
Gülen Gündüz Yılmaz explains why the inner parent voice often fails to develop and how to build it. She covers therapy, community, somatic practices like breathwork and yoga, and naming emotions to calm the inner child. The session addresses victim mode, the critical parent voice, and using evolutionary neuroscience to understand why modern life triggers our primitive brain.
Chapters
Yetişkin parçamız gelişmemiştir. Büyürken sağlıklı model alamamışsak nasıl geliştirebiliriz? Bunun için neden yapabiliriz? Şimdi bu soru çok güzel bir soru ve gerçekten ben yetişkin parçası aileden gelişkin, aileden sağlıklı model almış ve içindeki ideal anneyi, ideal babayı anne babasından tam olarak görmüş insan tanımıyorum. Öyle bir insanı tanıyan insan da tanımıyorum bu arada. Hani öyle bir insan göreni de görmedim. Burada sanırım bir bunu kabullenmek önemli. Orada evet çoğumuzun anne babası da farklı koşullanmalar içerisindeydi. Onların ananeler, babaanneler de çok daha farklı koşullarda büyüdüler. Bizim anne babalarımıza bunu aktardılar. ve bize de bunlar geçti. Şimdi için içerisinde tabii ki bir yas ihtiyacı da oluyor. Yani çocukluğumuza dair yaslar tabii ki var. Çocukluğumuzda karşılanmamış çok ihtiyacımız var hepimizin. Bundan bahsetmek bile beni birazcık duygulandırıyor. Öte yanda eğer biz artık nüfus kağıdı olarak yetişkin bireylersek bunu yapmanın Önce sorumluluğunu alabileceğimizi de kabul edebiliriz. Yani bunun sorumluluğunu almak ve gerçekleştirmek olmayacak bir şey değil. Bu bayağı olacak bir şey. Peki bunun için neler gerekiyor? Bunun için destek sistemleri gerekiyor. Destek sistemlere bir profesyonel destek almak önemli. Bu bireysel destek olabilir. Aynı zamanda grup çalışmaları olabilir. Profesyonel desteğe ek olarak da benimle aynı yolu yürüyen, insanlardan oluşan bir kabilem, bir ocağımın olması gerekiyor. Biz sosyal varlıklarız. Başka insanlarla bir arada olmadığımızda sinir sistemimiz hafiften dysregüle oluyor. Yani evde yalnız olduğumuzda kendimizi biz ultra güvende falan hissetmiyoruz sinir sistemi olarak. O kadar başka insanlarla bir arada olmaya programlı biyolojimiz. Neden? Çünkü tek başına ormanda hayatta kalabilen bir varlık değil insan. Başka insanlarla olduğumuzda biz hayatta kalmışız. Biyoloji o şekilde. O yüzden bir kabilemizin olması gerekiyor. Dertlerimizi, tasalarımızı paylaştığımız ve aynı zamanda da katkıda bulunduğumuz. Sadece almak değil, aynı zamanda katkıda bulunmak da çok önemli bir ihtiyaç. Yapılandırılmış bir program artı kendi kabilem, kendi ocağım artı düzenli olarak pratik yapmam. Düzenli olarak pratik yapmam gerekiyor. Bu pratiklerin bazıları sağ el, sol el çalışması gibi daha şey pratikler, daha böyle beni duyguya sokan, belli bir miktar eğitimler içerisinde, bireysel seanslar içinde deneyimlediğimde kolaylaşan pratikler. Bazıları da sabah kalktığımda, yoga matında sırtımı belimi açmak gibi ya da akşam yatarken yastığıma lavanta damlatmak gibi. Pratiklerde olayın bir parçası. Sürekli kurban modunda olmak çözümü nasıl bulabiliriz? Şimdi kurban modu aslında çocuğun hallerinden biri. Ve bunu aslında bilerek bakabiliriz. Sonra da işte o çocuğun evet kurban modunda olabilir. İçinizdeki çocuk öfkeli hissedebilir, kırılgan hissedebilir. Niye ben? Hep ben mi? diyebilir. İşte orada onun o hallerini kabul verecek anneyi geliştirmek. O çocuğun o güven, sevgi ihtiyacına karşılık verecek babayı geliştirmek