
Bu canlı yayın, Gülen Gündüz Yılmaz tarafından, COVID‑19 pandemisi ve benzeri zor zamanlarda duygulara nasıl yaklaşılması gerektiğini anlatmak amacıyla yapılmıştır. Konuşmacı, duyguları bastırmak ya da içine çekilmek yerine "duygu mesajlarını dinlemek" yaklaşımını savunur; duyguların bedenimizdeki yerini fark etmek, onları gözlemci bir tutumla tanıklık etmek ve ihtiyaçlarımızı (güvenlik, fiziksel ihtiyaçlar vb.) bu mesajlar üzerinden tanımlamak gerektiğini vurgular. Katılımcılara, kaygı, panik ve depresyon gibi yoğun duygularla başa çıkmak için beden taraması meditasyonu, nefes odaklı farkındalık, sabah sayfası yazma, bitki çayları, aromaterapi, yoga ve rutin/ritüel oluşturma gibi pratik araçlar önerilir. Ayrıca, duygusal güvenlik ihtiyacını korumak için bilgi akışını sınırlama ve sınır koyma stratejileri de tartışılır. Yayının sonunda, yarın beden taraması meditasyonu ve pazar günü dışavurumcu sanat çalışması yapılacağı duyurulur ve izleyicilerden geri bildirim istenir.
Chapters
Herkese merhaba. Evet, şimdi birazdan başlayacağız efendim. Evet, yavaş yavaş katılanlar geliyordu. Biraz daha bekleyelim. İnsanların katılmasına ve sonra başlayalım. Evet. Katılanlara öncelikle çok teşekkür ediyorum. Ben bu yayını kaydedeceğim. Ve eğer kaydedebilirsem, çünkü bazen Instagram izin vermiyor, Instagram TV'ye de koyacağım. Şimdi... Bu canlı yayını şundan yapmak istedim. Çoğumuzda baya bir duygu tetikliyor bu virüs olayı. Ve baya bir seansın konusunu da ya da arkadaşlarımla yaptığım muhabbetleri de bu konu oluşturuyor. Şimdi bu tarz zor zamanlar aslında bizim için ne zamandır bakmadığımız duygulara bakma zorunluluğu ve aynı zamanda fırsatı sunuyor bize. Yani öncelikle ben bu şeyde hani gelen soruları da cevaplayacağım ama esas anlatmak istediğim konu Duygulara bakma şeklinizi değiştirmemiz için bizi zorlayan zamanlar bunlar. Oradaki duygularımıza nasıl bakabiliriz? Oradaki perspektifimi paylaşmak istiyorum. Bu arada bu perspektif bana ait bir perspektif değil. Birçok koşluk ekolünde ya da terapi ekolünde olan duyguların ya da meditasyon, mindfulness ekollerinde de söylenen yaklaşım. Şimdi biz ne yapıyoruz? Bunu ben yine kalemlerle anlatayım. Biz duyguların ya baya bir girdabına kapılıyoruz ki şu anda çoğu insanda Evet, inanılmaz depresif duygular içindeyim de geliyor. Yani ya duyguların bayağı bir girdabına kapılıyoruz ya da yok sayıyoruz. Bu arada bu iki uç genelde bir arada gider. Yani bir süre böyle yok sayarsın, yokmuş gibi içindeki o kaygı, endişe, öfke neyse yok sayarsın. Ama duygu böyle alttan senin kapını çalmaya devam eder. Çalar çalar ve bir noktada da ne olur? şey olarak kendini inanılmaz güçlü bir şekilde gösterir. Deniz topu benzetmesi çok kullanılır burada. Bir deniz topunu böyle bastırmaya çalışırsın, çalışırsın sonra iyicene bastırınca senin böyle yukarı doğru patlar ya. Duygular da aslında aynı şekilde. Ve biz maalesef bunu öğreniyoruz çocukluğumuzdan beri. Halbuki çocukken çocukların duygusunu yaşaması çok daha otantik, çok daha gerçek. Onlar bu iki yöntemi kullanmıyorlar. Acıktım diyorlar, aşk hislerini söylüyorlar, sıkıldım diyorlar, sıkıntı hislerini söylüyorlar. Ama biz çocuklara diyoruz ki sıkılamazsın, öfkelenemezsin, ah üzülme, ah korkma diyoruz. Ve yetişkinler olarak da bu iki yöntemi, yani ya duygunu bastır ya da duygunu böyle iyice girdabına kapılarak o duygular sana ne yaptığını bildirmesin. Yani insanlara öfkelen, insanlara bağır, o kendi içindeki duyguları Instagram'da bu şekilde ifade et ya da git, o duygular seni hunharca böyle 15 kiloluk sana İşte şey aldırsın, un aldırsın gibi şekillerde yaşıyoruz. Peki diyeceksiniz ki ne yapacağız? Bir tane bambaşka bir obje seçeyim şuradan. Kaleme de hiç benzemesin. Çünkü bu iki yöntemle alakası... Ay çok pardon. Olmayan bir yöntem. Bu da... Bu bu arada bir organit. Bu yöntemi bir de ele alalım. Şu iki yöntemden tamamen farklı. Bu yöntemde şu var, duyguları ihtiyaçlarımı bana söyleyen aslında mesajcılar, elçiler olarak düşünmek, duyguyu fark etmek, ona tanıklık etmek ve orada duygunun mesajını anlamak var. Bu baya farklı değil mi? Yani şu iki yöntemden baya farklı yöntemler. Bakış açısına baktığımda şunları yapabiliyorum. Diyorum ki, şu anda baya bir kaygı ve