
Bu canlı yayın, Gülen Gündüz Yılmaz tarafından yürütülen ikinci oturumda, katılımcılara beden tarama meditasyonu aracılığıyla duygularını ve bu duyguların altında yatan ihtiyaçları keşfetmeleri öğretiliyor. Oturum, tekniksel hazırlık (oturma/uzanma, sesli nefes) ve adım adım beden tarama yönlendirmeleriyle başlar; ayak parmaklarından başa kadar her bölgeye odaklanılır, gerginlik ve sıkışma hissi etiketlenir. Katılımcılar, hissettikleri duyguları (kaygı, hüzün, öfke vb.) adlandırıp, bu duyguların kendilerine hangi ihtiyacı hatırlattığını sorgularlar. İhtiyaçlar arasında şefkat, destek, güven, yakınlık, iç huzur gibi NVC (Şiddetsiz İletişim) çerçevesindeki temel ihtiyaçlar yer alır. Daha sonra bu ihtiyaçları karşılamak için çeşitli stratejiler (kendine şefkat göstermek, sevgi dolu bir dokunuş, yemek, sanat, arkadaşlık, iç ebeveyn yaklaşımı) beyin fırtınası yapılır. İç çocuk ve iç ebeveyn metaforları üzerinden, duygusal yaraların nasıl iyileştirilebileceği ve ilişkilerde karşılıklı ihtiyaçların nasıl dengelenebileceği tartışılır. Oturum, katılımcıların deneyimlerini yorumlarda paylaşmaları, stratejileri birlikte geliştirmeleri ve gelecekteki oturumlara hazırlık yapmalarıyla son bulur. Teknik sorunlar (Instagram TV yükleme) ve oturumun kaydedilmesi de belirtilir.
Chapters
Şurada
sarsılan bir şeyler var. Herkese merhaba galiba şu an canlıyım değil mi? Evet yavaş yavaş katılanlar oluyor. Birazcık bekleyelim.
İnsanlar katılsın diye.
Hoş geldiniz. Merhaba efendim. Evet, yavaş yavaş katılanlar oluyordu.
Şimdi
birazcık yavaş yavaş konuya gireyim ben. Biliyorsunuz zor zamanlara ayak uydurmak diye bir tane çalışma yapmaya karar verdim. Bugün ikinci gün. Birinci günde ki Instagram TV'ye de yükleyeceğim inşallah başarabilirsem. Sürekli hata mesajı alıyorum. Yapamıyorum bir türlü. Instagram TV'de yüklersem oradan eğer kaçırdıysanız seyredebilirsiniz. Neden bahsettik dünkü çalışmada? Aslında duyguların bastırılması ya da girdabına kapılarak yaşanması gereken şeyler olmadığından üçüncü başka bir yöntem olduğundan bahsettik. O da duyguların mesajını dinlemek ve duyguların mesajını kendi ihtiyaçlarımızı anlamak için kullanmaktan bahsetmiştik. Şimdi bugünkü çalışmada bu duyguların mesajını dinlemeyle ilgili bir teknik aslında uygulayacağız. Sonra da siz bu tekniği kendiniz evde uygulayabilirsiniz ve lütfen de uygulayın. Çünkü bu tarz teknikler çok önemli ve bize okulda maalesef öğretilmiyor bunlar. Bunları sonra kendimiz öğrenmemiz gerekiyor. Halbuki bunlar çok hayati çünkü duyguları bastırdığımızda ya da girdabına kapıldığımızda biz aslında ihtiyaçlarımızı karşılayamıyoruz ve bu duygular bize işte hastalıklar, ilişkilerde ani böyle çatışmalar, hayat sevincimizin düşmesi şeklinde yansıyor. Merhaba, nasılsınız? Çok iyiyim, çok teşekkür ederim. Umarım bu şeyin sonunda da beden taraması ve duygulara bakma sonunda da hepiniz böyle bir daha sakin demeyeyim ama duygulara daha böyle bir gözlemci konumundan, bir mesafeden bakmayı öğreneceksiniz diye umuyorum efendim. Şimdi Burada beden taraması yapacağız dedik. Burada neler beklemediniz? Biraz onlardan ben bahsetmek istiyorum. Şimdi genelde meditasyonlarda insanlar bir şeylerin olmasını bekliyorlar. Halbuki bu özellikle, yani her türlü meditasyonda ama özellikle de bu meditasyonda biz hiçbir şeyin olmasını beklemiyoruz. Olan her şey normal. Bazılarımız bu tarz meditatif aktivitelerde uykuları geliyor. O da çok normal. Yani uykunuz geliyorsa da kendinizi meditasyona giremedim demeyin. Kendinizi suçlamayın. Sizin o an bedeninizin ihtiyacı olan şey uyku ise o zaman uyuyabilirsiniz. Demek ki ihtiyacınız olan odur. Meditasyonu tekrar dinlediğinizde o zaman duygunuzu dinleyebilirsiniz. Dinlemeyebilirsiniz. Ağlayabilirsiniz bu arada. Bu da çok normal. Belki duygu çok olduğunda. Yani orada da olan her hale ne kadar izin verebilirsek o kadar iyi. Yani gelen duyguları da böyle olduğu gibi kabul