bize düşen. Geliştirerek öğrenci sesinin ihtiyaçlarına empati ve merak nasıl olur? Gözlemci pozisyonunu geliştirerek olur. Gözlemci pozisyonunu geliştirince şöyle bir şey oluyor. Ne söylüyor bana? Hahaha şu an şunu söyledi, inanamıyorum şeklinde. İşin içerisinde alay kesinlikle değil. Çünkü eleştirene bebeğinle alay ediyorsak orada ergen parçamız aktı. Alay değil. Böyle mesafeden, aa bak şu anda da bunu söyledi pozisyonu gözlemci pozisyonu. İçimizdeki çocuk bazen isyan etmek istiyorsa biz bu ihtiyacı bastırıp cici kız rolünü oynuyorsak ne yapmalıyız? İçimizdeki çocuk isyan eder. Cinci kız rolü de oynar. Çünkü orada başkalarından onay ve kabul bekliyorsa hala bunu da yapar. Orada o onay ve kabul ihtiyacını başka insanlardan değil ben sana vereceğim diyebiliyor mu iç baba? Bunu şimdi tekrar söylemek istiyorum. Bu eğitimlerde benim baya bir tekrar ettiğim şey. Yani iç baba çocuğa Senin muhatabın benim ve senin ihtiyaçlarını ben karşılarım demesi gerekiyor. Çocuk buna birinci günden inanacak mı? Çoğunlukla hayır. Hele ergen inanacak mı? Ergen bayağı bir inanmayacak. Hatta ergenle olan temaslarını yapanlar yazarlarsa gruba da örnek olabilir. Ergen bayağı bir bu babayı kabul etmekte de zorlanabiliyor. Ona meydan okuyor bayağı bir ergen. Ama biz ebeveyn olarak oradaki o çocuğun duygularına, mesela isyan etmek istiyor, oradaki duygu öfke, cici kız rolü oynamak istiyor, orada belki korku var. O duygulara kabul veren, anneden temas. O duyguların işaret ettiği ihtiyacı bulup, şu anda onu bitki çayıyla mı, nefesle mi, bedeni harekete geçirerek mi vs. vs. O anda, bugün, yarın nasıl o ihtiyacı karşılayacak baba? Bunu yaptıkça çocuk artık güvenmeye başlıyor. Ve çocukla temasın birçok yolu var. O temaslarda artık çocuk başkalarından şikayet etmeyi bırakıyor. Benim içimdeki çocuk mesela başkalarıyla ilgili o iki el egzersizlerinde falan başkalarıyla ilgili konuşmaz. Bu şu demek değil, hani kocanla hiçbir şey mi yaşamıyorsun problem. Tabii ki yaşıyorum ama içimdeki çocuk muhatap olarak eşimi ya da başka birisini kabul etmiyor. O tamamen benimle konuşuyor. Bu noktaya gelmek istiyoruz. İçimdeki çocuk şeyi de söylemiyor. Diyelim ki sevgilim yok, ben çok ama sevgili istiyorum da demiyor. Çünkü orada da çocuğun sevgi ihtiyacını, biz karşıdan bir insandan beklemesini değil, o içimizdeki ebeveynleri büyütüp, o ebeveynin bütün ihtiyaçlardan sorumlu olması, tabii çocuğun da öyle hissetmesini istiyoruz. Öbür türlü, işte ilişkileri konuşacağız üçüncü buluşmamızda. İki çocuk ikisi de birbirinden ebeveynlik bekliyor. İkisine de karşıdaki kişi o ebeveynliği yapmıyor. Şeklinde dinamikler yaşıyoruz. Duyguları uzun süre bastırdıysa biraz açıklamaya çalıştım. Umarım yeterli olmuştur. İdeal anne slide da isteniyor. Onu da gösterelim. Hatta bayağı bir şey gelmiş ideal anneye. Çocuğun her haline kavuş. Yani nefret istediyorsa da, isyan ediyorsa da, öfke, üzüntü, kıskançlık, her türlü duyguya kabul, şefkat... O duyguları hızlı bir şekilde değiştirmeye çalışmak da yok. Şunu yapayım da bunun korkusu geçsin de yok ideal annede. Bayağı durabiliyor o duygularla ideal anne. Ve ideal annemiz olduğunda işte şeyden beklemiyoruz biz. Şefkati sevgiyi karşı cinsten beklemiyoruz. İçimizdeki çocuğun alamadığı sevgiyi görmediği anne babayı içimizde oluşturmak nasıl olacak? Demin söyledim ama tekrar belki altını çizmek iyi olabilir. İçinizdeki çocuk evet sevgiyi alamadı siz küçük