Zehra Dörter ile Art of Existence | Bireysel Programı Modüllerini konuştuk!

In this Turkish interview, Gülen Gündüz Yılmaz and participant Zehra Dö rter discuss the structure, content, and lived experience of the three‑year Art of Existence individual program. The conversation introduces the four main modules – the Foundational (body‑and‑nervous‑system reconnection and embodied awareness), the Deepening (Gestalt mechanisms, layered awareness, and the "onion" metaphor for consciousness), the Creativity (creative practice, expanding abundance channels, and tangible changes such as home‑decor choices), and the Group Coaching/Experiential Learning module (team dynamics, projection work, neutrality training, and certification). Zehra shares how the program transformed her parenting, HR consulting career, and personal well‑being, illustrating concepts with vivid anecdotes about food cravings (pişi, poğaça), color‑rich walls, and sensory awareness. Gülen adds his perspective on regulation of the nervous system, the importance of choosing one’s own pace, and how the program’s weekly assignments and support groups foster self‑directed decision‑making. The dialogue also covers practical coaching scenarios, the role of co‑regulation between coach and client, and the long‑term development of neutral, compassionate observation. The interview serves both as an overview of the curriculum and a testimonial of its impact on personal and professional life.
Chapters
Merhaba ben Gülen.
Merhaba ben Zehra.
Bu videoda 3 yıllık Art of Existence bireysel programının modüllerinden bahsetmek istiyoruz. Şimdi bu videoyu sevgili Zehra ile beraber çekmek istedik. Çünkü ben biraz eğitmen olarak programdan bahsedeceğim ama Zehra programın koşu programını bitirmek üzere bayağı uzun bir süredir beraberiz kendisiyle programda. O yüzden onun kendi kişisel deneyimlerini de bu videoda aktarması güzel olur. Daha somutlaşır belki konular diye de düşündük.
Kesinlikle. Benim yolculuğum aslında kendi çocuklarıma ebeveynlik yapma sürecimle, o hikayeyle başladı. Orada hep böyle kendimi eleştirdiğim bir yerden ve gücenik bir yerden bir ebeveynlik yaptığımı fark etmemle aslında hikayem başlıyor. Sonrasında programa katılınca aslında kendi içimdeki o dinamikleri görüp onlara sahip çıktığımda, oradaki ihtiyaçlarımı karşılamaya başlama becerisini geliştirdiğimde dış dünyada da benzer bir sürecin hayatıma yansıdığını gördüm. Çünkü ben ne kadar içimdeki o aileyi, aile dinamiklerine sahip çıkıyorsam kendi fiziki ailem de aynı şekilde kendini daha net ifade edebilen, ve duygularına sahip çıkabilen bir noktaya geldi. O yüzden program benim için hayatımda bir dönüm noktası oldu diyebilirim. Hem kendimle ilişkimde hem de çocuklarımla ilişkimde ciddi anlamda şifa bulduk. Şunu da eklemek istiyorum ki kariyerimde büyümek ve gelişmek benim için çok önemli. 16 yıldır insan kaynakları danışmanlığı yapıyorum ve eğitimde öğrendiklerimi birebir iş hayatımda da uygulamaya özen gösterdim. Bu da benim yaptığım danışmanlıklarda yarattığım etkiyi daha fazla büyüttü.
Peki Zehra, o zaman ilk temel modülden başlayalım mı?
Evet.
Evet, bir de şeyden mi başlasak? Şimdi 3 yıllık program deyince, ben 3 yıla birden acaba bir taahhüte giriyor muyum falan gibi insanların kafasında genelde senin de bildiğin bir soru oluyor. Önce istersen onun cevabını vererek. Ben mi vereyim, sen mi ver?
Ben verebilirim bunun cevabını. Orada 3 yılın tamamına katılmak zorundayım ve bunu kendime taahhüt etmek zorundayım gibi bir durum yok aslında. Temel modülde kendimizle ilgili bayağı bir güzel, keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz. Ve o yolculuk hem kendini hem iş hayatını aslında belli bir noktaya götürüyor, her yere dokunuyor ve temas ediyor. Sonrasında orada ben bir seçim yapıyorum. Burada derinleşmeli miyim yoksa şimdilik burada okey miyim?
Evet.
Kendi seçimlerimle ilerlediğim üç yıllık bir yolculuk oluyor aslında.