endişe hissediyorum. O kaygı ve endişeyi nerede hissediyorum? Mesela nefesimi tutuyor olabilirim. Mesela şuramda böyle bir ağırlık hissediyor olabilirim. Midemin altında bir sıkışıklık, bir gerginlik hissediyor olabilirim. Çenemi bayağı sıktığımı fark ediyor olabilirim. Duygular bedende hissedilir. O yüzden bedenime kulak vererek duyguya kulak vermiş oluyorum aslında. Şimdi diyeceksiniz ki bu ne işe yarıyor? Çünkü hemen hızlı çözüme gitmek istiyoruz. Dünyada da popüler yaklaşım var. Bize duygunu yönet, yok duygunu dönüştür, o öfkeyi tık diye dönüştürebilirim. mi öğretiyor. Halbuki bu yöntemler, bu söylenen hani duyguyu hop tık dönüştürelim, duyguyu gönderelim bir yerlere, yaklaşımı bu demin anlattığım yöntemlerin aynısı. O yüzden benim yapmam gereken duyguyu göndermek ya da dönüştürmek, bu kaygıdan, bu depresyondan kurtulmak değil. Tam tersi o duygunun bana vereceği değerli mesajı oturup dinlemek. Şimdi kaygı ve endişe... Bu arada mesajlar her seferinde farklı olabilir. Ben şimdi örneklemeler yapacağım. Diyelim ki WhatsApp'tan bir tane mesaj geldi size. Ve o WhatsApp mesajında işte şöyle koronavirüsü şöyle yayılmış, böyle yayılmış, hepimiz öleceğiz falan gibi bir mesaj içeriyor. Ben bunu böyle okuyorum. Okuduktan sonra işte orada İçimde oluşan duyguya bakıyorum. Bedenin üzerinden. Burada selam söyleyen herkese ben de selam söylüyorum. Katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Birazdan sorulara da geçeceğiz. Hem önceden gelen hem şu an sizin sorabileceğiniz. O şeye, duyguya Şu anda bunu okudum. Bunu okuduğumda bende ne oluyor diye baktığımda şuramda bir ağırlık hissediyorsam örneğin o ağırlığa konsantre olabilirim. Ve o ağırlığa konsantre olduğumda oradaki kaygı ve endişeme tanıklık edebilirim gözlemci konumunda. Eğer bu duygu bana çok çok çok fazla geliyorsa O zaman onu hayalimde şuradan bir tık uzağa, iki tık uzağa, üç tık uzağa götürdüğümü hayal edebilirim. Ki yarın bu çalışmayı aslında yaptıracağım size, katılanlara. Bir beden taraması meditasyonu yapacağız. Ve bedenimizde nerede hissediyoruz o duyguları? Şu an size teorik olarak anlattığım şeyi bayağı uygulama olarak yarın yaptıracağım. Bunu uzaklaştırdığımda Benim için çok da böyle ultra o duygunun girdabına kapılmayacağım ama duyguyu hala görebileceğim, hala onun mesajını dinleyebileceğim bir uzaklığa koyduğumda o zaman duyguya bakabilirim. Bu duygu bana hangi ihtiyacımı hatırlatıyor. Fiziksel güvenlik diye bir ihtiyacımız var ve şu anda bu ihtiyaç bayağı bizim karşılamakta zorluk çektiğimiz ihtiyaçlardan biri olabilir. Peki fiziksel güvenlik ihtiyacımı hatırlatıyorsa bana diyelim ki bu şuramda hissettiğim kaygı hisse o zaman da buna nasıl karşılık vereceğimi o güvenlik ihtiyacını nasıl karşılayacağıma bakacağım. Şimdi güvenlik ihtiyacını bilinçli olarak karşılamak farklı Bilinçsiz olarak karşılamak farklı. Yani benim şu anda güvene ihtiyacım var dediğimde çok sınırsız, sayısız strateji geliştirebilirim. Mesela bu stratejilerden bir tanesi bana evrendeki yerimi hatırlatan, bu dünyadaki ruhani yolculuğumu hatırlatan bir kitap okumak olabilir. Örneğin. Ya da derken hem bu hem bu da olabilir. Ya da ne yapabilirim? Ya güvenlik ihtiyacım var. Evet, ben gideyim o unu ve bakliyatı alayım diyebilirim ama sat un ve bakliyat alarak o ihtiyacımı karşılayamayacağımın bilincinde olarak. Yani güvenlik ihtiyacım var. Ben ne yapıyorum? Beni sakinleştiren sevdiğim bir kitabı okuyorum. Ondan sonra gidiyorum, marketten un alıyorum. Beni sakinleştireceğini bildiğim, şurada bir krem var, bir arkadaşımdan destek istiyorum telefon açarak. Sonra başka ne yapıyorum? Beni çok tetikleyen insanlarla, yani sürekli korku ve kaygımı tetikleyen insanlarla iletişimi azaltmak ya da kesmek de yine bir strateji olabilir. Ben ihtiyacımı görürsem, ihtiyacıma sahip çıkarsam böyle farklı farklı bir sürü stratejiyi geliştirebilirim. Ve bu sayede o ihtiyaçlarımı karşılayabilirim. Şimdi iki tane soru var. İkisinin de aslında benzer sorular. Bir tanesi panik atağımdan nasıl kurtulabilirim? Bir tanesi de kaygılarımdan nasıl kurtulabilirim? Şimdi benim başından, yani bu canlı yayında aslında anlattığım şey kaygılardan ya da o panik duygusundan kurtulma kafası yerine o duyguya aslında tanıklık etmek, o