bir çocukken. Öte yandan kimse alamadı. Önce bir buna kabul verebiliriz. Burada şey bir şey söylüyorum değil mi? Yani bir parça böyle acıklı bir şey söylüyorum. Ama bu gerçeği içimizdeki gözlemci görüp kabul edebilir önce. Yani gözlemciden evet ben bunu alamadım. Öte yandan şu anda 25 yaşındayım. Şu anda 45, şu anda 55-60 yaşındayım. Şu anda bu ebeveynliği artık ben biyolojik anne babamdan, beni büyütenlerden alma fikrini bırakabilirim. Ve bu ebeveynleri gerçekten geliştirmek gayet mümkün. Yeter ki ben buna isteyeyim ve bunun için de zaman ve emek harcayayım. Duyguları adlandırmak için pratik bir yöntem anlamı algılama şekli var mı? Yol gösteren çalışma kitap var mı? Benim duygu meditasyonu videom var. Oradan başlayabilirsiniz. Benim kitabımı okuyabilirsiniz. Orada baya ben bu duygularla ilgili kendi perspektifimi de anlatıyorum. Aynı zamanda Şiddetsiz İletişim kitabını da okuyabilirsiniz. Bizim toplumumuzun tamamı eleştirel ebeveyn. Sınırlarınızı kevgire çeviriyorlar. Adına da çocuk yetiştirme diyorlar. Bizim gördüğümüz çoğunlukla o olabilir. Öte yandan burada şuna çok dikkat etmek lazım. Eleştirel ebeveyn ne? Ben eğitimlerde hep böyle o Rus bebekleri, matruşkalar vardır ya, içinden bir tane daha eleştirel çıkar, bir tane daha eleştirel çıkar. Şimdi eleştirel ebeveynleri eleştirdiğimiz zaman da içinizde eleştirel ebeveyn parçamız aktif oluyor. Bunu tekrar söyleyeyim mi? Başkalarının eleştirel ebeveynini eleştiriyorsanız şu anda eleştirel ebeveynden konuşuyorsunuz. O parçanız aktif demektir. Aynı zamanda kendi eleştirel ebeveyninizi eleştirdiniz. Ya gördüm yine şerefsiz çıktı falan dediniz. Orada konuşan da yine eleştirel ebeveyn. Çok bombastik değil mi? Yani eleştireli bebeğinden konuşmamak şöyle bir durum. Şu anda galiba o insanın acaba eleştireli bebeğine mi aktif oldu? Acaba onun neye ihtiyacı olabilir şu anda? Acaba onun şu anki duygusu ne olabilir? Burada benim içimdeki gözlemci, benim içimdeki anne baba aktif olmaya başlıyor. Yani başkalarını eleştirdiğimiz her noktada kendimiz dahil eleştirele bebeğinimizin aktif olduğunu aslında bilmek baya bir işimize yarayabilir. Dopamin salgılıyor dediniz. Sinir sisteminde durum bu kadar vahimken neden dopamin salgılandığını anladım. Şimdi biz çok yakın bir zamana kadar baya tehlike altında canlılardık. O yüzden bizim evrimleşmemiz Nerede ne tehlike var? Nerede aslan çıkacak? Onun üzerine evlenişmiş bir sinir sistemimiz var bizim. Bu sinir sistemi şu anda bu modern dünyada o kadar işimize yaramıyor. Ama bu hayat yeni. Onun öncesinde aslan bizi kovalarken gözlemciden... Acaba şu çalılardaki hareket nasıl bir hareket? Öyle mi böyle mi? diyenler değil, Allah aslan var diye korkup kaçanlar hayatta kaldığı için ve biz de onların torunları olduğumuz için sinir sistemimiz bu şekilde evrimleşmiş vaziyette. Sinir sistemiyle ilgili konuşmaya devam edeceğiz önümüzdeki haftalarda da. Çünkü orada sinir sistemini bilmek önemli. Bilince ona göre kendinizi aslında gayet geliştirebiliyorsunuz. Çok kibar konuşan, eleştirilen ebeveyn var. Kendimizi hiç mi eleştirmeyeceğiz? Kendimizi popoplamak olmaz mı? Evet, bu benim çok sık duyduğum eğitimlerde bir şey. Kendimizi eleştirmek bizde duygu tetiklediği için bizim arka beyin yani ilkel beyin kısımlarımızı aktive ediyor. Gelişim için yani ihtiyaçlarınızı karşılamak olsun, kendinizi geliştirmek olsun, hayatta istediğiniz Hikaye yazmak istiyorsunuz, resim