Evet. Bazılarımız modülleri sırasıyla takip etmeyi seçiyorlar. Bazılarımız araya ara vermeyi, bir senelik iki senelik ara vermeyi tercih ediyorlar.
Evet.
Bu da yani kişinin aslında kendi kararlarını, kendisinin çok çatışma yaşamadığı bir yerden yaratmasına, o kararlara bilinç getirmesine de biz eğitimde çok önem verip onu, deneyimlerini hatta yaşattığımız için de o kararları vermek de sanki daha böyle kolay, daha sağlıklı bir yerden de oluyor. Hani programda ne zaman nasıl ilerlemeliyim konusunda.
Seçim yaparken orada hep bana hangisi hafif geliyor onu aslında takip ettiğim bir yer oluyor hep. Bu kasımı da güçlendiriyorum eğitim içerisinde. Peki biz temel modülde ne yapıyoruz?
Temel modül ilk üç modül gibi üç türe dört ay aralığında tamamladığımız bir modül. Şimdi bu modülde biz bedenimizle, dolayısıyla sinir sistemimizle tekrar bağlantı kurmayı öğreniyoruz. Çünkü biz modern insanlar bayağı bir hissizleştirme uyguluyoruz bedenimize. Bedenimizle tekrar temas kurmayı öğrenmek çok çok anahtar. Kişisel olarak gelişmek için gerek ailede gerek iş hayatında başka bir kimlik edinebilmek için Neden? Çünkü bedenimiz ve sinir sistemimiz bize birçok bilgiyi iletiyorlar. Duygular bedende ve sinir sisteminde yaşanıyor. O duygulardan ihtiyaçlarımızdan, ihtiyaçlarımızdan hayatımızla ilgili kararlara gidiyoruz. Neyi, nasıl yaptığımızı, neden yaptığımızı daha fazla anlamaya başlıyoruz. Aynı zamanda sinir sistemimizi regüle etmediğimiz ve bedenimizin sürekli bir savaş ya da kaç ya da don. İkimizin daha favori gittiği yerde donmak değil mi? Savaş kaçmaktan ziyade. Bedenimizin bu verdiği tepkileri anlıyoruz ki kendimizi bu otomatik tepkilerde değil, daha regüle edebildiğimiz, hayata daha sakin ve dingin bir yerden bakabildiğimiz pratikleri geliştirelim ve hayatımızı uygulayalım. Zira savaş, kaç, donakal tepkileri verdiğimiz yerde bizim bilgisayar beynimiz bile çalışmıyor. Beynimizin daha ilkel bölümleri devrede oluyor. O zaman da kendini tanımadan bahsedemeyiz. İhtiyaçlarını karşılayan bir birey olmaktan bahsedemeyiz. İletişim konusunda da iş hayatında sürekli tehdit altındayım. Müdürüm bana bunu yaptı, iş arkadaşım şunu yaptı. Çıkıp yaratıcılığa, kendimizi gerçekleştirmeye geçemiyoruz. Orada hepimizin yapması gereken baya bir iş var. Hani ben iş diyorum ama buna oyunla karışık iş de belki denebilir.
O zaman daha konforlu geliyor.
Evet, daha konforlu geliyor. Ben bunu baya kırklı yaşlardan sonra bu yolculuğa çıktım. 40'lı yaşlara kadar kendini daha işte donduran, duygularını bastıran bir insandım. Hep videolarda ya da çeşitli ortamlarda, kitabımda da bahsettiğim üzere. Şimdi bu yolculuğa aslında herkes kendi zamanında çıkıyor muhakkak. Öte yandan ne kadar erken çıkarsa da
insan o kadar da aslında hayata dönüşmüş oluyor.
Evet, değil mi? Yani daha yaratıcı, daha renkli resimli bir hayat yaşamak mümkün oluyor.
ve daha böyle tutkulu oluyor.
Evet.
Özellikle iletişimlerimiz dönüşüyor ve orada hem ikili ilişkilerde işte erkek arkadaşımla, kocamla ya da arkadaşlarımla olan ilişkim de daha böyle doyumlu, daha lezzetli oluyor. Evet.