duygunun ne olduğuna bakmak belli bir mesafeden ve onun bana neyi söylediğini, hangi mesajı olduğunu dinlemekten bahsediyorum. Ben bu yaklaşımın verimli olduğuna inanıyorum. kendi üzerimde çalışmalarımda ki ben birçok videoda da anlattım, kitabımda da anlattım. Kırklı yaşlara kadar duygusunu bastırmakla övünen bir kadındım. Anladım ki bu işe yarayan bir yöntem değil. Onun yerine bu demin de bahsettiğim mindfulness, genç doğal tı yaklaşımı, birçok koşul ekolünde olan duyguya Duygudan kaçmak, duygudan kurtulmak değil. Tam tersine duygunun ne olduğuna gözlemci konumundan bakan yaklaşımları benimsiyorum. Bu yaklaşımların işe yaradığında zaten bir süre bunun üzerinde eğer odaklanırsanız, buna çalışırsanız ve bu konuda uzman desteği de alırsanız zaten ne kadar doğru olduğunu Görüyorsunuz, bu yaklaşımın işe yaradığını görüyorsunuz. Yani özetle iletmek istediğim, anlatmak istediğim perspektif o. Evet, duygularımız var. Duygularımız gerçek. Bende mesela virüsle ilgili bir korku ve kaygı tetiklenmedi şu an. Ben de net tetikleniyor. Ondan biraz bahsedeyim. Ben de insanların bu panik ve kaygısının acaba işte şeylerde yiyecek bulamayacağımız durumlar yaratır mıyız kendimize? İnsan paniği nedeniyle. Onları düşünüp onunla ilgili bir endişe hissediyorum ben de. Ve o endişeme bakıyorum. O endişemi nasıl giderebileceğimi bakıyorum. Ona baktığımda da insan Çok çok çok yaratıcı bir varlık. İhtiyacımıza odaklandığımızda gerçekten onunla ilgili baya bir yaratıcı şey bulabiliyoruz diyeceğim. Şimdi gelen sorulardan devam edelim. Daha önce... Buradan da sorular geliyor. Evet. Sevgili Mari demiş ki, duygumuzu görmek, onu duymak, anlamak bir çözüm ve destek diye anlıyorum. Aynen öyle. Meslektaşımdır sevgili Mari. Onun da çok güzel bir kitabı var. Ve başka bir özet daha gelmiş. Böyle özetle gelinmesi de çok güzel oluyor. Çünkü karşılıklı tam olarak anlattığım, acaba geçiyor mu, siz ne duyuyorsunuz, onu anlamış oluyorum. Sorunları çözmek yerine yaşanan olayların gerçekten bir sorun olup olmadığını ve bunun size ait olup olmadığını mı gözlemlemeliyiz? Şimdi sorunları çözmek yerine kısmına ben çok katılıyorum. Çünkü bu bir virüs ve Gripten de ölebiliriz, trafik kazasından da ölebiliriz, kanserden de ölebiliriz. O yüzden yani bu bir aslında sorun mu? Değil. Bu hayatın aslında bir gerçeği. Öte yandan yaşanan şey size ait mi değil mi? Şöyle, duygular her zaman bize ait. Yani orada bir endişe ya da kaygı hissediyorsak bilelim ki o duygu bize ait. O duygunun mesajını duyduğumuzda zaten otomatik olarak olay çözmeye gidecek. Ama bizim amacımız o duygudan kurtulmak olmamalı. Onu hızlı bir şekilde çözmek olmamalı. Çünkü hızlı bir şekilde çözeyim dersen duyguyu göremiyorsun zaten. Bunu biraz daha şöyle anlatayım. Aslında bu en güzel uygulamayla anlaşılacak bir şey. Ve yarın uygulamada onu göreceksiniz. Duygulara çözmek, kurtulmak kafasıyla bakmayıp, sadece o duyguya baktığınızda, o anın içerisinde kalıp, o duyguya tanıklık ettiğinizde, o duygu ya dönüşüyor ya da dönüşmese bile bizim üzerimizdeki o hızlı panik, hızlı kaygı duyguları yumuşuyor. Bunun aslında beynimizin çalışma şekliyle de baya bir ilgisi var. Ben duyguyu beyinde hissettiğim bölgeler limbik sistem denen bölge bir de amigdala yani ilkel beyin olarak söyleyebileceğimiz bölgede hissediyorum. Duyguyu adlandırdığımda şu an kaygı hissediyorum, şu an burada oluyor dediğimde Ön beyni aktive etmiş oluyorum ve ön beyin aktive olduğunda zaten bir sakinliyorum. Hala kaygıya tanıklık ediyorum. Ama o eskisi gibi beni böyle girdabına alan bir kaygı duygusu olmuyor. Güzel özetlerinizden dolayı size çok çok çok teşekkür ediyorum. Bende o yok zaten endişem. Lütfen yayını kaygıdan. İnsan duygusundan özgürleşir eğer onunla hemhal olursak diye katkı vereyim. Ya bu doğru. Öte yandan işte özgürleşmek yani duygudan özgürleşmek niyetiyle onunla hemhal olmak yazmışsınız ya onunla hemhal olma niyeti birbirinden Hani ayrı şeyler. Bu dediğinizde ben bayağı bir katılıyorum. Ama bayağı netleştirmek de istedim. Çünkü duygu anlatırken ben eğitimlerimde bunu bayağı netleştiriyorum. Yani amacın sizin yazdığınızda o hemhal olmak mı? Ona görmek, ona tanıklık etmek mi? Ondan kurtulmak, kaçmak, ondan özgürleşmek mi? Orada niyete