YÖNETİCİNİZLE SAĞLIKLI İLETİŞİM NASIL KURARSINIZ?

In this Turkish YouTube video, speaker Gülen Gündüz Yılmaz opens with a vivid workplace anecdote that illustrates common communication problems between employees and their manager. She recounts a conversation with her manager (Erdem), and colleagues Yeliz and Ahmet, describing how her well‑prepared client presentation was dismissed, how she feels undervalued in salary negotiations, and how she perceives unequal workload distribution. Using this story as a springboard, she explains that many employees unconsciously project the “father” archetype onto their supervisors, which can lead to fear, resentment, and ineffective dialogue. She then guides viewers through a series of reflective exercises – drawing the inner father, writing internal dialogues, and rehearsing assertive statements – designed to strengthen an internal sense of healthy authority. By cultivating this inner authority, viewers can set boundaries, articulate their vision, and communicate with managers in a respectful yet confident manner. The video concludes with a typical YouTube call‑to‑action encouraging likes, subscriptions, and further engagement.
Bülent ne yapıyorsun saçına ya?
Bir şey yapmıyorum ya düzeltiyorum. Nasıl düzeltiyorsun? Yoluyorsun saçını şu anda. Yok yolmuyorum ya.
Çekiştirip duruyorsun.
Şey ya biraz sinir yapmış olabilirim yani. Neden ki? Bu Erdem Bey'e valla çok kıllıyorum ya.
Sizin patronun değil mi bu?
Evet. Evet.
Ne oldu ki ona?
Ya şimdi ben çok güzel bir müşteri sunumu hazırladım. Bence çok güzeldi. Yani benim işte ekipten çocuklara falan da gösterdim. Onlar da acayip beğendiler falan. Ondan sonra abi dedi ki işte yok şunun şusu olmamış, şunun şusu olmamış bilmem ne falan. E arkadaşım sen o Yeliz'in hazırladığı *** sunumlara bir şey demiyorsun. Benim gayet güzel hazırladığım sunumları mı beğenmiyorsun
yani? Ya Yeliz'de bir şey var
ya. Evet. O her konuda
beğeniyor. Ne yapsa
beğeniyor.
Evet. Senin eski sunuları hatırlıyor musun? Hiçbirini
beğenmedim. Bir Yeliz... Bir de Ahmet. Ahmet de Ahmet. Ahmet de Ahmet. İkisi. Biz ne yapsak yani ağzımızda kuş tutsak yaranamıyoruz. O ikisinin şeysi. Bu arada çok az para kazanıyorum bence. Yani kazandığım paradan da memnun
değilim. Kızım şirketi sen
götürüyorsun. Evet. Değil
mi? Sunumlar
sende. Müşteriler
sende. Her şeyi sen yapıyorsun. Yeliz ne
yapıyor? Hiçbir şey yapmıyor. Oturuyor dolaşıyor. Müşteriler Yeliz'de de gerçi de.
Olsun. Yani hiç şey
yapmıyor. Ama ben de yani ne kadar arttırdım yani ciroyu bilmem neyi falan
filan. Maaşını da Allah'a zam yapacaklar dedi
mi? Yaptı bir zam. Ben dedim bu zam yeterli değil benim için falan dedi. İşte bizim dedi şu anda yapabildiğimiz bu. Normalde işte yüzde bilmem kaç arttırıyorduk da seninkini ama ne kadar fazla arttırdık falan filan gibi şeyler söyledi. Ama ben yine yani bekliyorum daha çok maaşım arttırılsın diye bekliyorum ya. Hakkım bence bu
benim. Gülen kaç tane müşteriye bakıyorsun. Kaç tane para
kazandırıyorsun. Hakkım. Hakkım yeniliyor ya benim bu şirkette. Bu Erdal Bey benim hakkımı yiyor. Merhaba ben Gülen. Müdürünüzle, yöneticinizle, patronunuzla iletişimin anahtarını size bu videoda takdim edeceğim. Şimdi size bahsetmek istediğim konu şu. Bu benim. Şu da karşımdaki müdürüm, patronum falan. Biz çoğunlukla zannediyoruz ki işte iki tane yetişkin aralarında konuşuyorlar, anlaşıyorlar. Ama gerçekte olan şey şu. Biz bu müdür ya da patron da gördüğümüz şey insan olarak Ali'yi, Ayşe'yi, Veli'yi falan değil. Onda çocukluğumuzda gördüğümüz, alışkın olduğumuz otoriteyi görüyoruz. Yani otorite olarak bizim kafamızda ne varsa onu karşı tarafa yansıtıyoruz. Projekte ediyoruz. Şimdi bu ne demek? Ben bunu kendince zayıflıkları, zaafları falan olan bir insan olarak görmüyorum. Bayağı böyle gücü sınırsız bir otorite olarak görüyorum. Ve bunun genelde eşlik