Ben şimdi bir takım sosyal medyadan ya da e-mail'in listemizden de böyle paylaştığım bir şey var. Buradan da paylaşmak istiyorum. Hani içime geldi çünkü. Şu anda arkada gördüğünüz duvar mesela baya kırmızı renkli bir duvar. Şu anda yaşadığım evin her duvarı baya böyle cesur renklerle boyanmış durumda. Ve baktıkça evin duvarlarına, eve astığım bazılarını kendimin yaptığı, bazılarını aldığım resimlere baktıkça inanılmaz böyle mutlu oluyorum. Ve aynı zamanda baktıkça da daha sakin, daha dingin, aynı zamanda da senin bahsettiğin o daha canlı, daha tutkulu hayatı yaşıyorum. Şimdi evin duvarlarını boyamayı tabii ki hepimiz tercih etmek durumunda değiliz ama beni şu anda ne kadar mutlu ettiğine bakarsam ben şunu soruyorum. Yani 30'lu yaşlarımda da böyle bir seçimler yapabilirdim ben.
Evet.
Evime sanatı koyabilirdim. Kendim de oturup resimler yapabilirdim. İşte bunları yapmamamın nedeni benim kendi içeriden gelen bir sürü bilgi var bedenimden gelen. Onları aslında dinlememek, onlarla temas kurmamak, kendimle temas kurmamak. Kendimle temas kurduktan sonra yani duvarımın rengi bile aslında değişiyor süreç içinde. Bir de özellikle şimdi birazdan bahsederiz. Üçüncü modülümüz var. Yaratıcılık modülü. O yaratıcılık modülünden sonra ama zannediyorum yaratıcılığa katılan bütün öğrencilerin de evinde böyle radikal değişikliklerde oldu.
Evet. Yani sadece fiziki olarak evde değil, tencerede pişirdiğim yemeklerde bile daha böyle cesur baharatlar kullanmak, beş duyuyu yemek pişirirken de kullanmak gibi Aslında hayatın bütününde değişiklikler yaptık çoğumuz. Sadece yaşadığımız alanı değiştirmek gibi değil de bütününü değiştirmek gibi. Ve bu kendi doğal akışımızda gerçekleşti aslında. Gülen, şimdi de derinleşme modülümüzden bahsedelim mi?
Bahsedelim. Şimdi derinleşme modülü temelde öğrendiklerimizin daha derine indiğimiz modül. Biz bu modülde gestalt temas mekanizmalarını ve gestalt döngüsünü oldukça ayrıntılı işliyoruz. İlk modülde, temel modülde bizim çok sevgili katılımcılarımızdan biri demişti ki, birçok eğitime katıldım, farklı farklı eğitim. Ve temel modülde bütün hepsi birleşti. Kimin neyi anlattığını da tam olarak anladım. Ve bunları bayağı yapılandırılmış olarak anladım. Bir başka değerli katılımcımız da şunu söyledi. Dedi ki, hani yaşım şimdi 50'ye doğru geldi. Farkındalık adına ben ne alabilirim ki? Her şeyin farkındayım. Aynı zamanda iş hayatında da bayağı değerli başarıları olan, uluslararası başarılara da imza atmış bir katılımcımız bu. Hani farkındayım, daha neyi fark edeceğim ki diyerek geldiğim modülde farkındalığın hiç de sandığım gibi bir şey olmadığını anladım. Şimdi farkındalıkla ilgili ben topluluk aynı zamanda etkinliklerinde falan da bahsediyorum. Bu videolarda da bahsediyorum ama farkındalık dediğimiz şey aslında çok çok çok hatta belki sonsuz katmanlı bir şey. Ve biz bu modülde tam olarak farkındalığın ne menen bir şey olduğu ile ilgili Baya bir derin farkındalık kazanıyoruz diyebilir miyiz?
Kesinlikle diyebiliriz. Orada hatta bir soğan metaforu kullanıyorduk. Farkındalık katman katman ve biz her bir derinleşmede soğanla bir kabuğunu daha kaldırıyoruz. Ve bu yol işte o soğanın cücüğüne gidene kadar ve hayat devam ettikçe devam ediyor diye. Gerçekten aslında tam da böyle.