edip onlara böyle bir kulak kabartmak, acaba burada bana ne diyor demek en güzeli diyorum. Ve şimdi yavaş yavaş meditasyona girelim istiyorum. Şimdi... Meditasyonu eğer alışıksanız oturmaya, oturarak yapabilirsiniz. Bazılarımız için bu oturarak meditasyon çok konforlu olmuyor. Şimdi şöyle bir şey de var hani oturarak meditasyon yapılır vesaire diye bir şeylerimiz de var, algılarımız da var. Ben o görüşte değilim. Eğer bedenimiz hazır değilse oturmaya o zaman yatarak da yapabiliriz. Eğer bir yoga matı gibi bir şey varsa ya da bir battaniye onu yere sererek de yapabilirsiniz. Eğer oturuyorsanız da kendinizi desteklediğinizden emin olun. Yani bacak bacak üstüne atmayın. Sırtınıza... Benim şöyle bir şeyim var. Böyle bir şey koyup hani sırtınızı tam böyle desteklediğinizden emin olun. Eğer böyle bir şeyiniz yoksa özel aparatınız o zaman arkanıza yastık koyabilirsiniz. Yani bacaklarınızı yerde sırtınıza, tam arkaya destek verdiğinizden emin olursanız o zaman bu çalışma esnasında bedendeki konforsuz duygulara bakarken bir de oturmanızdan kaynaklı konforsuzluğa da onu bertaraf etmiş oluruz diyeceğim. Şimdi hazırlığınızı yapın. Bir bakın bakalım. Yere mi acaba? Bedeninizi dinlemeye şu andan itibaren başlayabilirsiniz. Acaba yere mi uzanmak istiyor şu anda? Yoksa sandalyede mi oturmak istiyor? Arkasına kaç yastık gelsin istiyor? Bir kanepede mi oturmak istiyor? Bir bakın. Ve evdekilere de deyin ki şöyle bir 10-15 dakika beni ne olur rahatsız etme. Ben burada bir çalışma yapacağım diye söyleyin. Şimdi hikayeleri de yazdım. Mümkünse evdekileri de davet edin diye. Eğer şeyse çocukları da davet edebilirsiniz. Belli bir yaştan büyük çocukları. Çocuklar zaten bedeni dinleme konusunda bizden aslında çok daha becerililer. Yetişkin hayata geçtikçe duyguları bastırma konusunda biz masterlar, doktoralar yapıyoruz. O yüzden çocuklar için de bu aslında güzel bir deneyimsel çalışma olabilir. Oyun olabilir aslında. Şimdi... Kapınızı kapayın. Ve bir bakın yere mi uzanmak istiyorsunuz? Oturmak mı istiyorsunuz? Onları da böyle bir fark edin. Dediğim gibi hiçbir beklentimiz yok. Amacımız ne olduğuna bakmak. Ve... Bu tekniği her kullandığınızda da farklı şeyler gelir. O yüzden başka zamanlarda da uygulayabilirsiniz bu tekniği. Bu videoyu da ben yine kaydedeceğim. İnşallah Instagram TV'ye yükleyeceğim. Ama yapamazsam da YouTube'da bir duygu meditasyonu videosu var. O duygu meditasyonu videosunda da aynı tekniği uyguluyorum ben. O yüzden oradan da yapabilirsiniz. Bu videoya bir şekilde erişimimizde bir sıkıntı çıktıysa. Ama hep beraber yapmanın da başka bir büyüsü oluyor her zaman. O yüzden şimdi hep beraber yapalım, bakalım bedenimizde ne oluyor? Bu zamanlarda bedenimiz bize ne söylüyor? Evet, hazırsak yavaş yavaş başlayacağız.
Önce derin bir nefes alın. Nefesinizi verirken... diye ses çıkarabilirsiniz.
Bundan utananlarımız oluyor. Oysa ki hani esnemede de bir nefes bu şekilde çıkar ya sesle. Bu bizi bayağı rahatlatan, duygularımızı regüle eden bir şey ses çıkarmak.
Tekrar derin bir nefes. Yavaş yavaş gözlerinizin kapanmasına izin verin. Gözleriniz çok da kapanmak istemiyorsa gözlerinizi aşağı indirebilirsiniz. Şimdi yavaş yavaş bedenimizi taramaya geçeceğiz. Önce ayak parmaklarını bir fark et. Bir bak bakalım orada ne oluyor.
Şimdi
ayaklarının üstüne bir bak. Bacaklarının alt kısmına bir bak.
Dizlerine... Bacaklarının
üst kısmına... Ve kalçalarına bir bak. Ne olduğunu sadece keşfet. Bir gerginlik, bir sıkışma varsa onları da bir fark et bakalım. Karnının alt kısmına bir bak. Ve nefesini bir fark et. Karnının altına kadar iniyor mu nefesin? Göğsünde mi kalıyor? Yine yargılamadan... Çok da bir anlam üretmeden sadece oradaki duyuma odaklan.
Karnının
üst kısmına, midene bir bak. Ve göğsüne bir bak. Şimdi beline, sırtına ve kolunçlarına bir bak. El parmaklarına bir bak. Ellerinin üstüne, kollarına ve dirseklerine bir bak.
Omuzlarına bir bak.