ettiği şey de şu. Otorite eşittir. Ebeveynlik. Ben karşımda çocukluğumdaki ebeveynimi görüyorum. Ve çocukken nasıl bütün ihtiyaçlarımın ebeveyn tarafından karşılanmasını bekliyorum haliyle. Çünkü çocuğum. Kendi başıma ihtiyaçlarımı karşılayamam. Çocukken ebeveynlerimle ya da ebeveyn derken bu anneanneniz, babaanneniz falan da olabilir ya da size bakan halanız da olabilir. O otorite figürleriyle kurduğum ilişkinin bir benzerini ben aslında müdürümle, patronumla kuruyorum. Yani zavallı kadının ya da zavallı adamın söylediği herhangi bir laf beni o çocukluğumdaki o çok eski ilişkilere, o çok eski iletişim şekillerine götürüyor. Şimdi peki ne oluyor? Ben karşımda ebeveyni gördüm ya. Ben yetişkin olarak kalmakta zorlanabiliyorum. Genelde çocuğa gidiyorum. Ya uslu bir çocuk oluyorum ya da çoğunlukla asi çocuktayım. Böyle itiraz ediyorum müdürüme. O niye öyle, bu niye böyle falan diye sürekli bir çatışma halindeyim. Ama orada da zaman zaman uslu çocuğa geri döndüğüm hikayeler, zamanlar olabiliyor. Şimdi hayatınızdaki otorite figürlerini bir düşünün. Müdürünüz, belki müdürünüzün müdürü. Onlarla böyle bir alıp veremediğiniz var. Belki böyle ful çatışma içerisinde kavga etmiyorsunuz. Ama arkadaş toplantılarında, rakı içerken, ha bile o kadından, o adamdan bahsederken biliyorsunuz kendinizi. Diyorsunuz ki işte şunu şöyle yaptı, bunu tutuyor, bunu böyle yapıyor falan diye. Eğer ondan bahsediyorsanız sürekli, o zaman sizin o otorite figürüyle çalışmanız gerekiyor. İçinizdeki otorite figürüyle çalışır isek ve içinizdeki otorite figürü sağlıklı bir figüre dönüşürse, o zaman bizim dış dünyadaki otorite figürleriyle çatışmamız da bayağı bir azalıyor. Şimdi, içimizdeki otoriteyle peki nasıl çalışabiliriz? İçimizdeki otoriteye ben baba arketipi diyeceğim. Arketip ne demek? Arketip, mesela kral dediğimizde hemen kafamızda bir şey canlanır ya, prenses dediğinizde başka bir şey canlanır. ve o canlanan imaj son derece böyle açık, seçik, böyle belli bir duyguyu falan barındıran da bir imajdır. Üç yaşındaki bir çocuğa kral gibi davran deyin, sizinle o şekilde oyun oynar. Ya da prenses ol dersiniz, hemen çocuk prenses olur ve o oyunu oynamaya başlar. Arketipler bizim bilinç dışımızda var olan ve kolaylıkla bağlantıya geçebildiğimiz çok eski, Çok eskiden beri var olan aslında belirli tiplerdir. Şimdi baba deyince de bizim kafamızda baya böyle bir baba arketipi belirlenir. Mesela kötü babalar vardır. Mesela iyi babalar vardır. İlgili babalar vardır, ilgisiz babalar vardır. Ama ideal bir babanın nasıl olması gerektiğiyle ilgili hepimizin kafasında çok net bir imaj vardır. Peki nasıl olacak da biz o içimizdeki baba arketipini geliştireceğiz, büyüteceğiz? İlk adım şu anda neredeyiz? Şu andaki içimizdeki baba arketipi acaba nasıl bir arketip? Bir ona göz atmak. Baba arketipinizle bağlantıya geçmek için başka videolarda da önerdiğim resim çizme yöntemini anlatacağım size. İdeal baba arketipinde ne vardır? Bir kere ideal baba arketipi sınırları sağlıklı bir şekilde çıkar. Zaman zaman şefkatle, zaman zaman belli bir sertlikle ama asla böyle sinirlenip atarlanmaz. Çünkü öyle bir şeye gerek yoktur. Sakindir yani baba. Oturaklı zaten baba deyince kafamızda oturaklı bir insan imajı belirliyor. Babanın net bir vizyonu vardır. Yani nereye gidilmesi gerektiğini, hangi yoldan yürünmesi gerektiğini bilir. Ve son olarak da tüm bunları hayata geçirmek için sağlam, sarsılmaz bir iradesi vardır babanın. Benim içimdeki baba yeterince gelişkin bir babaysa o zaman sınırları çizmesini de bilir. Hayattaki vizyonunu da bilir. İradesi vardır o çizdiği vizyonu hayata geçirmek için. Ve o zaman da dışarıdaki otorite figürlerinden bunu beklemez. Yani bana, ona o versin, bu versin, bu niye verdi, vermedi demez. O ihtiyaçlarını kendi karşılaması gerektiğini bilir. Müdürüyle, patronuyla sağlıklı sınırlarını da çizer. Ne istediğini