SINIR ÇİZMEK / İÇİMDEKİ SAVAŞÇI'YA SAHİP ÇIKMAK

In this conversational YouTube video, host Gülen Gündüz Yılmaz and guest Levent explore the concept of "drawing boundaries" and "protecting the inner warrior" – the part of us that takes action. They define the inner warrior as the active side of our personality that decides what to say yes or no to, and argue that true boundary‑setting is an internal decision rather than merely telling others what they can or cannot do. Throughout the dialogue they give concrete daily examples (e.g., committing to a 6:30 am meditation, refusing to stay up late, limiting how much emotional energy is spent on a friend’s crisis) and discuss how each choice implicitly says no to other possibilities. They also examine the potential dark side of rigid boundaries, such as over‑identifying with a role (e.g., always being the sarcastic joker) and the risk of neglecting other needs. The conversation moves to negotiation: instead of a binary yes/no, one can offer partial commitment, explain limited capacity, or postpone a request, thereby preserving personal energy while still being honest. They stress the importance of self‑awareness – recognizing what you truly want to say yes to and what you are silently saying no to – and the need to communicate that clearly to others. The video ends with a reminder to the audience to subscribe and engage, but the core content is a practical guide to self‑respect, honest communication, and maintaining personal well‑being through mindful boundary‑setting.
Chapters
Sınıf çizmek, içindeki savaşçıya sahip çıkmak ne demek? Bize anlatabilir misin?
Şimdi içimizdeki savaşçı bizim eyleme geçen tarafımız.
Her seçim başka bir seçime hayır demektir.
Kesinlikle öyle. O yüzden ben neye evet diyorum neye hayır diyorum. Bunu karar vermek ve bunu uygulamaktır aslında sınır çizmek. Sen ama kendi içinde sormuyorsun. Ben şu anda arkadaşımı dinleyip o arkadaşımla telefon konuşmasında ona yardımcı olmaya çalışırken acaba kendime nelere hayır diyorum ona bakmıyorsun. Ya bu tarz aslında sınırsız seçeneğimiz var. Ben diyorum ki gönülden aslında evet demediğin hiçbir şeye evet deme.
Kalitesiz olacağın olmasın gibi oldu. Değil mi?
Ya kesinlikle. Çünkü orada yorgun bir şekilde bir varlık gösterdiğinde de orada karşılıklı ihtiyaçlarınız tam olarak karşılanmıyor ki. Merhaba ben Gülen.
Ben Levent.
Bugün sınır çizme konulu videomuzla karşınızdayız. Bu ilişkide sınır çizme ile ilgili konuşacağız ve sınır çizme ile ilgili içimdeki savaşçıya sahip çıkmayı konuşacağız.
Hiç bilmediğim konular.
Bilmediğin konuların olması sana nasıl geldi? Nasıl hissettin?
Hallederiz. Hiçbir sorun yok.
Oooo savaşçıya sahip çıkmışsınız. Gördüm sizi.
Danke schön. Arkadaşlar, bu videolar büyük emeklerle ve büyük özverilerle yapılıyor. O yüzden abone olursanız bizleri hem sevindirirsiniz hem de bu videoların devamı gelebilmesi için bizlere biraz şevk vermiş olursunuz. Abone olmadıysanız abone olmanızı, eğer aboneyseniz aşağılarda bir tane çan düğmesi var. O çan düğmesine basarak da bir sonraki videolarımızdan haberdar olabilirsiniz. Ben ciddi olmayı seviyorum burada. Bir kere de deneyelim lütfen. Rica ederim.
Peki tamam. Hadi o zaman devam.
Evet, sayın Gülen Gündüz Yılmaz. Benim hiç bilmediğim bir konu, sınır çizmek, içindeki savaşçıya sahip çıkmak ne demek? Bize anlatabilir misin?
Şimdi içimizdeki savaşçı bizim eyleme geçen tarafımız. Daha önceki bir videoda biz aslında bu elil tarafımızın parçalarından bahsetmiştik. Ve oradaki içimizdeki savaşçı, içimizdeki kahraman, arketipinin aynı olduğunu anlatmıştık. Ve orada da Türk kültüründeki en güzel örnek Kara Murat'ı aslında söylemiştik. Şimdi sınır çizme ile içimizdeki savaşçı neden bağlantılı? Çünkü sınırları aslında çizen, o sınırlara karar veren içimizdeki kral, kraliçe ise eyleme geçip bunu yapıyorum, bunu yapmayacağımı dış dünyada ifade eden de içimizdeki savaşçı. Hemen somut örnek vereyim mi?