bakmak çok önemli sevgili Emel de. Bir şey göndermiş, el göndermiş. Şimdi daha önce gelen sorulara da bir bakmak istiyorum. Soruları ben buraya yazmam. Bir dakika. Evet, arada da yazılanlar kaçtığı için bir şeye gitmek gerekiyor. Şimdi, bugünler için rutinleriniz var mı? Bize önerebileceğiniz. Bu çok güzel bir soru. Şimdi benim kendimde de başkalarında da gözlemlediğim şöyle bir şey var. Biz bizi aslında sakinleştiren, merkezimize getiren rutinleri en çok da böyle dönemlerde anlatıyoruz. O yüzden şeyleri, yani rutine geçmeden önce bir onu vurgulamak istedim. Halbuki bizim en çok rutinlerimize, ritüellerimize yaslanacağımız zamanlar, böyle zamanlar, ben dahil Benimki virüsle ilgili değildi ama başka konularla ilgiliydi. Böyle kaygı endişe hissettiğimde bir bakıyorum ki sabah sayfalarını yazmayı atlayabiliyorum. Halbuki en çok sabah sayfalarına ihtiyacım olduğu zaman böyle zamanlar. Şimdi rutinlere o zaman geçelim. Şimdi rutinlerin içerisinde bir sabah ben bedenimi gevşetici. şeyler yapıyorum. Bunu ben meditasyonla birleştirdim. Yani ideali tabii ki bedenini ayrı gevşet, ondan sonra otur, formal bir meditasyon yap oturarak olurdu. Ama şu anki benim hayat düzenimde bunlar çok gerçekçi değil. Yani bunları böyle o kadar ben oturtamadım. O yüzden insanlara da yapabilecekleri şeyleri önermeyi seviyorum. Ben Şunu yapıyorum. Bu 5 dakika, 10 dakika, bilemediniz 15 dakika sürüyor. Restoratif yoga hareketleri yapıyorum mat üzerinde. Ve onu yaparken de bana şey çok iyi geliyor. Deepak Chopra'nın bir Spotify'da meditasyonu var. Bu İngilizce bir meditasyon. Siz de size iyi gelen başka bir meditasyonu eşliğinde yapabilirsiniz. Ya da meditasyonla bu beden gevşetme hareketlerini birbirinden ayırabilirsiniz. Bu arada Afrodit 101 meditasyonlarını Baya böyle tekrar tekrar dinleyen kadınlar olduğunu da biliyorum. Belki onları tekrar tekrar dinlemek size de iyi gelebilir. Yani ne dedim? Beden gevşetmek ve bunu bir sesli meditasyon, yönlendirmeli meditasyon eşliğinde yapmaktan bahsettim. Sonra ben sabah sayfası yazıyorum. Sabah sayfası... Bir videoda da uzun uzun anlattığım, Julia Kemer'in Sanatçının Yolu kitabından benim edindiğim bir pratik. Üç sayfa yazıyorsunuz her sabah. Bu o yoğun çalışan zihin var ya, hepimiz öleceğiz. İşte makarna bulamayacağız. Ya da insanlar niye bu kadar kötüleşti? Bu 2020 bitmeyecek mi? diye bir sürü şey geliyor ya. Düşünce, duygu. Onları böyle yazıyorsun. Bu bir zihin detoksu. Ve her sabah bunu yaptığında giderek sakinliyor zihnin. Şeylerini de görüyorsun. Zihninin örüntülerini de görüyorsun. Zihninin patenlerini de görüyorsun orada. Ne kadar aynı şeylere böyle düştüğünü de görüyorsun. Onları da görmek yine bayağı bir insanı sakinleştiriyor. Aaa ben bunu bayağı bir böyle yapıyorum diyorsun ve oradan çıkabiliyorsun. Sonra benim başka ne ritüellerim var? Biliyorsunuz ben bitki çaylarına çok çok çok söylüyorum. Şimdi böyle zamanlarda kahve falan içerseniz anksiyetenizi arttırırsınız. Bu çok aslında düz bir şey. Kahve bizim anksiyetenizi arttırıyor. Hani bunun da çok böyle tartışılacak bir şeyi de yok aslında. Bedene salgılattığı hormonlar nedeniyle anksiyeteyi tetikleyen bir şey aslında kahve. O nedenle kahveyi kesemeseniz bile en azından azaltın. Onun yerine sizi gevşetecek, böyle size böyle bir hafifletecek çaylardan kullanın. Mesela gül, bayağı böyle kalbe iyi gelen, sizi böyle kalbinizi açan bir çay. Papatya, melisa, ıhlamur bunlar bayağı rahatlatan, gevşeten çaylar. Bu çayları da bayağı bir, yine bir videoda biz anlatmıştık, bizim sevgili uzman aktarımız Emrullah Bey ile beraber o bitki çayları videosunu seyredip oradan o bitki çaylarını en güzel fincanlarınıza bu günlerde çünkü ölümlü olduğumuzu da hatırlıyoruz hani orada büfenin arka köşelerinde değil de en güzellerini seçin ve onları bir ritüel eşliğinde yudumlayın hem acayip sakinleşeceksiniz hem hayatın Şu anda yaşandığına da sizi getirecek o. Yani şu anda alacağınız keyfe, odaklanacağınız bir rütbel olabilir. Bir de aromaterapik yağlar tabii ki çok yardımcı. Lavanta özellikle. Ben kitapta da bayağı bir anlattım. Lavanta gerçekten bizde inanılmaz şey yapıyor, inanılmaz gevşeten bir koku. Sonra benim burada mesela şu anda yanımda sedir varmış. Bu sedir bizi