yetişkince konuşur. Ve ne zaman hangi ilişkiyi sona erdirmesi gerektiğini de bilir. Ve bunun için de karşıdakini de suçlamaz. Şimdi de içsel babayı güçlendirmenin tabii birçok yöntemi var. Ve tek bir yöntemle de bunu full geliştirmeniz söz konusu değil. Ben size sadece şeyden bahsetmek istiyorum. Şurası bizim bilincimiz olsun. Şurası da bilinç dışımız olsun. O sağlıklı baba arketipi kimin de şuradadır. Birazcık çalışmayla hemen siz bunu yukarıya çıkarabilirsiniz. Kiminiz de daha buralardadır. Daha uzun süre çalışarak siz bunu yukarıyı çıkarabilirsin. Gelin bu baba figürü sizde ne kadar gelişkin, ona yönelik bir farkındalık çalışması yapalım. Belki bayağı yüzeyde baba, orada sağlıklı bir baba arketipi yukarı çıkmak için belki can atıyor. Siz bu çalışmayı yaptığınızda belki size bayağı bir şunu yap, onu yap, onu yap diye konuşacak. Belki o kadar gelişkin olmayacak, o kadar öyle konuşamayacak. Ama bu çalışmada onu görmek, onu fark etmeye yönelik büyük bir adım atmış olacaksınız. Çalışma, yine daha önceki videolarımda da önerdiğim, bir resim çizeceksiniz yine. Yine sakin, sessiz bir ortamda, kendinizce o günün heyecanından, günün koşturmasından uzak kendinizi hissedebileceğiniz bir ortam yaratmanızı öneriyorum ben her zaman. Bu bir müzik olabilir, bir koku olabilir. Sadece odanın kapısını kapatıp rahatsız edilmemeyi ev halkına duyurmak olabilir. Öyle bir ortam kendinize yarattıktan sonra bırakın kaleminiz babayı çizsin. İlla bir baba figürü de çizmek zorunda değilsiniz. bambaşka bir şey de çıkabilir kaleminizden. O da okeydir çünkü bilinç dışından neyin nasıl çıkacağını biz bilemiyoruz. Evet şimdi alın elinize kağıt kalemi bu videoyu durdurun ve gidin içinizdeki babayı resmedin. Evet babayı çizdiğinize göre şimdi bir Geriye çekilip bir bakın. Sanki o resmi siz çizmemişsiniz gibi. Neyi fark ediyorsunuz? Orada yeni olan neler var sizin için? Babanın o sayfaya göre yeri yeterince büyük mü? Yeterince küçük mü? Nasıl bir baba var? Enerjisi nasıl? Bütün bunları şöyle bir göz atın. Ve şimdi geldik babayla diyalog kısmına. Bu diyaloğu yazarak yapabilirsiniz. Başka bir kağıtla bunu ikiye bölüp Bir siz konuşursunuz, bir baba konuşur. Bir siz konuşursunuz, bir baba konuşur. Yazarak yapabilirsiniz. Ya da direkt karşılıklı konuşma yöntemiyle yapabilirsiniz. Karşılıklı konuşma yöntemi genelde benim koşluklarda başvurduğum yöntem. Ama bunu tek başınızda yapmak size böyle tuhaf kaçabilir. Tuhaf kaçarsa yazı yöntemi daha güzel bir yöntem olabilir sizin için. Karşılıklı konuşun, babaya sorular sorun. Unutmayın amaç sizin konuşmanızdan ziyade ondan bilgi almak. Ondan sorularınızın cevabını almak. Onunla böyle bir diyalog başlatın. Şimdi hadi çalışmanın ikinci adımını gerçekleştirdim. Baba size belki bir sürü şey söyledi, belki hiçbir şey söylemedi. Bunların hepsi normal. Dediğim gibi bilinç dışınızda baba figürü nerede? ama bu çalışma sizin belki de ilk temasınız içinizdeki babayla ve o yüzden çok kıymetli, çok güzel bir çalışma. Bunu yaptığınız için kendinizi öyle kutlayabilirsiniz. Eğer yazıyla yaptıysanız bu çalışmayı o zaman aradan işte bir gün, bir hafta, bir ay geçtikten sonra o diyaloglara bakıp tekrar orada acaba yeni bilgi ne var benim için diye tekrar göz atabilirsiniz. İçinizdeki baba hareketini geliştirmek bize hayatımızda kendimizi gerçekleştirmek için sağlıklı sınırlar çizmek, vizyonumuzu ortaya koymak ve sonra da iradeyle o vizyonumuzu hayata geçirmek için çok büyük önem taşıyor. Yani sadece müdürümüze, patronumuza bütün gücümüzü teslim edip onlardan beklemek değil, bütün konularda hayatımızı yönlendirmede çok büyük bir önem taşıyor. O yüzden size Baba hareketlerinizi gün geçtikçe güçlendirdiğiniz, geliştirdiğiniz bir hayat diliyorum. Bu videoyu beğendiyseniz beğen butonuna basmayı ve kanalıma abone olmayı
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









