
Bu video, sempatik sinir sisteminin (fight‑or‑flight) ve dorsal vagal sisteminin (freeze/dissosiyasyon) evrimsel temellerini, bedensel ve duyusal belirtilerini, davranışsal örneklerini ve aşırı durumlarda ortaya çıkan klinik sonuçları ayrıntılı olarak açıklar. Konuşmacı, sempatik aktivasyon sırasında artan kalp atışı, kısa ve sığ nefes, orta kulağın devre dışı kalması ve yüksek frekanslı seslere odaklanma gibi fizyolojik değişiklikleri tanımlar. Dorsal vagal durumun ise duyma ve görme kaybı, kas sertliği, hareket ve konuşma kısıtlaması, ağrı ve acıyı hissedememe, bayılma ve derin dissosiyasyon gibi etkileri olduğunu gösterir. Ayrıca, ventral vagal sistemin düzenleme ve yaratıcılık ile ilişkisi, bu iki uç durumun nasıl bir denge içinde olması gerektiği ve dorsal vagal hâlinin depresyon, kronik yorgunluk, hafıza problemleri gibi klinik semptomlarla bağlantısı vurgulanır. Video, izleyiciyi bu durumları fark etmeye ve Art of Existence koçluk modülünde önerilen düzenleme stratejileriyle hareket etmeye davet eder.
Chapters
Ve sempatik sinir sistemini bu yapı altında inceleyelim. Burası savaş ve kaç alanı. Burada ya aslan oluyorsun, kovalıyorsun, savaşıyorsun ya da zebra oluyorsun ve kaçıyorsun. Burada savaş ve kaç. İkisinde de bakın hareket var. O yüzden ikisi de aynı sinir sistemi yolu, hepsi. O yüzden ayrılmıyorlar bunlar sinir sisteminde. Savaş ve kaç bedendeki aynı yapıları, aynı hormonların işlemini gördüğü yer. Şimdi buranın ana yapısı şöyle. Burada baya bir korku var. Kaygı var. Ve o korku ve kaygının çok güçlü mesajı var. Diyor ki sen burada hemen hareket et. Hemen. Acil. Çok acil. Hemen eyleme geçmelisin. Hemen bir şeyler yapmalısın. Hemen kaçmalısın diyor. Şimdi bu sinir sistemimizde evrimsel olarak bunlar gelişmiş olduğunu düşünelim. Bizim buna cangılda hele ki ne kadar ihtiyacımız var olduğunu düşünebiliriz değil mi? Düşünün bir. Yani sürekli yırtıcılardan falan filan kaçmak zorundasın. O yüzden bedenin tabii ki nerede tehlike vara odaklı. Yani evrimsel olarak nerede tehlike vara odaklıyız biz ki kaçalım ya da savaşalım. Burada dünya güvenli bir yer değil. Burada dünya bayağı kaotik bir yer. Kimseye güven olmaz buradan. Ben buradayken benim nörosepsiyon, nöroalgımı tetikleyen bir tehlike sinyali gelmiş bana. Burada kalp atışım yüksek. Anksiyete, panik atak, öfke, ilişkilerim stresli ya da o anda o ilişkinin içinde stresliyim. O yüzden de karşı tarafı tam duyamıyorum. Burada da duyamıyorum, dorsal ve galde de duyamıyorum. Duyamadığım için de odaklanmakta ve takip etmekte de zorluk. Çekiyorum burada. Ventral ve galibdeki gibi seni tam olarak duyamıyorum aslında burada. Nefesten sempatiye düşüp düşmediğimizi çok güzel anlayabiliriz. Ventralde nefes daha geniş, daha rahat. Burada kısa ve sığ nefes. Donmada iyice nefes düşüyor. Şimdi duyamıyorum dedim ya. Bu duyamama halim sevgili arkadaşlar biyolojide de duyamıyorum. Şimdi orta kulak sürüngenlerde falan olan bir şey değil. Memelilerde var orta kulak. Ve orta kulağın sayesinde özellikle insan seslerine biz konsantre olabiliyoruz. Hatta diğer sesleri de dışlayabiliyoruz. Karşımızdakinin sesine konsantre olabiliyoruz. Sempatik sinir sisteminde orta kulak baya devre dışı kalıyor ve daha yüksek frekanstaki sesleri duymaya odaklanıyoruz ve hatta daha yüksek frekanstaki sesler de yırtıcıların sesleri. Görmede de biyolojik olarak değişiklikler oluyor. Nötr yüzleri şey görüyoruz biz burada, öfkeli, gergin falan görüyoruz. Ya da anlayamıyoruz. Hani ne tür bir insan yüzü varsa, bu iyi mi, kötü mü, bu insanın suratı, şu an bana düşman mı, değil mi, bunu da algılayamıyoruz. Buradaki beden dilimiz ne? Beden dilimiz bir kere rigid. Yani böyle katı. Omuzları muhtemelen şöyle. Yani Şöyle oturmuyorum da daha küçülerek oturuyorum. Dorsalde zaten iyice küçülüyorum. Ama burada, şuralarda falan bayağı gerginliğim var. Burada ventral vagalde olduğu gibi organize değil benim zihnim. Çünkü bilgisayar beynine kan gitmiyor. Sempatik sinir sistemi olduğunda. O yüzden seçenekleri tam olarak göremiyorum aslında burada. Bakın bu söylediğim çok önemli, bunu