topraklıyor. Bayağı bir toprakladığı için gevşetiyor. Bu da benim sevgili eczacımız Neslişah Hanım'a hazırlattığım bir karışım. Afulet yağı karışımı bu. Afrit yağı karışımının içerisinde neler var? Bunu da sevgili bir ezdacı katılımcımız bize önermişti. Şimdi bütün videolarda da anlattık hatta. İrem'le beraber. Bunun içerisinde palmarosa var. Palmarosa gülden elde edilen bir bileşen. Baya bir algılarımızı açıyor, kalbimizi açıyor. Yılan yılan var, ikinci çakranın yağı. Tam o afrodit yağı zaten. Yaratıcılık, cinsellik buralarda. Ve üçüncü olarak da lavanta var içerisinde. Lavanta konusunda da şöyle bir bilgi vereyim. Lavantanın içindeki keton oranı çok önemli. Keton oranı eğer çok yüksek olursa o zaman Bize iyi gelmediği gibi bizim baş ağrımızı falan da tetikleyebiliyor. O yüzden keton oranının düşük olduğunu bildiğiniz bir yağ kullanın. Ben ne kullanıyorum diye soracaksınız. O yüzden söyleyeceğim. Ama siz kendiniz de araştırın lütfen. Ben şu an sadece artdehylin keton oranının düşük olduğunu biliyorum. Kötem oranı düşük başka yağ varsa da siz onu araştırıp kullanabilirsiniz. Merhabalar geliyor. Virüsten korkum yoklar geliyor. Evet. Bazılarımız korkuyor, bazılarımız korkmuyor. Sabah sayfalarına yeniden başlamam gerekli. Evet. İşte yani şeyler aslında birçoğumuz bir rutinlere başlıyoruz. Ama sonra hayatın hızı içerisinde o rutinlerden kopabiliyoruz. Şey gibi yapmak lazım aslında. Ben Gerçekten en çok da bu zamanlarda kendi rutinlerime sahip çıkacağım diye düşünüp o rutinleri uygulamak lazım. Ben gece ne yapıyorum? Şimdi gece rutini çok çok önemli bir şey. Çünkü biz geceye sakin, gevşemiş bir şekilde uykuya girmediğimizde uykumuzu alamıyoruz. Biz sabah da merkezimizde bir şekilde günümüzde başlayamıyoruz. Ben akşam belli bir saatten sonra kapatmaya çalışıyorum her türlü ekrana. Kitap okumaya çalışıyorum. Bu arada bayağı bir süredir bayağı bir erken yatıyorum ben. Saat 10 sularında yatıyorum. O da çok iyi geliyor çünkü bizim biyolojik saatimiz aslında karanlıkta uyumak, gün ışıdığında da ayakta olmak üzerine programla. Yani insan biyolojisi öyle. Elektrik biliyorsunuz İşte yüz yıllık, yüz küsur yıllık bir icat sadece. O yüzden biyolojimize göre yaşamak da yine bu zamanlarda bizi baya bir destekler diye düşünüyorum. Ekranları kapattıktan sonra kitap okuyorum dedim. Yastığıma lavantayı adımlatırım ben. Bir de Valerian diye bir bitkisel hap destek kullanıyorum. O da bana baya bir iyi geliyor ama yani ben sonuçta bir tıp uzmanı değilim. O yüzden bunları kendiniz araştırın ve kendiniz karar verin. Valerian bana hem sakinleşmede iyi geliyor, Valerian bütün sinir sistemini sakinleştiren bir bitkisel destek. Kedi otu, Türkçesi. Bağırsakları da, bağırsaklar da sinirlerin çok olduğu hatta esas beyin olarak geçen kısım olduğu için bağırsakları da sakinleştiriyor. Melisa içiyorum. Melisa çok güzel. Biberiye zannediyorum ama canlandırabilir. Onu bir isterseniz araştırın. Biberiye ben de severim ama biberiye sanırım daha bizi canlandıran şeylerden bir tanesi. Güneşin vitamini bile 1 saat diye tespit edilmiş. Vallahi evet doğrudur. Gerçekten şey, doğanın döngülerine göre yaşamak çok çok çok önemli. Şimdi bir takım sorular gelmişti. O soruları ben nedense not etmemişim sevgili. Bunu acaba bilgisayardan görebilecek miyim? Sanırım bilgisayardan görüp şimdi onları da cevaplamaya geçebiliriz. Zihin süpürgesi demişti biberiye için. Acaba şey mi? Yani beyni sakinleştiriyor ve zihindeki sabah sayfaları gibi Zihindeki o düşünceleri mi alıyor? Onu yazar mısınız? Herkes o noktada faydalansın. Biraz şunu yana aldım ki şuradan bir sorulara bakacağım. Evet. Şimdi efendim. Korona bilgisi yollayan aile ve arkadaşlarımıza nasıl sınır koyabiliriz? Şimdi... Ah çok pardon. Bu birçok insanın problemi. Demin de söylemiştim. Eğer sizin bir psikolojik güvenlik ihtiyacınız varsa ki şu anda çoğumuzun var. O zaman gerçekten bu tarz bilgilerin gelmesi hiç işimize yaramıyor. Sakin bir şekilde şunu diyebilirsiniz. Bu tarz bilgiler bana iyi gelmiyor. Güvenlik ihtiyacımı karşılayamıyorum. O yüzden bu bilgileri bana göndermemeni rica ediyorum. Diyelim ki göndermeye devam etti. Bilmen lazım vs. falan diye. Tekrar bunu hatırlatabilirsiniz. Yine ihtiyacınıza yoğunlaşarak ve