Bir gerginlik, bir sıkışma ya da başka bir duyum hissediyorsan onları bir sıkışma, bir gerginlik diye etiketleyebilirsin. Şimdi boynuna bir bak. Çenene bir bak.
Bir
bak bakalım çena yumuşamış mı?
Gevşek mi?
Yoksa sıkıyor musun? Yanakların?
Alnın?
Bu bedeni taradığınızda en çok gerginlik, sıkışma ya da benzeri çok da konforlu olmayan, konforsuz bir duyum hissettiğin yer neresiydi? Bir ona bakacağız. Belki birden fazla yerde bir gerginlik, bir sıkışma hissettin. Şimdilik bu çalışma için tek bir yer seç, sonra diğer yerlere de başka bir zamanda bakabilirsin. Bu yeri seçtiysen, oradaki bedensel duyuma, sıkışma, gerginlik, vurulma, her neyse ona odaklan. Eğer bu duyum çok fazla geliyorsa ama gerçekten çok fazla geliyorsa o zaman o hissini bir tık, iki tık, üç tık küçültebilirsin. Bunun kontrolü senin elinde. O bedende hissettiğin duyumu duyabileceğin
Ama onun
da girdabına çok da fazla kapılmayacağın bir aralıkta o hissi hissetmek için kendine izin ver.
Şimdi...
O hissiyata odaklanırken onun ne duygusu olduğuna bakacağız hep beraber. Ben sana bir takım duygu isimleri söyleyeceğim. Benim söylediğim duygu isimlerinden de alabilirsin, kopya çekebilirsin. Belki şu anda sana hali hazırda söyledi bile hangi duygu olduğunu.
Bir bak bakalım.
İsmini söylüyor mu Duygu? Kaygı mı?
Huzursuz
mu? Hüzünlü mü? Yaslı mı? Yalnız mı? Öfkeli mi? Daralmış mı? Paniğe kapılmış mı?
Kalbi
kırılmış mı?
Karma karışık mı?
Hevesi kaçmış mı? Depresif mi? Kopuk mu? Endişeli mi? Ya da belki başka bir duygu. Ben burada birkaç tane duygu okudum sana. Şimdi bu duyguyu şefkatle selamla.
O sana ihtiyaçlarını hatırlatmak için orada.
Ve bir sor ona bakalım.
Bana mesajın nedir?
Hangi ihtiyacımı bana hatırlatmak için buradasın? Ben yine birkaç tane ihtiyaç söyleyeceğim sana. Belki faydası olur diye. Destek ihtiyacını mı? Sevgi ihtiyacını mı? Şefkat ihtiyacını mı? Dinlenme, rahatlama ihtiyacını mı?
İç huzuru ihtiyacı mı?
Kendi hayallerini, hedeflerini, değerlerini seçme ihtiyacı mı? Yası ihtiyacı mı? Yani sevdiklerimizin ya da hayallerimizin ya da başka kayıplarımızın Yasını tutma ihtiyacı mı? Yakınlık ihtiyacı mı? Duygusal ya da maddi güvenlik ihtiyacı mı?
Belki de başka bir ihtiyacını söylüyor sana.
Bir bak bakalım onun mesajını şu an duyabiliyor musun? Ve şimdi bu ihtiyacın ya da ihtiyaçların her neyse onun için yöntemler belirleme zamanı. Bir duyguya sor bakalım, sana önerileri var mı bu ihtiyacını karşılamak için? Meditasyonun sonunda ihtiyaçları
Ve o ihtiyaçları hangi stratejiler geliştirebiliriz, onunla da ilgili konuşacağız.
Duygudan ihtiyacını duyduysan,
bunun kendisi bile çok yeterli.
Ve şimdi bir bak bakalım. Duygunun kendini hissettirdiği yer göğsün, başın, karnın, her neresiyse... Oraya bir bak bakalım.
O hissiyet aynı şekilde devam ediyor mu?
Biraz yumuşadı mı? Belki de daha güçlü hissediyorsundur.
O da olabilir.
Sadece fark et. Yavaş yavaş bu meditasyonu sonlandıracağız. Şimdi derin bir nefes al. Yine ses çıkarabilirsin. Tekrar derin bir nefes al. Ve yavaş yavaş gözlerini açabilirsin. Ve kendini tekrar dış dünyaya davet edebilirsin.
Yok eğer ben bunun içinde daha bir
kalasım var diyorsan bunu da yapabilirsin. Hangisi şu an sana daha iyi gelecekse? Şu an Bu dünyaya aramıza dönmeyi seçenler şu anda hangi duyguyu hissettiklerini, bedenlerinde ne
olduğunu, hangi ihtiyaçlarını fark ettiklerini yazarlarsa yorumlara çok sevinirim.
Böylece bu yorumlardan bakarız ki
ihtiyaçlarımız neler ve belki de kalan zamanımızda da bu ihtiyaçlara yönelik stratejilerimizi beraberce paylaşırız.
Hem siz paylaşırsınız hem de ben paylaşırım. Evet bayağı bir katılan olmuş. Ben meditasyonu yaparken bakmıyordum kimlerin mesajlarına.
Konuyu, evet yeni girenler olmuş. Beden taraması yaptık ve o beden taraması üzerinden duygularımıza ve ihtiyaçlarımıza baktık.
Şimdi o ihtiyaçları nasıl karşılayacağımıza yönelik bir şey yapıyoruz.