Şimdi biraz daha somutlaştıralım bu videoyu seyredenler için. İlk söylemek istediğim şey şu, eğer bir konuyla ilgili farklı bir eylem, farklı bir davranışa geçmek istiyorsak o zaman orada farkındalığımızın tamamlanmamış olduğundan bahsedebiliriz. Yani, farkındayım ama şunu yapamıyorum, farkındayım ama hala böyle yapıyorum dediğimiz cümlelerde farkında olduğumuz kısımlar muhakkak vardır ve o farkındalıklar muhakkak değerlidir. Öte yandan farkındalıkla ilgili o döngü tamamlanmamıştır. Farkındalık döngüsünün tamamlanması için farkındalık katmanlarında farklı farklı şeyleri fark etmek lazım. Onun öncesinde de yeterince sinir sistemimde eğer regulasyon sağlayamamışsam sinir sistemim o konuya bakamıyor. Sinir sistemim regüle değilse zaten ben orada katman katman farkındalık da geliştiremiyorum. O nedenle bir davranışım değişmiyorsa kendimi irade savaşıyla zorlamak yerine farkındalık geliştirmeye, farkındalık geliştirmek için de regulasyona götürmem lazım. Şimdi farkındalık katmanlarına da somut bir örnek vermek istiyorum. Belki sen daha da somutlaştırırsın. Mesela benim artık bayağı meşhur olmuş bir pişi örneğim var biliyorsun. Şimdi ben pişiyi çok severdim ve pişi yedikten sonra da inanılmaz rahatsız olurdum. Yani pişi yiyorum ve ondan sonra bütün gün sindirim sistemimin bana verdiği ağrılarla ve enerji düşüklüğüyle geçiyor o günüm. Şimdi şunlar farkındalık. İşte benim... Ne yapayım? Benim sülalem Yugoslavya'dan gelmiş. Onların hepsi hamur seviyor. Ben de o yüzden hamura düşkünüm. Şimdi bunun farkındayım ama yiyorum. İşte salt bunun farkındalığı bize aslında yetmiyor. Benim o pişiyle ilgili farkındalık döngüm ne zaman kapandı? Biz Cunda'da 5-6 odalı bir oteldeydik. Ve çok güzel kahvaltı veriyordu bu otel. Ben bir gün sabah kapıyı açtım. Buram buram pişi kokusu geliyor. Ve biz sevdiğimiz şeylerin, yemeklerin kokusundan onun güzel olup olmadığını da anlarız ya insanlar olarak. O kokudan belli. Çok böyle ideal, kızartılmış bir pişi var. Şimdi o noktada ben bir kere bedensel duyumlarımın o pişi kokusunun fark etmesine izin verdim. Yani orada o kokuyu aldım. O kokudan bedenimde ne oluyor? Bedenim nasıl bir tepki veriyor? Ona baktım. Sonra orada bir imaj belirdi gözümün önünde. Ananem, eskiden böyle mika masalar vardı katlanır. Hatırlar mısın? Yuvarlak masalar. O masada ananem hamur açıyor, el açması. Ben yanındayım ve küçüğüm. Yani baya böyle canlı bir imaj bu. Orada ben de hamurla oynuyorum. Ve anneannemin kanatlarının altında hissediyorum kendimi. Orada yaşadığım duygulara gittim ve onu bedenimde hissettim. Orada çok huzur var. Orada çok güven var. Bütün bunları yani katman katman bu farkındalıkları bedenimde de yaşadıktan sonra anladım ki Ben o duyguyu, o çocuğun yaşadığı duyguyu yaşamak için pişi yiyorum. Bu farkındalıkları yaşadıktan sonra şöyle oldu aşağıya. İndim ben kahvaltı sofrasına ve oradaki pişi bir bardak ya da bir çatal gibi görünüyordu gözüme. O günden sonra ben mesela pişi yemedim. Çünkü anladım ki ben o duyguyu yaşamak için pişi yiyorum. Ama o duyguyu aslında pişiyerek yakalamıyorum. Rahatsızlık, karın ağrısı falan gibi duygulara götürüyor beni. Ve o güveni, o huzuru yaşamak için de şu an bu yaşa gelmiş bir birey olarak çok fazla başka başka stratejilerim var. O bağı tam olarak görünce işte o noktadan sonra ben farkındayım ama pişi de seviyorum gibi bir nokta olmuyor. İşte farkındalık bütün bunların böyle katman katman birleşmesinden oluyor. Bazen belli davranışlarda da ilgili. Patenlerimiz çok çok uzun sürelerde değişiyor. Ama zannediyorum bu temel artı derinleşmede ne olunca ben farkındalığımı geliştirebiliyorum, ne konuda daha çok şeyi anlamam lazım gibi bir farklı paradigma kayması yaşanıyor.