duygunuzu da söyleyerek. Yani ben baya bir kendimi kaygılı hissediyorum bu mesajları okuduğumda. Bana iyi gelmiyor. Psikolojik güvenlik ihtiyacımı karşılayamıyorum. Bana göndermeyi tekrar hatırlatabilirsiniz. Eğer buna devam ediyorsa şeyi de sorabilirsiniz. Yani benim bu söylediğimden ne duyuyorsun? Bu ricama evet diyebilecek misin? Bunları da check edin. Bunlar da önemli ricalardır çünkü karşı tarafta konuşurken. Belki o da kendi kaygısından çünkü sizi duyamıyor. Sizin o ricanızı da duyamıyor. Benim söylediğimden ne duyuyorsun? Güzel bir rica, karşılıklı anlaştırıyor sizi diyeceğim. Umarım bu şey faydalı olmuştur diyeceğim. Şimdi şöyle tekrar alayım. Ve sonraki soruya geçelim. Aa İlker Böcek. Selam İlker. Çok uzun süre oldu değil mi seninle konuşmayalım? Konfor alanınızdan çıktığımız bu günleri nasıl bir içe dönüş, kişisel gelişim fırsatına çevirebiliriz? Şimdi şöyle, zaten zorlandığımız anlar aslında bizi kendi becerilerimizi geliştirmek, dönüştürmek için her zaman önemli bir fırsat sunar. Ama insan şöyle bir varlık. Konfor alanımızdan çıkmamak için her şeyi yapmaya razıyız. Bir sürü zamanda o konfor alanımız aslında o kadar da konforlu alanlar olmasa da bunu böyle yapmaya devam ediyoruz. Yani ne yapıyoruz? Duygular çok geliyor. Ama o duyguları ben artık duymaya, dinlemeye başlayayım diye kendimi dönüştürmek yerine O duyguyu cips yiyerek, sürekli beni daha da o anksiyetimi arttıracak haberleri takip ederek yapmaya devam ederim. Konfor alımından çıkmamaya direnirim. Şimdi öyle olunca da ne oluyor? Hayat daha büyük derslerle seni sanıyor. Almadığın dersler kapını daha güçlü çalıyor. Duymadığın duygular giderek daha yüklü bir şekilde. Kapını böyle bam bam bam diye çalıyor. Öfkeni duymuyorsan, kaygını duymuyorsan onlar giderek büyüyorlar. Bu hayatın gerçeği. O yüzden bu tarz zamanları, bu zaman bana neyi öğretmek için yaşıyorum diye değerlendirmekte çok çok çok büyük fayda var. Kokusu zihni sakinleştiriyor biberiyenin. Hmm çok güzel. Biberiye benim çok sevdiğim ve sıkça yemeklere eklediğim bir şeydir. Bu arada. Peki başka ne gelmiş? Belirsizliği de eve kapanmayı da esprisi de olumsuz tutumda bir abarttık mı? Var. Bir de içimize dönmemiz ve gerçek CHP'nin orada olduğunu anlamamız için büyük bir fırsat var. Şimdi ikisine de değinelim. İçe dönmeyi önce değineyim çünkü öbürüyle de ilgili. Böyle zamanlar bence bütün dünya dışa dönük bir şekilde hayatı yaşıyor. Hatta daha içe dönük insanlar. Bu dünyada o kadar da kabul görmüyorlar. Yani içe dönüklük sanki böyle kötü bir şeymiş gibi hatta konuşuluyor. Bu arada ben doğal eğilimi dışa dönük bir insanım. Ama yaşlandıkça da daha ibrenin içe dönüklük kısmına da kayar oldum. İçe dönmek... Önemli bir şey çünkü içime dönmediğimde içimde neler oluyor, hangi duygular oluyor, hangi düşünceler oluyor, onlara bakma fırsatım olmuyor. Şimdi benim normal tempomda da zaten çoğunlukla online benim seanslarım. Kurumsal eğitimler ertelendi. Online eğitimler, ya online seanslar devam ettiği için benim günlük rutinimde çok bir değişiklik olmadı bu virüs nedeniyle. Ama bakıyorum insanlar kendileriyle olamıyorlar, evde olamıyorlar. Halbuki bu tarz zor zamanlar gerçekten kendi içine dönmen gereken zamanlar. Peki abarttık mıya gelelim? Vallahi şöyle, abarttık mı bence yani duygularına bakamıyorsan, o duygular daha da büyük geliyor dedim ya, orada duygunun kendini maalesef abartması gerekiyor ki sana sesini duyursun. O yüzden burada abartılı davranışlar içinde olduğunu görüyorsan, hissediyorsan bir kişi olarak O zaman demek ki orada sana sesini duyurmaya çalışan aslında bir duygu var. O duyguya of çok abartılı bir kaygı hissediyorum demek yerine ve bence çok abarttım. Bunda aslında o kadar da kaygılanacak bir durum olmadığını biliyorum falan demek yerine bence o duyguya bakalım. O duygunun içerisinde ne var? Bir ona bakalım diyorum. Şimdi bakalım burada başka bir soru var mıymış? Galiba yoktu ama... Eğer sorunuz varsa ya da herhangi bir katkı sunmak istiyorsanız... Sesini duyurmaya çalışan duygu tanımı. Sevgili Şebnem yazmış. Sevdiğine sevindim Şebnem'cim. Evet... Bakalım... Bu arada ritüellerden bir başka örnekler vereceğim. Bu her gün yaptığım ritüel olarak değil de, demin bahsettiğim güvenlik ihtiyacına