Yok, nefes çalışması değil bu. Bedenimizi hissetme çalışması. Evet, mesajlaşmalar olmuş ama ben meditasyona konsantre olduğum için yanıtlayamadım bunları. Evet, ben bunu... Yani 24 saat boyunca oluyor biliyorsunuz hikayeler.
24 saat boyunca olacak.
Eğer yükleyebilirsem, inşallah Instagram TV'ye de yükleyeceğim
ama bugün, dünkü canlı yayına yapmayı başaramadım.
Bu duygu başkasından gelen bir duygu.
Bu. Birden fazla duygu ve ihtiyaç özgür bırakmak.
Özgür bırakmak konusunda aslında dün de bahsettim, bugün de bahsettim. Duyguyu serbest bırakmaya değil, duygunun mesajını dinlemeye inanan ekolleri benim istiyorum ben. Ve oradan da ihtiyacımızı duyarsak zaten orada duygu dönüşüyor. Oradaki neye ihtiyacım varı duymadan özgür bıraktım dediğinizde duygu mesajını size duyurmadığı için onu tekrar tekrar yaşama ihtimaliniz, yani kalan duyguyu yaşama ihtimaliniz çok daha yüksek.
Güven ihtiyacını duyuyorum.
Güvensiz hissetme, kaygı.
Ellerim enerji oldu.
Yakınlık ve destek ihtiyacı. Güven duygusu, endişe. Çıkamadım. Çıkmak istemedim. Bütün bunlar çok normal bu arada. Evet, geç kalanlar da bayağı olmuş. Duygum bana kaçma dedi. Korktuğun durumu yaşa dedi. Bu çok güzel. İşte duygu yani direkt zaten mesajını ne kadar güzel veriyor. Güvenlik ve şefkat ihtiyacı var. Destek ve güven ihtiyacı var. Çok rahatladım. Teşekkürler. Süper. Çoğu zaman aslında bedenimize konsantre olup, o duygudan kaçmayıp, o duyguya odamızı verdiğimizde rahatlıyoruz. Bazen rahatlamıyoruz. Bu da normal bu arada. Orada da duygu demek ki daha çok yaşanması gerekiyor. Orada da duygunun içinde kalmak bize iyi geliyor.
Suçluluk duygusu...
Yani evet suçluluk da gayet şey bir duygu. Fark ettiğim anda sıkışma azaldı. Biz zannediyoruz ki duyguya odaklandığımız zaman o duygu çok üzerimize üzerimize gelecek. Halbuki genelde sıkışma azalıyor.
Şimdi destek, güven ihtiyaçlarını baya yakınlık.
Bunları ben baya görüyorum. Şimdi isterseniz bu ihtiyaçlara karşı nasıl stratejiler geliştirebiliriz? Biraz da onlara geliş yapalım. Şimdi, benim mesela şefkate ihtiyacım varsa, şefkati mutlaka ve mutlaka kocam bana şu şu şu şekillerde verecek şekilde fikslenmelere gidersem o
ihtiyacı çok da güzel bir şekilde karşılayamıyorum.
Şefkati ihtiyacını farklı kanallardan karşılarsam o zaman o ihtiyaç karşılanıyor. Ben buna hep böyle beslenmeden örnek veriyorum. Mesela besin ihtiyacımız var ya. Besin ihtiyacını mutlaka ve mutlaka benim arkadaşım Zeynep yapacak bana ve kuzu tandır yapacak. Ancak öyle karşılarım. Ben besin ihtiyacımı demiyoruz değil mi? Yani bazen işte peynir yiyoruz. Zeytin yiyoruz, bazen makarna yiyoruz, kabak yiyoruz, brokoli yiyoruz. Nasıl besin ihtiyacını farklı kaynaklardan karşılıyorsak, duygusal ihtiyaçlarımızı da farklı kaynaklardan karşılıyor olmamız lazım ki o ihtiyacı gerçekten karşılayalım. Mesela şefkat ihtiyacını nasıl karşılayabiliriz? Şu anda yaptığınız meditasyon bile aslında şefkat ihtiyacınızı karşılamaya yönelik bir strateji olabilir. Neden? Çünkü bedeninize odaklanarak bedeninize aslında şefkat veriyorsunuz. Baya bir destek ve güven var. Evet, başka destek ve güven yazanlar da var.
İç huzuru var, netlik ihtiyacı var.
Şimdi bu ihtiyaçlara yönelik, yani isterseniz 3 tane ihtiyaç belirleyelim şu anda. Bir tanesi şefkat olsun. Şefkat ihtiyacımı karşılamak için hangi stratejilere başvurabilirim? Ben birkaç tane söyleyeyim. Sonra siz de katkıda bulunursanız, şefkat ihtiyacımı bu yöntemlerle karşılıyorum ya da karşılayabilirim diye. Burada beraber bir Instagram üzerinden deyim fırtınası yapmış oluruz. Şefkati ihtiyacımı derim ki sevgilime, şu an saçlarımı okşar mısın? Bu şekilde karşılayabilirim. Ya şiir kitabı okuyabilirim? O şekilde karşılayabilirim. Bir takım çok güzel kitaplar var. O kitapları okuyarak karşılayabilirim. Çok sevdiğim bir çorba pişirerek, o çorbayı içerek de şefkat ihtiyacımı karşılayabilirim. Siz hangi stratejilerle karşılıyorsunuz? Onları da yazarsanız... Şimdi buradan aslında ihtiyaçlarımızı ne kadar bollukla, beleketle karşılayabiliriz, ona dair bir şey bakmış oluruz. Bu esnada da şöyle bir soru var. Sırtta hissedilen gerginlik ne anlama geliyor?
