kendini ifade ediyorsun saklamadan, gizlemeden ve bu arada karşındakini suçlamadan, karşındakinden bir şey saklamadan, karşındakini ne kadar duyabiliyorsun, onun ihtiyaçlarını ne kadar duyabiliyorsun? Buralarda ilerlediğimde ilişki ilerliyor.
Evet bu kendini bildirme olayının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü sen kendini bildirmediğinde karşı taraf zanlara başlayacak. Zanlara başladığı zaman da belki de iyi olabilecek bir ilişki olamamaya başlayacak ve ben çok fazla görüyorum. İlişki içinde de kimse kimseye kendini bildirmiyor ve anlamasını bekliyor. Senin söylediğin çok güzel bir şey. Ben onu sırf desteklemek için uzattım burayı. Burada kendini bildirmediğinde karşı taraf seni bir türlü bu yavaşlatma çalışmanı anlamayacak.
Şimdi burada şeyin de altını çizelim. Amacım yavaşlatmak değil, iç babanın sınırlarının içine yavaş yavaş alması. Prosesin kendisi yavaş ama ben bir şeyleri yavaşlatmaya çalışmıyorum aslında. Olması gereken hızda o insanı hayatıma, kalbime, bedenime alıyorum. Ben ondan bahsediyorum. Yoksa burada bir de şunlar var ya, naz yapa yapa sen onu alacaksın. Benim burada kastettiğim şey bu değil. Farkındalıkla ben ne hissediyorum bir tık alayım. Ben ne hissediyorum bir tık paylaşayım. İçimdeki çocuk coştu. Bütün hafta sonunu o insanla geçirmek istiyor. Hemen o insanla tatil programı yapayım. İç babanın şunu demesi gerekiyor. Bu insan belki de benim bütün hafta sonunu geçirmem için uygun bir insan değil. Ben onu değerlendirdim mi bu açıdan? Sonra bunu yapmadığında iç baba o tatile çıkılıyor ve tatilde İlk çocuk deliriyor, çok mutsuz oluyor. O insandan gördüğü tepkiler ''Bu muymuş ya?'' falan oluyor. Ve oradaki o kıpraşmaları çocuğun bir anda sönüp çocuk daha depresif ya da daha öfkeli ruh hallerine bürünüyor. Yani çocuğumuza bizim sahip çıkmamız gerekiyor sevgili arkadaşlar. İç çocuğumuza, iç ergenimize. Benim bahsettiğim şey bu. O nedenle de hani ruh işim mi değil mi? Doğru insan mı değil mi? Değil doğru sorular. Doğru sorular benim iç babam şu anda doğru değerlendirmeleri yapıyor mu? Ve adım adım yavaş yavaş benim sınırlarımdan içeri bu insanı alıyor mu?
Fakat biz ne yapmaya çalışıyoruz? Tatile çıkarak bunu anlamaya çalışıyoruz. Tabii onun da bir karanlık tarafı var. Herkesi tatile çıkarak tanımaya çalışırsan bir gün duyarsızlaşmaya başlayabilirsin. Çünkü 9. 10. 20. deneme hakkını 20 seneye 15 seneye yayıyorsun. Ama senin söylediğin aslında yavaş gibi görünüyor. Çok daha hızlı bir teknik. Yani tatile çıkmadan yani burada bir yılını yemeden kendi bir yılını yemeden aslında bu işi belki de 2 ayda hatta belki de 3-4 haftada çözebilirsin.
Çok doğru. Bir de bir tüyo daha vermek istedim senin dediklerini duyunca. Eğer bizim çevrenizde yargısız insanlar varsa yani hayata tarafsız, gözlemci pozisyonundan bakan, insanları yargılamak yerine o insanları olduğu gibi görebilen ki böyle bir destek sisteminiz yoksa o destek sistemini geliştirmek de iç babanın sorumluluğu. Öyle arkadaşlarımız varsa işimiz daha kolaylaşıyor. Çünkü bir kahve içmeye gidiyoruz o insanla, iki kahve içmeye. Sonra üçüncü bir, dördüncü bir buluşmada o arkadaşımızı da katabiliriz o buluşmaya. Ve o arkadaşımız bizim görmediğimiz şeyleri görebilir. Bu çok yaşanan bir olaydır. Yani senin arkadaşın görür aslında o insanda neyin olduğunu, neyin olmadığını. Senin onunla bir ilişki kurabileceğini, kurmayacağını. Onları da dinleyebiliriz. Ama burada şundan bahsetmiyorum. Ya o iğrenç bir insan ya falan filan gibi. Yargılayan arkadaşların varsa bundan bahsetmiyorum. Ya bu insan hayatının şöyle şöyle bir dönemini yaşıyor galiba Levent. Bu kadın senin için acaba doğru bir kadın mı? Ben bundan çok emin olamadım." diyen, yani o insana çamur atmadan senin için doğru olup olmadığına dair iç babana tüyolar verebiliyorsa bundan da faydalanabilirsin.
Bu söylediğin çok zor ama. Biliyorsun değil mi?
Nesi zor?
Bu söylediğin zor. Çünkü arkadaşını tanıştırdığında genelde ilk başta verilen tepkiler veriliyor. Bana göre saçma, bana göre olmadı, bana göre uygun değilsiniz, bana göre. Bunun şuyu var, kendi projeksiyona geri gelelim.
Kendi projeksiyonlarını söylüyor.
O yüzden bana tehlikeli geliyor. Fakat ne kadar iyi kendisi tahlil edebilirse bence en iyisi bu işi kendisinin yapması.
Benim bahsettiğim gözlemci konumundan bakıp sana hey hey diyebilecek arkadaş dost sistemi biz kurmak durumundayız. Çünkü insanlar kendilerine tarafsız bakmakta zorlanırlar. Bu hepimiz için geçerli. O nedenle koçun olmalı, senin çalıştığın aynı zamanda gittiğin eğitimlerde de bu tarz projeksiyonların üzerine çalışan kolaylaştırıcılarla da çalışmalısın. Aynı zamanda sana hey hey diyecek ama bunu projeksiyonlarını sana kusmadan yapabilecek, kendisi de hayatında yol almış bir kabilen olmalı. O kabile olmadan da bu hayat yolculuğunda, kendini gerçekleştirme yolculuğunda tek başına yol almak mümkün değil. Bu videolardan daha çok gelsin istiyorsanız o zaman ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Bir kere kanalımıza abone olmadıysanız lütfen abone olun. Arkadaşlarınızla bu videoları paylaşın. Ve aynı zamanda beğene basmayı ve yorumlarınızı, duygularınızı, düşüncelerinizi lütfen bizimle paylaşmayı da unutmayın.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