Evet. Hayatımızın pek çok noktasına dokunan ve daha derin bir şey. Burada ben de bir örnek vermek isterim. Yine benzer olacak hani yemekle ilgili olacak ama derinleşme programına başladıktan bir süre sonra Yağcıoğlu Pastanesi'nin önünden geçerken oranın böyle mis gibi kokan ve Oradan geçen herkesi tahrik eden bir poğaça kokusu var. O kaşarlı poğaçadan tok bile olsam alıp mutlaka onu bir güzel mideme indirirdim. Bir gün o koku beni aynı senin yaşadığın gibi çocukluğumda bir anıya götürdü. Orada böyle kalabalık sofrada şen şakrak muhabbetle yemek yenen hem eğlence hem de o bağ kurma ihtiyacımın karşılandığı bir sofra ortamına götürdü beni. ve orada anladım ki aslında ben o ihtiyacımı poğaça yiyerek karşılamaya çalışıyorum. Sonra bir gün, iki gün sonra yine oradan geçiyorum ve aynı koku Allah'ım bu nasıl bir gluten kokusu şeklinde değişti. Bir sonrakiler de hani hiç Ne ağzımın suyu aktı, ne canım o poğaçadan istedi ve ben hala yemiyorum o poğaçadan. Canım çekmiyor yani. Derinleşme programının hayatımıza böyle radikal etkileri de oluyor. Gerçekte ihtiyacımın ne olduğunu fark edip O ihtiyacımı başka hangi sonsuz stratejiyle karşılayabilirim aslında öğreniyoruz. Ve buradaki en büyük zenginlik de tek bir stratejimizin olmadığını görmek.
Evet. Hayata çok daha fazla strateji geliştirmeyi bu iki temel programda Bayağı içselleştiriyoruz çünkü programda her hafta yapılan ödevler var. O ödevlerin beraber konuşulduğu ve ne nasıl gidiyor, nerede ne öğreniyorum, nerede nasıl zorlanıyorum diye sizi destekleyen bir destek grubu var. Ve bu destek grubunun özellikle ilk modülünde başında da grup mentorları var. yapılandırılmış modüllerle kişinin gerçekten kendini daha fazla anlaması ve o dönüşüm yolculuğunda da çok desteklenerek ilerlemesi mümkün oluyor sanırım.
Benim oradaki en büyük konforum şey olmuştu Gülen. Benden önce bu yoldan geçmiş birileri var. ve onlar da kendi tecrübelerini paylaşıyor. Burası güvenli bir ortam. Ben de kendimi burada ifade edebilirim. Zorlandığım noktayı paylaşabilirim. O destek sistemi gerçekten destekliyor. Ben burada ilerleyemiyorum. Nasıl ilerleyeceğimle ilgili bir yol ayıtasına ihtiyacım var dediğinizde destek grubu size bir sürü strateji sunabiliyor ve olduğunuz yerden yükseldiğinizi hissediyorsunuz.
Evet. Ve gelelim yaratıcılık modülüne. Bir tane modül seçmen gerekse yaratıcılığı mı seçerdin? İtiraflar. Evet.
Yaratıcılık modülü her anlamda çok besleyici bir modül oldu benim için. Yani sadece yaratıcılığımı beslemedi, hayatımdaki bolluk bereket kanallarını da görmemi sağladı. Pek çok anlamda beni beslediği için tek birini seçeceksem evet kesinlikle yaratıcılık modülü.