Şimdi benim anlatmaya çalıştığım şey şu. Bu hissedilen gerginlik şu anlama gelir, bu
anlama gelir gibi bir şey.
Aslında yok.
O gerginlik, yani sırtta hissettiğin gerginlik sana neyi söylemeye çalışıyorsa, hangi ihtiyacını söylemeye çalışıyorsa o. O yüzden oradaki gerginliği... Gülen ya da bir başka uzman bana söylesin değil, oradaki gerginlikle konuşup, demin yaptığımız gibi, o gerginlik bana neyi söylüyor, hangi ihtiyacımı söylüyor, ona bakmam lazım. Ben ihtiyaç isimleri söyledim. Onu da bakın, Şiddetsiz İletişim kitabından söyledim. Oradan da, duygunuz size çok net konuşmuyorsa, bu Şiddetsiz İletişim kitabındaki ihtiyaç listesinden kopya çekebilirsiniz. Aa çok güzel bir şey. Tatlı yemek kendime şefkat gösterme yöntemim sanırım bilmeden. Ya bunu fark etmek bile çok kıymetli. Şimdi bu tabii çok bize hizmet eden bir yöntem değil. Ama çoğumuzun, ben dahil, bir duygusal yemek konusu var. Şefkat ihtiyacıma ne ile karşılarım? Tatlı ile karşılarım. Bunu fark ettiğimde tatlı yerine başka hangi stratejileri uygulayabilirime gidebilirim. O yüzden ne olur şey yapalım. Farklı stratejiler de geliştirelim ki bize çok hizmet etmeyen ama çocuklukta öğrendiğimiz şeyleri yapmayalım. Çok güzel şeyler yazmışlar. Sevgilimin sarılmasına ihtiyacım var ama karantin ve aramız limoni. Şimdi sevgilimizin sarılmasına Aslında ihtiyacımız şefkat ya da ihtiyacımız güven ya da yakınlık. Sevgilimin sarılması buradaki strateji. O stratejiye eğer tutulmazsam, ihtiyacımı yani sevgi, şefkat ya da neyse o ihtiyacımı bambaşka yöntemlerle aslında karşılayabilirim. Umarım burası açıktır. Şefkat için yöntemim mutlaka sevgilim olsun o bana sarılsın. Ya da tatlı yiyeyim diye. Fikslenmiş yöntemlere biz kendimizi kaptırdığımızda o zaman o ihtiyaçlar karşılanmıyor. Demin anlattığım gibi. Resim yapıyorum demiş. O kadar güzel ki. Gerçekten sanat bizim birçok ihtiyacımız, birçok duygusal ihtiyacımızı karşılıyor. Harika güzel. Evde birisi varsa ona sımsıkı sarılıp sevdiğimi söylerim. Kendime sarılırım. Bu da çok güzel bir yöntem. Durmadan meditasyon yapmaya çalışıyorum. Meditasyon yapmak çok güzel de ben buradaki durmadan kelimesine takıldım. Biz böyle... O durmadanın altında ne var? Bir de çalışıyorum var ya orada. Acaba meditasyon yapmak istemeyen, başka şeye ihtiyaçları olan Parçanız da olabilir mi? Ona bakmaya ne dersiniz diyeceğim sevgili Nigar Hanım. Evet, yakınlık ve ilgi ihtiyacını nasıl karşılarız? Benim yeni bir ilişkim var. Sevgilimden sürekli ilgi bekliyorum. Meraklanıyoruz ama telefonda konuşmayı sevmiyor. Ben de buna takılıyorum. Bu çok güzel bir soru ve çoğu insanın aslında ilişkide yaşadığı bir konu. Şimdi... Birçok duygusal ihtiyacımızı sevgiliden karşılamaya çalıştığımızda, demin anlattığım gibi sıkıntı oluyor. Orada yapmamız gereken şey, o yakınlık ve ilgi ihtiyacını farklı stratejilerle karşılamak, başka arkadaşlarımla karşılamak, kendi kendime karşılamak. Yani perspektifimi oradan, yani sevgiliden almalıyımdan Başka şekillerde de ben karşılarıma çevirdiğimde hem ilişkinin kendisi rahatlıyor hem de esas orada karşılanmayan o ihtiyacım da karşılanıyor. Bizim yakınlık ve ilgiyi arayan parçamız çoğunlukla içimizdeki çocuk. ve içinizdeki çocuğa edebeyinlik yapmayla ilgili ben çalışmalarda içeren videolar yaptım. Ne olur o videoları seyredin, oradaki alıştırmaları yapın. Kitabımda da bayağı bahsediyorum içinizdeki çocuğun o ihtiyaçlarını karşılamadan. Eğer içinizdeki çocuğun ihtiyaçlarını daha çok siz karşılarsanız sevgiliden ya da başkalarından beklemeden O