evrendeki yerini hatırlatan bir kitap okumak demiştim. Mesela ben bir hafta önce falan, bu korona çok da şey değilken, tekrar Yerdeniz Büyücüsü'nü okumaya başladım. Sizin gerçekten size iyi gelen bu tarz kitaplar varsa ya da filmler varsa yine Matrix'i mesela seyrettik biz geçen hafta eşimle. Bu filmler yani her şeyin aslında bir Matrix olduğunu Bu dünyadaki amacımızın hani sadece... Dipak Chopra aslında çok güzel bunu açıklıyor. Öyle açıklayayım. Diyor ki, arada ruhani deneyimler yaşayan insanlar değiliz. Ruhani olan ama insan deneyini yaşayan varlıklarız diyor. Ben buna çok katılıyorum. Yani bu dünyada hepimizin bir amacı var. O yüzden de oraya odaklandığımızda işin rengi değişiyor diyeceğim. Şimdi bunun da biraz açıklayacağım. Ülkedeki tüm bayanların okuması gereken bir kitap olmuş. Emriniz sağlık. Çok teşekkürler. Erkekler de seviyor zannediyorum kitabımı. Şimdi benim iki tane paylaştığım, yani zannediyorum pazartesi ve salı günü postlarımı okursanız orada ben şundan bahsettim. Bizim aslında ben bu dünyadan ne alabilirim, ben neleri hak ediyorum, ben neleri hak etmiyorumlardan biraz çıkıp ben bu dünyaya ne katkı sunabilirim, ben nasıl hizmet edebilirim yaklaşımına geçmemiz lazım. Şimdi ben bunları hak ediyorum, hak etmiyorum. Ah bunlar benim nasıl başıma geliyor diyen tarafımız yine şuradan iki tane obje seçeyim. İçimizdeki çocuk. İçimizdeki çocuk tetiklendiğinde ya ben bunları niye yaşıyorum ki der. Çünkü o bizim benliğimizin büyümeyen parçası. Ama İçinizde eğer gelişkin bir yetişkin ebeveyn parçası varsa o parça hem bu çocuğun ihtiyaçlarını karşılar hem de bu dünyaya ben nasıl hizmet edebilirim. diye o bakış açısına geçebilir. Ve bu bakış açısına geçebildiğinizde yani benim verecek hediyelerim ne bu dünyaya diye bakabildiğinizde o kendi içerinizdeki o ben niye bunları yaşıyorum 2020 bitsin hezeyanlarımız da baya bir gevşiyor ve yumuşuyor. Ama şunu demiyorum. Yani bu duyguları görmezden gelmeyelim. Önce kendi içimizi besleyelim. Sonra da dünyayı besleyelim diyorum. Umarım bu objelerle yaptığınız küçük ayın hoşunuza gitmiştir. Pazartesi ve salı günü paylaştığım postları okursanız çok çok sevinirim. Orada çünkü bu konulara değindim. Evet... Dün erkek arkadaşıma takılmıştım. Mesaj yazdı yazdım. Sonra terk edilme korkumu fark ettim. Boğazımda ve karnımda. Ama kaçmadım. Duygudan içine girdim. Nefes alıp verdim. Sakinleştim. Çok güzel. Bu benim demin anlattıklarımın çok güzel bir örneği olmuş. Çok teşekkür ederim katkınız için. Evet. Yani orada korkusunu fark edince insan bedeninde hissedince duygudan içine girmiş birkaç dakika sonra nefesle kendini sakinleştirmiş. Aslında eğer yöntemi bilirseniz ki zannediyorum psikolog Fatma Hanım o zaman yöntemi bilirseniz aslında bu kadar kolay. Şimdi sorularınız varsa onları bekliyorum ya da katkıda bulunmak isterseniz onları bekliyorum. Bu esnada da size iki farklı benim sunduğum Şeyden bahsedeceğim. Bunlardan birincisi şu. Her pazar... Aa, Aysuncuğum da gelmiş. Aysun, sevgili doktorum, nedir son durumlar? Bize buradan yaz. Şimdi birincisi şu. Ne kadar sakin sesleniyorsunuz. Aaa çok tatlısınız, teşekkür ederim. Biz duygulardan bahsediyoruz. Duygulara nasıl yaklaşmalıyız? Onları konuşuyoruz bu canlı yayında. Sonra yarın... ...ki canlı yayında duyguları anlamak üzerine bir beden taraması meditasyonu yapacağız. Sonra da pazar günü de dışavurumcu sanat kullanarak duyguların mesajını bir de o yöntemle nasıl duyabiliriz? Bir de ona bakacağız. Şimdi iki tane şeyden bahsedeyim. Sonra da buradaki güzel yorumlarınıza bakalım. Şimdi birincisi her pazar bir elektronik dergi kıvamında bir biz e-mail yolluyoruz listemizde olanlara. Bunun içerisinde bizim her hafta pazar günü yayınladığımız videonun da linki oluyor. Bir yazı olabiliyor, bir şarkı oluyor. Bizden haberler oluyor. Yani baya böyle insanların Yani isterseniz sadece şarkıyı dinleyip çıkın, isterseniz yazıları, videoları okuyarak baya böyle bir elektronik dergi kınamında bir iki saatinizi keyifle geçirebileceğiniz bir aslında elektronik dergi diyebiliriz. Eğer bu dergi size ulaşmıyorsa bize DM'den yazın, siz de kaydedin ve size her hafta ulaşsın. Böyle zamanlarda zannediyorum hem sizi sakinleştirecek hem keyifle geçirtecek bir dergidir