eğitim boyunca da habire söyleyeceğim. Beraber daha önce çalıştıklarımızı da herhalde çok duymuşlardır benden. Regülasyon olmayınca, bilişsel beyne kan gitmediği için seçeneklerini tam olarak göremiyorsun. Bu programın, Art of Existence'ın koçluk modülünde, regulasyon olmadan, farkında da, farkındalık olmadan da neyi nasıl yapacağını, eylem adımlarına geçmeme şeklinde bir algoritmamız var. İkinci söyleyeceğim şey de şu, yaratıcılık. Süreçlere düşündüğün şey, duştayken ya da türkün aklı nerede gelir sevgili arkadaşlar? Tuvalette gelir. Neden orada geliyor? Çünkü duşta muşta ventrale geçiyorsun ya da tuvalette de ventrale geçiyorsun. O yüzden o yaratıcılık ve opsiyonlar sana geliyor. Bana şey de çok gelir, uykudan uyanırım ve bir şeyle ilgili bir akışı nasıl yapacağım ya da nasıl anlatacağımla ilgili bir fikir gelir mesela bana. Sabah kalktığımda da bayağı öyle fikirler gelir. Şimdi Gözde'nin söylediği... Sonra bir sürü opsiyon geldi. Onları sonra ne yapmak istiyorum? Daraltmak istiyorum. O daraltma halini de aslında Ventral Bagaj'dan yapabilir miyiz? Ventral vagali şey gibi düşünelim. Onun içerisinde de bizim yaptığımız aşırı basitleştirilmiş modelde ventral vagalin içinde aksiyon alınıyor. Oradan yaratıcı aksiyonları alabilirim ya da sempatik sinir sisteminde gözümün görmediği, kulağımın duymadığı şekilde aksiyonlara karar verip hızlı bir şekilde omuzlarımı şöyle yapmış bir yerden aksiyonlara bulmaya debelenip oradan aksiyon alabilirim. Şimdi bu arkadaşlardan baya bir hareketsiz kalma kapasitesi var değil mi? Ya da kaplumbağa düşünün. Bir tehlike anında ne yapıyor kaplumbağa? Kabuğunun içine çekiliyor. Şimdi sempatikte şöyleydik ya, burada iyice küçülüyoruz. Şimdi bunların hepsinin aşırı uç deneyimlerde bu arada çok çok işe yarıyor. Mesela işte kazalar ya da fiziksel şiddet vesaire falan gördüğünde insan acı ve ağrı çekmeyi bile kapatabiliyor biliyorsunuz. Hani bıçaklanıyor, saatler sonra ağrı hissediyor bedende. O kadar dondurabiliyor bedenimiz kendini. Yani evrimsel olarak bütün bunların işe yarama mekanizması var bir yandan. Burada ben donuğum, kopuğum, kendimle de kopuğum, dünyayla da kopuğum. Şimdi bunun ucunda dediğim gibi hani bıçaklandım, acı hissetmiyorum. O kadar kendimi dondurdum. Ya da çok büyük acı olduğunda ne oluyor beden? Bayılabiliyor. Bunun ucunda bu var. O kadar uç olmayan dorsal vogel örneklerini toplantıda birileri konuşuyor. Ben artık onları dinleyemiyorum. Tamamen koptum. Ya pencereden dışarı bakıyorum, ya bilgisayarıma bakıyorum ya da boş boş onlara bakıyorum ama görmüyorum. Burada gözlerim boş bakıyor, yüzüm mimiksiz, hareket etmiyor yüzüm. Muhtemelen kambur duruyorum. Burada çok konuşmuyorum da yani burada kelimeler böyle bölük pörçük. Bir iki kelime konuşuyorum. Toplantıda Instagram'a dalmak. Evet, tam olarak bu. Şimdi buradaki enerji nasıl bir enerji? Burada ben uzağım. İnsanlara, içinde bulunduğum ortama. Karanlık bir yerdeyim. Terk edilmiş bir yerdeyim. Burada küçüğüm ve sessizim. Zor nefes alıyorum. Hani öbüründe diye nefes alıyordum ya. Burada nefes almam. Daha da böyle zorlaşmış durumda. Kimsenin beni bulmasını da istemiyorum. İzoli ediyorum kendimi. Şimdi burası son durak. Yani last resort burası sinir sistemimde. Yani savaşma kaçma ile bir debelenmişim. Olmamış. Artık kendini dondurmaya geçiyor sinir sistemim. Burada bir bilmeme, hareket edememe, aksiyon alamama, olmama hali içindeyim. Umudum yok. Kafam hafiften sisli. Hareket etmeye de düşünmeye de fazla gücüm yok. Burada dünyayı boş olarak tanınıyorum. Ölü, karanlık olarak tanınıyorum. Türkçesini söyleyemediğim disosiyasyon içerisindeyim. Yani ilişkim yok dış dünyayla. Hafıza problemleri, depresyon, izolasyon, günlük aktiviteler için enerjiyi zar zor bulmak, yataktan zor kalkmak, kronik yorgunluk, bütün bunlar burada. Art of Existence eğitimlerinden kısa bir kesit paylaştık sizlerle. Eğer bu içerik sizde minnak bir farkındalık, minnak bir hissiyat yarattıysa lütfen yorumlarda bizimle paylaşın. Yeni içeriklerde görüşmek üzere.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