zaman hem ilişkilerimiz bayağı bir rahatlıyor hem de o içimizdeki çocuğun ihtiyaçlarını gerçekten karşılamış oluyoruz. Mesajlaşıyor, beni aramıyor diye kızıyorum. Bunları isteyen ve sonra o olmadı diye kızan içimizdeki çocuk parçamız. Ama içimizdeki çocuğa da o ihtiyaçlarını karşılamaktan sorumlu olan sevgilimiz değil, içimizdeki ebeveyn. O içimizdeki ebeveyni geliştirme yolculuğu aslında. Bu hayattaki en ana temalarımızdan biri diye düşünüyorum. O yüzden ne olur içimizdeki çocukla ilgili hem kitapta hem de videodaki alıştırmaları yapın. Orada çok güzel egzersizlerden bahsediyorum. O egzersizlere bakın. Yapın. Nasıl rahatlıyorsunuz? Bu ihtiyacı kendime dönüp karşılamalıyım. Benim cevabım evet. Bu şu demek değil. Sevgilimizden hiç mi bir şey istemeyeceğiz? Tabii ki isteyeceğiz. Ama oradaki karşılamadaki sorumlu olan o değil. Sorumlu olan ebeveyn ve sevgili buna hayır diyorsan cevap olarak o zaman başka şekillerde yöntemler bulması gereken de içimizdeki ebeveyn. Öbür türlü içimizdeki çocuk. Hırçınlaşıyor, kendini güvensiz hissediyor, gergin hissediyor, korkuyor, üzülüyor vs. vs. Birine sarılmak iste, kendinize iyi geldiği içinmiş. O kişiliğe hiç alakası yok mu? Bu soruyu tam anlamadım galiba. Ya birine sarıldığımızda iki tarafta aslında Oksitosin başta olmak üzere bizi çok rahatlatan ve bizi güvende hissettiren yani güven ihtiyacımızı bayağı karşılıyor sarılmak. O yüzden iki kişiye de gayet iyi geliyor. Hatta şeylerde yani kurumsal eğitimlerde biz bir sürü zaman sarılmayla başlıyoruz eğitime. Çünkü sarılmayla başladığında kendini güvende hissettiğin için orada o güven Güven ihtiyacın karşılanmış bir şekilde eğitime başlayabiliyorsun. O yüzden iki tarafı da iyi gelen bir şey.
İlgilendiğim bilgileri başkalarına aktarmam ve onların da benden öğrenip sevgi aktarımı oluyor.
Evet, bu da güzel bir strateji. İçimdeki çocuk şöyle diyor, her ihtiyacımı ben karşılayacaksam onu yapacağım. İçerinizdeki çocuk böyle dediğinde içinizdeki ebeveynin şöyle demesi lazım. Bu benim gördüğüm bir şey. Ben yine şuradaki şeylerimden anlatayım. İçimdeki çocuk diyor ki her ihtiyacımı ben karşılayacaksam o ne yapacak diyor. İçimdeki ebeveyn şunu diyebiliyorsa orada konu rahatlıyor. İçimdeki ihtiyaçları canım sen karşılamayacaksın. Onları bana söylersen ben onları karşılamak için çeşitli yöntemler bulacağım sana. Bu ana kadar o kadar da başarılı bir şekilde o yöntemleri geliştirmemiş olabilirim.
Ama bundan sonra senin ihtiyaçlarını anlayıp, öğrenip sana daha iyi bir ebeveyn olmayan niyetim var.
İçimdeki çocuk diyebilir ki, bunu duymak Bir yandan iyi geldi ama bir yandan da bilmiyorum yapabilecek misin?
Yapacak mısın?
Şu ana kadar yapmadım. Evet, şu ana kadar çok başarılı yapmadığımı biliyorum. Ama aslında o ihtiyaçları karşılamak benim sorumluluğum. Senin güvensiz hissetmeni de gayet anlayabiliyorum.
Şu an bana söyleyebilir misin acaba bu söylediklerimden? Ne duydun?
Sürekli mi sana nasıl geldi? Evet, sanki iyi geldi. İşte burada içimizdeki çocuğun aslında büyümeyen bir benliğimizin parçası olduğunu kabul edip burada o ebeveyni geliştirebilirsek olay böyle çözülüyor. Bu bir günde olan bir şey değil. Bir uzman desteği almanız da gerekebilir. Eğer koçluk ya da işte benzeri bir bireysel çalışmaya şu an hazır değilseniz o zaman afroit eğitimlerine gelebilirsiniz. Orada grup olarak biz baya bir içimizdeki çocuk çalışıyoruz. Ve içimizdeki çocuk neler diyor neler onları öğreniyoruz. Aşk gerçekten biter mi? Aşk gerçekten biter mi?
Eğer beslersek bitmez diyeceğim.