Profesyonel koçluk yaptığımızda da ya da koçluk becerilerini iş hayatımızda kullandığımızda da karşımızdaki kişinin danışanımız ya da çalışanımız ya da yöneticimiz o insanla koçluk becerilerini konuşarak iletişim kurduğumuzda bir dönüşüm muhakkak ki söz konusu oluyor. Peki bu değişim nasıl söz konusu oluyor? Şimdi bizim danışanımızla olan ilişki yeniden ilişkilenmenin yaşandığı bir yer. Koç ve danışan arasında. Buradaki koçu, self-profesyonel koç anlamında kullanmıyorum. Koçluk becerilerini kullanıyorsanız o manada kullanıyorum. Yeniden ilişkilenme şu demek. Karşıdaki danışan bir şey söylediğinde bizim koçumuz onu yargılıyor mu? Yargılama derken şunu kastediyorum. Hiçbir koç danışanına Allah belanı versin bu iş böyle yapılır mı? Tabii ki demiyor. Ama ve lakin onu A noktasından B noktasına götürmeye çalışıyorsa bir koç Ve çoğumuzun da doğal eğilimi o şekilde. Benim de doğal eğilimim bu şekilde. Fakat sonradan insanın olduğu yerde tam ve bütün görüldüğünde ve olduğu yerde içindeki bütün çatışmalarla ben onu koç olarak kabul ettikçe o yeniden ilişkilenmenin içinde o insanların dönüşebildiğini gördüm. Bunun için de koç olarak ben kendim ne kadar regulasyonum var, ne kadar sinir sistemim dayanıklı, o ölçüde benim verdiğim koçluğun kalitesi bambaşka oluyor. Kendisi regülü olmayan bir koç, olduğu yerde danışanını kabul etmekte çoğunlukla zorlanıyor. O yüzden öncelikle regulasyondan bahsediyoruz. O regulasyonun içinde bizim danışanımız da bizim regulasyonumuzdan beslenerek co-regüle oluyor. Yani bizim regulasyonumuzu kullanarak kendini regüle ediyor danışan. Ve ondan sonra çok daha fazla şeyi fark edecek bir beyin kapasitesi oluyor. Yani o ilişkilenmenin içerisinde hem kendini regüle etme, o regulasyonu öğrenme, oradan yeni farkındalıklar geliştirme ve mucizevi bir şekilde ya da paradoksal bir şekilde de diyebiliriz ki bir koç ne kadar ittirmiyorsa o danışanı, ya da ne kadar danışanın ben bunu bunu yapmak istiyorum ama yapamıyorum diyen parçası ile özdeşleşmeden o anda olana bitene ne kadar kabul verebiliyorsa koç paradoksta orada işte kişi o kadar değişiyor, o kadar dönüşüyor.
Sen bunları anlatırken içimde kendi danışmanlıklarımla ilgili bir şeyler canlandı. Kurumsal hayattan burada örnek vermek istiyorum. Çalıştığım müşterilerimden bir tanesinde bir problem gelişiyor hizmet verdikleri müşteriyle ilgili ve acil bir toplantı istiyorlar. Orada biz böyle birkaç kişi toplandık ve konuyu böyle herkesin konuştuğu bir ortam var. Aynı anda konuştukları ve birbirlerini duymadıkları Önce ben hani çok sakin bir şekilde bir nefes alıp tek tek konuşabilir miyiz? Ben şu an hepinizi duymakta zorlanıyorum dedim. Ve bir anda sessizlik oldu. Sonra benim o sakinliğim senin az önce verdiğin örnekteki gibi onları da regüle ettiği için sadece tek bir kişi aslında şöyle bir problem yaşıyoruz arkadaşlar dedi. sonra öbürü yani buna bu şekilde yaklaşırsak böyle bir çözüm geliştirebiliriz ve bu bizim müşterimiz de rahatlatacak bir şey dedi. Ve bir anda toplantı 15. dakikanın sonunda aslında bitmiş oldu. Ve çözüme de ulaşarak.