Ver.
Mesela şu bir sınır çizmektir. Sınır çizmek deyince genelde insanlar başkasına sınır çizmek anlıyorlar. Bu çok doğru bir yaklaşım değil. Sınır çizmek ne istediğini bilip aslında eyleme geçmek. Yani ben her sabah 6.30'da kalkacağım ve yarım saat meditasyon yapacağım dediğimde de sınır çizmiş oluyorum aslında.
Uyumamayı mı tercih ediyorsun?
Uyumamayı seçiyorum evet orada.
Her seçim başka bir seçime hayır demektir.
Kesinlikle öyle. O yüzden ben neye evet diyorum, neye hayır diyorum. Bunu karar vermek ve bunu uygulamaktır aslında sınır çizmek. Yani bu bağlamda aslında düşünürsek, ben kime neyi nasıl söylüyorum, hayır diyebiliyor muyum, diyemiyor muyum? Oralara gelmeden önce sen acaba kendi içinde neye evet, neye hayır demek istiyorsun? Önce ona bakman lazım, sınır çizmeye bakmak için.
Senin bize senanslarda bazen yaptırdığın, biz bir şeye evet derken, peki bunun zıttındaki şeye hayır mı diyorsun dediğinde çok rahatsız edici oluyor ya.
Var mı aklına gelen öyle örnek?
Terlemek istemem. Ama çok rahatsız ediciydi. Mesela çok yüksek bir özgüvenle evet ben bunu istiyorum dedim ve sonra sen tam tersini söyleyip o zaman sen bana hayır mı diyorsun dediğinde ona da hayır dememeliydim aslında diye kalıyorsun.
Evet.
Yani aslında çizdiğin sınır iyi gibi gelse de ona dikkat etmek lazım. Kesinlikle. Onun bir karanlık tarafı da olabilir. Karanlık tarafı da vardır yani çizdiğin sınırın.
Bu senin anlattığın şeyi biraz açalım aslında şey yapmayanlar için, maruz kalmamış olanlar için. Benim çok gördüğüm bir şey var mesela kendi bildiğim davranış ve tutumlardan vazgeçmeyeceğim diyor kişi mesela. Diyor ki mesela, ya benim karakterim böyle ya, ben o yüzden alay-kina yapmaya devam edeceğim diyor mesela. Şimdi bu bir sınır çizmek aslında. Alay-kina'yı yaparak bu dünyada var olmak da bir sınır konusudur yani. Benim sınırım bu böyledir diyorsundur. Şimdi onun karşısındaki şeyi ben nasıl söylüyorum? Mesela o toksik iletişim çalışması yapıyorsak ortamda biz şunu yaparız. Alay kinaye uygulandığında bir kişiye o kişi neler hissediyor diye grup çalışmasında duyarız o sesleri. Yani alay kinaye bana uygulandığında birisi der ki ben utanç hissediyorum. Birisi der ki öfke hissediyorum. Birisi der ki kibir hissediyorum. Birisi der ki içimde baya böyle derin bir keder oluyor. Şimdi sen bunları duyduktan sonra hala alay kinaye yapmayı seçiyorum dediğinde sen aynı zamanda bu tarz duyguları yaratmaya da evet diyorsun. O yüzden bu benim evet genelde yaptığım bir şeydir. Yani seçimlerinin başka evet ve başka hayırları aslında doğurduğunun farkında mısın?