Çiftlerden ikisi de aynı anda çocuktan kendilerini ifade ettiklerinde nasıl bir yol izleyeceğiz? Çok teşekkürler. Ben de çok teşekkür ederim tüm katılanlara. Zaten bir sürü zaman çiftlerden ikisi de aynı anda çocuktan kendilerini ifade ediyorlar. Çatışmalar oradan kaynaklanıyor. Ben bayağı bir videolarda ve kitapta bundan bahsediyorum. Diyorum ki aslında bir kızma, küskünlük vs. olduğunda orada çoğunlukla iki çocuktur birbirine kızan ve şey yapan. İki tane yeşil bulalım buradan. Masam da o kadar dağınık ki. Şuradan başka şey yapalım. Şöyle iki tane çocuk. Yani iki tane çocuk aslında birbirleriyle kavga ediyor. Halbuki orada olması gereken birisinin daha bir Afrodit'ten, öbürünün ise daha bir Zeus, kral arketipinden temas kurması. Ama biz iki çocuk olarak böyle kavga ediyoruz birbirimizle. Yani tetiklendiğimizde benliğimizin o büyümeyen içimizdeki çocuk parçası devreye giriyor. Ama içimizdeki çocuğun ihtiyacını karşımızdaki bilemez. Biz bilmediğinizde onun bilme ihtimali yok. İçimdeki çocukla ilgili iki tane video çektim. Teknikte anlatan. Ne olur onları seyredin. Ve sadece seyretmekle kalmayın. Oradaki yöntemleri yapmaya çalışın. Eğer yapamıyorsanız da Afrut eğitimlerine gelin. Orada grupça beraber yapıyoruz zaten. Şimdi aşk gerçekten biter mi? Aşk ve sevgi bizim sürekli karşılamamız gereken ihtiyaçlar. Bitiyorsa biz o ihtiyaçlarımızı karşılamanın sağlıklı yöntemlerini bilmediğimiz için ve karşı taraf yani şey mitine kapıldığımız için iki insan sevgili olur, evlenir ya da sevgili olur, böyle birbirine sarılır. Ve oradan mutlulukla yürürler ya bütün romantik komedilerin falan özünde. O var ya, bir aşk miti var. O mitin doğru olmadığını aslında yetişkin parçamız biliyor diye düşünüyorum. Ama yine de o mite inanıyoruz ve zannediyoruz ki karşımızdaki insanla bütün o aşk ihtiyacımızı karşılayacağız. Öyle olmuyor. Bunu sürekli bizim yeşertmemiz, büyütmemiz gerekiyor. Benim çok sevdiğim yazar Ursula Regün diyor ki, ekmek gibidir aşk. Sürekli yapman, o mayayı sürekli beslemen gerekir. Sürekli yaparsın, tüketirsin, tekrar yaparsın. Yani her gün, her saniye aslında yapmamız gereken bir şey aşk. Bu yetişkin bakış açısıyla bakarsak aşk hiçbir zaman bitmez. Çocuk bakış açısıyla bakarsak, yani dersek ki bana verecek birisi, benim bir şey yapmama gerek yok, o bana sarılsın, istediğim zaman her zaman o bana şey olsun, istediğim zaman ulaşayım, benim ihtiyaçlarımı önceliklendirsin, ben söylemeden anlasın bana ne vereceğini dersek de o zaman aşk gerçekten çok ama çok kısa sürüyor. O yüzden yetişkin bakış açısına geçmemiz gerekiyor. Ooo çok güzel. Kitabınız büyülüyorlardaki çalışmaları yapmaya başlayınca yeniden eve benlik de çok yaratıcı olabiliyoruz. Harika. Çok mutlu oluyorum böyle yorumları okuduğumda. Hepimizin içindeki çocuğun yaraları var. Hepimizin içinde yaralı bir çocuk var. çocukluktan kaynaklı. O yüzden bu yeniden ebeveynlik o içimizdeki çocuğun o yaralarını sarıyor ve o içimizdeki çocukların aslında bu şekilde kendilerini güven dolu, şefkat dolu hissetmeleri gerçekten beni çok ama çok duygulandırıyor. Aşk eskidendi, şimdi parası olan kazanış. Vallahi şimdi şöyle... Şeyle ilgili yani bizim bu tarz düşüncelerimiz aslında yaşadığımız ilişkileri de belirliyor. Yani buna inanıyorsak o zaman ilişkilerimizde bunun güvensizliğini yaşıyoruz. Bunun güvensizliğini yaşadığımız için de konuyu o perspektiften görüp o gerçekliği yaşıyoruz. Hayat aslında bizim düşüncelerimize farkında olsak da olmasak da göre şekilleniyor. Ve düşüncelerimi değiştirebildiğimde, perspektifimi, bakış açılarımı değiştirdiğimde istediğim hayatı yaşayabiliyorum. Bunu da çok romantik bir yerden söylemiyorum. Yani işte bilinçaltına format at, bilinçaltını temizle falan gibi şeyleri ben benimsemiyorum. O ekolleri de benimsemiyorum. Bilinçaltı temizlenebilecek bir yer değil. Yani okyanusu temizleyebilir misin? Temizleyemezsin. Ama orada farklı düşüncelerini değiştirebilirsin. Bilinçaltındaki güzellikleri fark edip o güzelliklere göre hareket edebilirsin. Bütün bunları yapabilirsin. Yani bilinçaltında format atma, onu temizlemek gibi bir şey yok. Öte yandan