bu. İkinci bahsetmek istediğim şey... İçerikler muhteşem, bayılıyoruz. Evet, sevgili meslektaşımın, zannediyorum hala Amerika'dasın değil mi, yazdığı yorum. Şimdi ikinci söylemek istediğim şey de şu. Bizim Afrodit, mevcut Afrodit eğitimlerimiz devam ediyor. Bir de Afrodit 101 diye yeni bir eğitim duyurduk. Bu eğitim ücretsiz. Buradaki benim varlığım Spotify'daki meditasyonları ve eğitimin içerisindeki metinleri sunmakla sınırlı. Yani ben yokum. Hatta kadın grupları şeklinde bu ilerleyen bir çalışma, bir eğitim. Yani çember var ama kendi kendinize çalışıyorsunuz. Bir self study eğitimi. O eğitime bayağı bir kadın katılıyor. Eğitimle ilgili detaylar Instagram'da öne çıkanlarda. Oradan bakın, seyredin. Afrodit101 sesli meditasyonlarına da göz atabilirsiniz. Spotify'dan. Eğer bu eğitime katılmak istiyorsanız bize Instagram DM'den yazınız ki size yeni kuracağımız gruplara katalım. Aaa çok geçmiş olsun. Çok çok geçmiş olsun diyorum sana. Evet. İki yıkıcı eril olarak ilişki götürmek çok zor. Kitabınızı okuyup sakinleşmeye başladım ama bu sefer de sanki hep ben alttan alıyormuş gibi hissediyorum. Yani anlıyorum. Genelde şeyden yani eril kaslarımız çok güçlü olduğu için hep onlara yaslanmak istiyoruz. Dişli kaslar da o kadar... Hani onları geliştirme yolculuğundayız. O zaman alttan mı alıyorum falan diye eril böyle Bizi içimizdeki eril ittirmeye devam ediyor. Öncelikle bunun bir yolculuk olduğunu kabul etmek lazım. O dişil kaslar bir günde gelişmiyor. Zamanla gelişiyor. Ve burada da biraz böyle düşe kalka öğreniyoruz. Yani böyle hissetmeniz çok normal. Ben de öyle hissettim. Benim öğrencilerim, danışanlarım falan da öyle hissediyor. Yolculukta ilerlemek lazım. Bunu da, yani Afrodit 101 eğitimine gelin. Orada daha da sakinleşeceksiniz. Hem de o sesli meditasyonlar falan da çok iyi gelir böyle bir zamanda. Mevcut Afrodit eğitimlerinde daha da derinleşebilirsiniz. Yolculuğa devam edin yani diyeceğim size. Ve hissettiklerinizin çok normal olduğunu unutmayın. Fatma Hanım teşekkür ederiz demiş. Ben de katkınızdan dolayı çok size teşekkür ediyorum. Şimdi bir yukarıya çıkıyorum. Çünkü arada atladıklarım oluyor. Merhaba diyen hepinize merhaba diyorum. Evet. Şu anda da bir 10 dakikamız kaldı. Şimdi sonradan katılanlar için Ben tekrar bir bu üç günlük çalışmanın yani bu zor zamanlara ayak uydurmak çalışmasının birinci canlı yayınını şu anda yavaştan bitiriyoruz. Burada duygulara nasıl bakmalıyız? Duygulara bakma perspektifimiz ne olmalı? Ondan bahsettik. Bir de bir takım ritüellerden falan bahsettik. Hem ben kendi yaptığım ritüelleri anlattım. Hem de bayağı bir katkıda bulunan da oldu. Teşekkürler. O ritüellerle ilgili bu arada daha ayrıntılı bakmak isterseniz benim ritüel isminde bir videom var. Bitki çaylarıyla ilgili bir videom var. Aromaterapi ile ilgili bir videom var. Bir de sabah sayfalarını anlattığım Sanatçının Yolu kitabını anlattığım videoda da sabah sayfalarını anlatıyorum. Tüm bu videolara bakabilirsiniz. Şimdi yarın ne yapacağız? Yarın bu duyguları bugün teorik olarak anlattığım konu var ya yani duygunun mesajını dinlemek. Bedeninde nerede hissediyorsun? Onu bir tık uzaklaştırmak, bir tık yakınlaştırmak. Yarın onu yaptığımız bir meditatif çalışma yapacağız, beden taraması yapacağız ve pazar günü de Dışa vurumcu sanatla duygunun mesajını inceleme çalışması yapacağız. Bunlar terapi ve koşuk teknikleri. Bunları öğrendiğinizde kendi kendinize de bunlara devam etmeniz mümkün. O yüzden bu tekniklerin ben yayılmasını açıkçası çok çok çok önemsiyorum. Çünkü maalesef orada yaklaşım bilmeyince kayboluyoruz yani duyguların şeyi içerisinde. Halbuki psikolog Fatma Hanım'ın yazdığı gibi işte teknik bilinci olay ne kadar da kolaylaşıyor. O zaman kapatıyorum canlı yayını. Hepinize katıldığınız için çok çok teşekkür ediyorum. Eğer bu size faydalı geldiyse ya da ne hissettiniz, neleri öğrendiniz, neler size ilginç geldi, bugünün postunda yorum olarak yazarsanız çok sevinirim. Arkadaşlarınızı etiketlerseniz çok mutlu olurum ki bu teknikler, bu yaklaşımlar çok daha fazla insana ulaşabilsin. Evet yine öpücükler geliyor, kalpler geliyor. Çok çok hepinize teşekkür ediyorum. Kendinize iyi
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