Bu şunun gibi, işte beraber sabahleyin yürüyüş yapalım mı diye sorduğunda pazar sabahları mesela, sen hayır ya ben uyumak istiyorum diye cevap verdiğinde güzel bir şeymiş gibi, kendi özgür iradeni gerçekleştiriyormuşsun gibi geliyor. Ama şöyle sorarsan, peki tamam o zaman sen pazar günü benim 1,5 saat boyunca yalnız bir şekilde sahilde yürümemi tercih ediyorsun dediğinde mesela ben rahatsız olurum. Dedim ki ya yalnız bıraktım yani aslında o kadar da güzel bir ortamda tek başına yürüyecek benim karım. Evet deyip bir ikna olurum yani hemen. Bu bir de kendi kendime de yapabileceğim bir şey olması lazım. Mesela ben çok çalışacağım yani böyle 9'lara 10'lara 12'lere kadar hemen düşünüp ya ben bunun karşılığında neyi veriyorum? hayata veyahut da neyi öldürüyorum diye düşündüğümde ya evde beni bekleyen birisi var, o da yalnız geçirecek saat 12'ye kadar. Onun, benim partnerimin her gün belki de aylarca saat 12'ye kadar evde yalnız kalmasına, sıkılmasına evet diyorum dediğimde bu durumda bir dengelenme söz konusu olmaya başlayacak. Belki kendi içinde pazarlık başlayacak. Diyeceğim ki saat 9'da bitireyim ben bu işi. Bu iş 3 ayda değil de 5 ayda bitsin kardeşim.
gibi.
Ve daha sağlıklı bir yere oturacak.
Kesinlikle. Yani önemli olan şunu yap bunu yapma gibi bir şey değil. Neyi yaptığında ne oluyor gerçekten onları fark etmek. Şöyle bir örnek vereyim. Mesela sınır çizmek. Çok yorgunsun. Arkadaşın sana telefon açıyor. Diyor ki benim başıma kötü bir olay geldi şu anda. Hatta hiç senden izin almadan konuyu anlatmaya başlıyor mesela. Sen aslında Zorgunsun yani ona empati yapacak aslında senin o kadar da bir gücün yok, o kadar da bir isteğin yok. Sen ama kendi içinde sormuyorsun. Ben şu anda arkadaşımı dinleyip, o arkadaşımla telefon konuşmasında ona yardımcı olmaya çalışırken acaba kendime nelere hayır diyorum, ona bakmıyorsun.
Benim başıma geldi bu ve genelde kendi acil durum kutumu kırardım ve kendimi ekstradan tüketirdim. Seninle yaptığımız seanslardan sonra farklı bir noktaya geldim ve arkadaşıma şöyle dedim. Benim sana yardımcı olabilmeyle ilgili ekstra bir gücüm yok ama ben senin yanında olurum. İstiyorsan geleyim dediğimde yine o kişiye yetti mesela. Ne acil durum kutumu kırdım, Ne ekstra çaba sarfettim ama karşı tarafa da yardımcı olmuşum gibi de oldum. Aslında bazen insanların seni acil durumda aradığında tek beklediği onun yanında olma hissiyatını ona vermek bu kadar.
Şunu fark etmek önemli. Neye evet derken neye hayırlar diyorum. Neye evet derken başka nelere evet demiş oluyorum. Bunları fark ettiğimde senin yaptığın gibi farklı çözümler, farklı bakış açıları geliştirebiliyorum. Bizim yaptığımız şey bunlara oturup bakmamak oluyor. Şunu çok duyuyorum, ah ben hayır demekte zorlanıyorum. Sen başka insanlara hayır demekte zorlanıyorsun. Sen ama kendine çok rahat hayır diyebiliyorsun aslında.
Başkasına evet deyince veya hayır deyince kendine...
Evet, biz her bir başkasına evet deyip, o evet de böyle içimizden çok gönülden böyle barış içerisinde zevkle çıkmadığında o zaman biz kendimizdeki başka ihtiyaçlara hayır demiş oluyoruz.
Halbuki bir pazarlık yapma şansımız var. Senin aslında söylediğin şöyle geldi bana. Ben böyle algıladım. Ben bir çizgi çizeceğim. Ama ben bunu sorgulayıp çizgiyi yine çizeceğim ama sen diyorsun ki bu çizgiyi nerede çizeceğiz? Burada çizmek zorunda değilsin. Şurada çizebilirsin. Ama biz hep evet mi hayır mı arasında kalıyoruz. Ama biraz evet biraz da hayır katabiliriz biz buna. Bunu yaparım ama aslında şu kadarını da yapamam. Buna da gücüm yok deyip karşı tarafa durumumuzu dürüst bir şekilde söyleyip pazarlık yapabiliriz. Veya işte diyelim ki dışarı çıkalım bir seninle beraber akşam yemeği yiyelim dediğinde karşı tarafa hayır desek de bir problem, evet desek de bir problem. Ama dürüst olup şöyle diyebiliriz. Hayatım tabii ki çıkalım ama benim bugün gücüm az. Bizi az yoracak bir yere gidelim.