yapmak istiyorsunuz, hikaye kitabınız yayınlansın istiyorsunuz. Bütün bunları yapmak içinse bilgisayar beyninizi aktive etmemiz gerekiyor. Yani bunu net beynimizin aslında çalışma sistemini anlayarak bunu kavrayabiliriz. Nerede bir eleştiri var, ilkel beyin aktif. Ve ilkel beyin aktif olduğunda yaratıcılık zaten stoplanıyor. Ve çoğunuzun belki de tanıdık olduğu kaç savaş donakal tepkileri veriyoruz. Son derece ilkel tepkiler veriyoruz biz o zaman. Yani kendini geliştirmenin ve hayatta istediklerini gerçekleştirmenin tam tersi kendini eleştirmek ve yerden yere vurmak. Ya da kibar kibar. Bunu da yapamıyorsun falan demek aynı şey. duygularını önemsemeyen eş, iş arkadaşı karşımıza çıkıyorsa bunu nasıl değerlendirebiliriz? Buna ilişkilerde biraz gireceğiz ama temel olarak demin söylediğim şeyi tekrar etmek istiyorum. Çevremizden duygularımızı önemsemesini bekliyorsak orada bir takım ihtiyaçlarımızın sorumluluğunu çevremizdeki o insanlara vermek istiyoruz demektir. Ve o insanlar da hiçbir zaman o ihtiyaçlarımızı karşılamayacaklar maalesef. İçimizdeki çocuktan ya hiç çıkamadıysak, ya orada da şöyle bir şey, hiç çıkamamak gibi bir durum söz konusu hiçbir zaman olmuyor. Farkındalığı arttırmak olarak bakalım. Bu eğitime geldiyseniz mesela, belli ihtiyaçlarınızı karşılamak üzere geldiniz. Kayıt oldunuz. Burada dikkatinizi bu eğitime verdiniz. Zamanınızı bu eğitime verdiniz. Demek ki orada gözlemci parça, anne baba, Demek ki aktif oldu. Demek ki. Yani biz bunları büyütmek istiyoruz. Bunlar hiç yoktur bende. Sıfır noktasında. Bu eğitimlerdeki kimse hiç yani otur sıfır noktasında değil. Merak etmeyin. Nasıl karşılar hiç baba? Ona da baya bir örnek verdim diye düşünüyorum. İdeal anne ihtiyaç karşılamaz, baba mı karşılayacak? Anne ve baba aslında bu konuda çok sık kullanılan arketipler. Sizi bu çok rahatsız ediyorsa ve kendi zihninizin algılamasını zorlaştırıyorsa anne babayı tek şeyle birleştirip ona ideal ebeveyn diyebilirsiniz. Anne baba evet ebeveyn taraflar. Ebeveyn tarafımızı başkalarına kullanıyoruz. Evet maalesef. Çocuğu manipüle etmesi zor. O olduğu haliyle konuşuyor, evet. Anne-baba ayırımını söyledim. Yani orada biz arketipsler olarak ideal anne nasıl bir annedir aslında biliyoruz. Hatta ideal anne-baba figürlerimiz var. Mesela Hz. Fatima gibi, Hz. Meryem gibi ideal anne figürlerimiz var bizim. O yüzden o anne ve baba ayırımı bilinç dışı düzeyinde bayağı iyi çalışıyor. Ama ben de çalışmıyor diyorsanız İdeal ebeveyn tavrını kullanın. Duygu ve his arasındaki farkı. Yani ben aslında duyum kelimesini kullanıyorum. Ama bunların da hepsinin böyle kelime olduğunu da bir yandan unutmamak lazım. Duygular da kelime. Ve bunlar bizim aslında tam olarak ne hissettiğimizi, ne yaşadığımızı aktarırken her zaman sınırlı kalıyorlar. Yani ben içimde ne olduğuna dair beynimde bir prosesler yapıyorum, sonra size buradan bir kelimelerle bunu aktarıyorum. Siz de geliyorsunuz, o kelimeyi duyuyorsunuz, kendi beyninizde onları proses ediyorsunuz. Orada bayağı ciddi manada kayıplar oluyor. Ama her ne oluyorsa olsun içimde olanı biteni adlandırmak, yani bu Duygu olsun, bedendeki duyum olsun bunları adlandırmak bilgisayar beyni, ön beyni aktive ettiği için bizim içimizdeki çocuk sakinleşiyor, eleştirele bebeğin gidiyor ya da hafifliyor ve o gözlemci parça zaten aktive oluyor bunları yaparken.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