yaşadığın hayatı tamamen senin bilinçteki ve bilinçaltındaki duygu ve düşüncelerini şekillendiriyor. Onu da anlamakta, bilmekte fayda var diyorum. O yüzden yani bu tarz görüş ve düşünceler bunu hisseden, bunu düşünen kişinin hayatını şekillendirir diye Bir şey söyleyeceğim. Bilinçaltı kirli değil ki temsil edelim. Yani bilinçaltı aslında bütün yaratıcılığımızın da kaynağı. Çözmeye çalışma gibi bir şey var. Bu baya bir Amerika'dan da pompalanan bir şey. Bütün o doğu öğretilerini falan da biz genelde batı kaynaklı öğrendiğimiz için Çoğumuz, işte duyguları temizleyelim, duyguları özgürleştirelim, bilinçaltına format atalım falan gibi düşüncelerdeyiz. Bunlar da aslında, nasıl diyeyim, içimizdeki çocuğun inanmak istediği şeyler. İçimizdeki edebeğini geliştirdiğimizde, içimizdeki çocuğun bu tarz, hemen her şey olsun tarzı, İsteklerine de cevap verebiliyoruz. Onu güvende hissettiriyoruz. Almamız gereken sorumlulukları alıyoruz. Bilinçaltımızda dönüştürmemiz gereken şeylerin sorumluluğunu da alıyoruz. Ama temizledim, format attım, hemen oldu, hop duyguları özgürleştirdim falan filan olayını da benimsemiyoruz. Zaten gerçekliği yok o tarz düşüncelerin. Onarım ve bakış açısını değiştirip, evet, geliştirmek. Regresyon diye diye insanların kafası karıştı. Ya şimdi tabii insanların bu olayları algılama biçimi de çok kendi içleriyle, kendi geç daltlarıyla ilgili ya. O yüzden bilinç dışıyla çalışan yöntemler kullanıyorum ben. Yarın da Dışa vurumcu sanat kullanacağız. Bugünkü aslında beden tanıması da yani bedenden de bilinç dışına gideriz. Biliyorsunuzdur bu arada Fatma'nın. Şimdi bu yöntemleri de eğer ben her şeyi formatlıyorum, her şeyi çözüyorum diye kullanırsak yine İşte çocukla bağlantıda olduğumuz bir şeyler yapıyoruz. Sonra da hayal kırıklığına uğruyoruz. Aa neden temizlenmedi? Neden olmadı? Regresyon yaptırdım. Regresyon aslında bana da çok iyi gelmişti ama sonra çözemedim diye. Yani ben yöntemlerden ziyade bakış açısının etkili olduğunu düşünüyorum. Regresyon uygulayıp Bunu bilinç dışına formatlıyorum diye uygulamayan da olabilir. Regresyonla her şeyinizi çok hızlı çözüyorum diyen birileri varsa orada içinizdeki çocuğa her şeyi çözeceğim diye konuştuğunu aslında anlayabilirsiniz. Hayat bir yolculuk. Bir şeyleri çözmüyoruz. Sürekli öğreniyoruz. Sürekli yeni şeyler geliştiriyoruz. O yüzden bu bakış açısına geçip o içimizdeki ebeveyni sorumluluk almaya teşvik etmek lazım diyeceğim size. Şimdi bir bakıyorum. Bakalım başka cevaplamadığım bir şey var mı? Tatlı yemeği konuştuk. Baya bir ihtiyaçları konuştuk. Şimdi ben hafiften bu canlı yayını bitireceğim. Eğer başka bir sorunuz yoksa efendim... Eee...
Şimdi...
Psikoloji mezunuyum, diyor Fatma'nın. Evet, belli gayet ilgili olduğunuz. Çok güzel katkılarda bulundunuz bugün. İyi bir ebeveyn olarak. Burada iç ebeveyn ve iç çocuktan bahsediyorsunuz diye düşünüyorum. Bu arada aynı şey fiziksel çocuklarımız için de geçerli. Evet, duygularını olduğu gibi kabul etmek, onun sorunlarına, ihtiyaçlarına daha doğrusu çözümler getirmek. Bu da sürekli, her an yapılacak bir şey. Kitapta bayağı bir o duyguları nasıl kabul edeceğiz diye yeniden ebeveynliği bayağı bir anlatıyorum. Başka kaynaklarla öneriyorum aynı zamanda. Yani böyle başlayıp ondan sonra başka kitaplarla da derinleştirebilirsiniz yolculuğunuzu. Evet, paylaşmayı seviyorum. Ben de size çok teşekkür ediyorum. Yarın saat 13'te yine duygulara ve ihtiyaçlara bakacağız. Başka bir yöntemle bakacağız. Eğer belli bir yaşın üzerinde bir çocuğunuz varsa o zaman onları da davet edin. Çünkü duyguyu çizeceğiz, onunla konuşacağız falan. Çocukların da hoşuna gidebilecek bir aktivite. Şimdi 24 saat boyunca bunu izleyebiliyorsunuz. Kaydediyorum ama Instagram TV'yi yükleyemeyebilirim. O yüzden ne olur 24 saat içinde şey yapın, izleyin ki sonra Instagram TV'yi yükleyemezsem bunu şey yapmayın. Beni kaçırdınız.
Lütfen okur musunuz? Neyi okur muyum acaba? Neyi okuyayım?
Dediğim gibi 24 saat içinde seyredin. Ben de size çok teşekkür ediyorum. Ve yarın saat 1'de yine görüşmek üzere diyorum.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