Ya onu da yapabilirsin. Tamamen hayır da diyebilirsin. Bugün hayır da diyebilirsin. Yani orada bir bakman lazım kendine.
Şimdi ona hayır dediğimizde başka bir şey satın alıyoruz. Karşı tarafı diyelim ki yaklaşık 4 aydır ihmal etmişiz ve çok ters bir günde bizden talepte bulundu. İşte burada belki bir pazarlık olabilir. Yani mesela ben ne yaparım? Ya dedim ki ya 4 aydır abi, 4 aydır ilgilenmedim. Ve yani çok ters bir günde soru sordu. Ve hiç müsait değilim bugün yani beynen, fiziken. Burada hayır demiyorum, evet diyorum ve gece çok kötü geçiyor.
Bu da çok doğru değil işte.
İşte ne yapmak lazım burada? O sınırı nasıl çizeceğiz?
Yani orada fark ettiysen, 4 aydır ihmal ettiğini, o insanla ilişkini, o zaman diyebilirsin ki, ya ben şu an fark ediyorum ki ben seninle ilişkimi bayağı bir zamandır ihmal ettim ama bugün de hiç halim yok. Acaba 3 gün sonraya ya da işte hafta başı tekrar konuşsak mı? Ya bu tarz aslında sınırsız seçeneğimiz var. Ben diyorum ki gönülden aslında evet demediğin hiçbir şeye evet deme.
kalitesiz olacağın olmasın gibi oldu. Değil mi?
Kesinlikle. Çünkü orada yorgun bir şekilde bir varlık gösterdiğinde de orada karşılıklı ihtiyaçlarınız tam olarak karşılanmıyor ki. Bir de ben şeyi örnek vermek istiyorum. Bunu bana Sintan teyzem anlatmıştı. Ben bunu hatırlamıyorum. Ben şöyle bir tespitte bulunmuşum. Daha böyle ergenim ama. 12-13 yaşındayım. Ama fark etmişim onu. Fark ettiğim şey de şu. Demişim ki siz insanları ne olur gel, ölümü gör gel, yatılı kal yapıyorsunuz. Ama sonra o insan sizde o ısrarlar sonucu uzun süre kaldığında da aranızda bir husumet, bir şeyler oluyor. Küslüyorsunuz ve uzun süreli görüşmüyorsunuz. Onu yapacağınıza baştan bu kadar ısrar etmeseniz demişim onlara. Bu aslında o çocukluğun herhalde verdiği tarafsız gözlem yeteneği. Bunu teyzem hiç unutmamış bana çok sonra anlattı. Sen böyle demiştin diye. Biz zaten istemeden evet dediğimiz ortamlarda böyle durumlar kesin yaşıyoruz. Yani o istemeye istemeye gittiğin yemek daveti. İstemeye istemeye gittiğin filmler. Ondan sonra mutlaka o bir yerde ilişkiden çıkmıyor mu? Çıkıyor. Bunu baştan engelle. Sen baştan hep kendine sor. Ben bunu yapmak istiyor muyum, istemiyor muyum? Buna okey miyim, değil miyim? Bunu ne zaman yapmayı okeyim? Sürekli kendinle check etmen gerekiyor. Sınır çizmek karşıdaki insanla ilgili bir konu değildir. Tamamen benimle ilgili bir konudur. İşte bu sınır çizme konusu da içimizdeki savaşçı arketipini geliştirmemizle çok ilgili bir konu. O nedenle bu arketipi sevelim, geliştirelim, içimizdeki savaşçıya sahip çıkalım diyorum. Bu videoyu beğendiysen beğen butonuna bas. Abone olmadıysan kesin abone olamazsın. Sınır çizme konusu sana nasıl geldi? Bunu da lütfen yorum olarak bizimle paylaş.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