Evet çok somut bir örnek. Bunlar nasıl oluyor diye insanların da aklında ilk başlardı özellikle. Böyle nasıl oldu ya? Şimdi burada ne oldu da bu konu böyle çözülüverdi? Oluyor. Fakat deneyimledikçe Normalin bu olduğu, biz biyolojimizde uygun davranınca hayatın çok daha rahat aktığı ve işte daha yaratıcı, birbirimizle kavga etmeden ne yaratacağız, ne üreteceğiz, bunlara konuştuğumuz bir hayata doğru gerçekten geçiş yapıyoruz. Ve son modülümüz grup koşuluğu. Yine 7 aylık bir program. Grup koşuluğu ve deneyimsel öğrenme eğitmenliği programı. Burada hem gruplara, takımlara, organizasyonlara nasıl koşruk yaparız? Hem de aynı zamanda deneyimsel öğrenmeyi destekleyen etkin eğitim ortamları nasıl tasarlarız? Ve bu eğitimleri nasıl uygularız? Bununla ilgili bir eğitim. Şimdi dört modül boyunca biz bayağı bir tarafsızlık çalışıyoruz. Yaratıcı tarafsızlık çalışıyoruz. Hem kendi içimizdeki parçalara, tarafsız bakmayla ilgili Baya bir yol alıyoruz. Tamamen %100 tarafsızlık diye bir şey mümkün değil. Hani onunla da bir parça barış sağlıyoruz zannediyorum. Oldukça derin projeksiyon çalışmaları yapıyoruz. Bütün bu çalışmalar bizde hem koçlu programına hem de bu grup koçluğu ve deneyimsel öğrenme eğitmenliğini hazırlıyor. Çünkü gruplarla, takımlarla, organizasyonlarla çalışma becerimiz Bu topluluklara tarafsız bakabilme, tarafsız kalabilme becerimizle çok el ele gidiyor. Eğer ben bir takımda otorite figürüne sempati duyuyorsam, ona yakınlık duyuyorsam ya da tam tersi otorite figürlerine içimde böyle bir gıcıklık, bir antipati hissediyorsam o zaman o takıma, o organizasyona ya da o eğitim grubuna benim sunabileceğim katkı da o oranda azalıyor. Bu tabii ki ömür boyu sürecek bir çalışma. Yani ben bütün projeksiyonlarımı tamamladım. Artık bütün insanlar kardeş. Onlara oradan bakıyorum. Aleluya! gibi bir şeyden bahsetmiyorum. Bununla beraber tarafsızlığı geliştirmek, birçok yaklaşımı ve aracı öğrenmekle mümkün. Onu da program boyunca öğreniyoruz, tatbik ediyoruz ve insanlara bakış açımız gerçekten farklılaşıyor diye düşünüyorum.
Burada ben kendi hayatımdan yine bir örnek vermek isterim. Özellikle projeksiyon konusunda. Sadece kendi projeksiyonlarımı sahiplenmek ve bunları görmekle kalmıyorum şu anda. Şimdi geldiğim noktada başkasının projeksiyonunu da görüyorum. Sadece bana değil bir başkasına yaptığı projeksiyonu da görüyorum. Ve bu hem güçlü hissettiriyor bana olduğu nokta, hem de güvende hissettiriyor.
Evet, zira projeksiyonların hepsi bize enerji kaybettiren, güç kaybettiren, gücümüzü başkalarına, başka kurumlara, başka pozisyonlara, başka insanlara elimizde verdiğimiz noktalar. Burada projeksiyon nedir diye soranlarınız için projeksiyonla ilgili bayağı ders niteliğinde bir videomuz var. Onu da koyarız buraya. Onu da seyredebilirsiniz eğer daha fazla projeksiyonla ilgili bilgi edinmek istiyorsanız. Grup koşulu eğitiminde aynı zamanda sistemlerin nasıl çalıştığını, sistem dinamiklerini, o dinamikleri görme becerisini, o dinamikleri gördükten sonra neler yapabileceğimizle ilgili çok sayıda yaklaşım ve araçları çalışıyoruz. Ve aynı zamanda deneyimsel öğrenmede, ki bu benim Bilgimin, özenimin çok olduğu bir konu. Bayağı kafa yorduğum bir konu. Deneyimsel öğrenmeyi yaratmak için adım adım insanların neyi nasıl öğrenmesi, hangi egzersizlerle, hangi farkındalıklarla olur, hangi duygusal yolculuğu tasarlayarak olur. Bütün bunun da matematiğini, sanatıyla beraber öğrendiğimiz ve uyguladığımız bir program. O yüzden grup koşulu da 3 yıllık programın benim için çok değerli, çok kıymetli bir program. Hepsi için galiba bu videoda buna benzer laflar söylemiş oldum. Ama bir yandan da bu da işte son modülümüz, her şeyin böyle taçlandığı o 3 yıllık programın da bitip sertifikasyonunun verildiği bir program. 3 yıllık ve tamamen deneyimsel bir programı bir videoyla anlatmak, Tabii ki daha mümkün. Ama umarız ki bu video size bir fikir verir ve bir vakit gelir de bizimle yollarınız kesişirse programın içinde sizi görmekten çok mutluluk duyarız.
Görüşmek üzere.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









