
In this live Turkish‑language session, facilitator Gülén Günduz Yılmaz guides participants through a structured emotional‑processing practice that combines body‑scanning, esthetic distancing, and expressive art (drawing or modeling with clay). After brief greetings and acknowledgments of new participants, she recaps the previous two days – emotional awareness and body‑based feeling work – and introduces the day’s focus: externalizing uncomfortable emotions through visual media. She explains the concept of “esthetic distancing” (akin to social distancing) whereby putting a feeling onto paper or clay creates a safe psychological distance, allowing the mind to bypass rational analysis and directly experience the feeling. She then leads a guided meditation to locate a current uncomfortable sensation in the body, instructs participants to gather art supplies (water‑based paints, pastels, crayons, clay, etc.), and gives a silent period (3‑5 minutes) for creating a drawing or sculpture that represents the felt emotion. After the creative phase, she facilitates a dialogue where participants describe the emotion, ask the “emotion” questions (e.g., “What are you here to remind me of?”), and reflect on the messages that emerge. Various participants report feelings of anger, fear, anxiety, support, loneliness, and discuss the insights (anger as a boundary‑setting signal, fear as a protective cue, the need for self‑care, balance of giving and receiving). The facilitator emphasizes the therapeutic value of this method, critiques its absence from formal education, and urges participants to share the practice within their networks. She also references additional resources such as the book on Non‑Violent Communication and her own written material, and invites future live sessions. The session ends with gratitude, encouragement to continue the practice, and a reminder to post reflections on social media.
Chapters
Herkese merhaba. Bakalım yavaş yavaş kimler katılacak. Evet. Katılan ve yorum bırakanlara çok teşekkürler. Yavaş yavaş çoğalıyoruz. Merhaba. Günaydın. İyi pazarlar hepinize de. Birazcık daha katılmaya başlasın katılımcılar. Ondan sonra yavaş yavaş şeyi anlatmaya başlayacağım. Bugün ne yapacağız diye. Sana da merhaba. Ebru'cuğum. Aysun'um. Doktorum da katıldı. Hello! Saçlar hoş. Teşekkürler. Evet. Şimdi yavaş yavaş başlıyorum. Şimdi birinci günün çalışmasında biz baya bir duygulara nasıl yaklaşmamız gerektiğinden bahsettik. İkinci günün çalışmasında beden taraması yani bedenden duygulara gitmeyi deneyimledik. Bugün birazcık bedeni de kullanacağız ama ondan sonra dışa vurumcu sanat aracılığıyla duygularımızla konuşacağız. Önce biraz neden dışa vurumcu sanat duygularla çalışmada bu kadar işe yarıyor onlardan bahsetmek istiyorum. Şimdi en önemli nedeni bir şeyi Çizdiğiniz zaman... Çok güzel gülücükler atıyorsunuz. Çok teşekkür ediyorum. Bir şey kağıda çizdim ben. Kağıda çizdiğimde o duyguyu kendimden bir miktar uzağa koyuyorum. Buna biz estetik uzaklaştırma, estetik distancing diyoruz. Social distancing'le de bir benzerliği olduğunu şu anda fark ediyorum. Onu bir miktar kendinden uzaklaştırdığın için Senin için daha konforlu bir yerden o duyguyla konuşabiliyorsun. O duygunun eğer mesajı çoksa giderek daha fazla katılan oluyor. Bir kısa... Aa Hatice de katıldı. Bir kısaca tekrar bahsediyorum. Dışa vurumcu sanatla duygularımıza bakacağız. Dışa vurumcu sanatın ilk işe yaradığı şey o duyguyla arama Benim için konforlu bir mesafe koyuyorum ki ona bakabileyim. Özellikle duygular çok yoğunsa o zaman genelde şöyle oluyorum. Ya o duygulara o kadar girdabına kapılıyorum ki onun mesajını duyacak halim olmuyor. Ya da ne yapıyorum? O duyguyu zihnim yaşamama izin vermiyor. O zaman da o duygu kapıyı böyle daha geçitçe daha geçit şekilde çalmaya çalışıyor. İkinci olay şu, bedenime girdiğim zaman ya da dışarıdan bir sanat kullandığım zaman bu tarz teknikler zihni bypass eder. Yani, şunu kapatayım, zihnimi devre dışı bırakarak orada gerçekten içinde ne oluyor, duygularda ne oluyor onu anlama fırsatım olur. O yüzden bu yöntemler çok önemli. Maalesef okullarda bunlar öğretilmiyor bize. Halbuki duygusal ayakta kalma, duygusal olarak ihtiyaçlarımızı karşılama da çok ama çok önemli metotlar bunlar. O yüzden sizden ricam bu yöntemlerin daha fazla insana ulaşması için ne olur? Destek olun. Ben bu çalışmayı yapıyorum ama siz de. Yani Whatsapp gruplarında, şimdi benim de olduğum Whatsapp gruplarında şu kadar insan ölüyor. Yani böyle projeksiyonlar yapılıyor, şu kadar hızla yayılırsa bu kadar insan ölecek, bu kadar insan enfekte olacak falan diye. O haberleri yaymak ne kadar bizim işimize yarıyor. Bu tarz yöntemleri yaymak ne kadar işimize yarıyor. O yüzden ne olur bu yöntemleri yaymadan siz de şey olun, yani aksiyon alın bu yöntemleri. İnsanlar bilmiyorlar çünkü. Ben de 40 yaşlarımdan sonra çeşitli eğitimlerde öğrendim bunu. Halbuki bunlar insanların kendi kendilerine gerçekten yapabileceği metotlar. Şimdi, dışa vurumcu sanatı ne zaman kullanabilirim? Şimdi duyguyu, diyelim ki yoğun bir şekilde bir duygu hissediyorum ben. Kaygı, endişe, öfke vs. O duyguyu hissettiğim anda kullanabilirim. Ya da şimdi Mesela çok böyle yoğun bir duygu da hissediyor olmayabilirsiniz. Diyelim ki dün kaygı hissettiniz ya da dün birisine çok büyük öfke hissettiniz. O ana kendinizi birazcık götürmek, o duyguyu yaşamaya izin vermek ve ondan sonra bunu kağıda aktarmak şeklinde bir yöntemde izleyebilirsiniz. Yani eğer o duyguya hiç giremezseniz o zaman kağıda da onu aktaramazsınız diyeceğim. Burası umarım Nettir? Aaa! Duru da katıldı. Süper! Evet. Çocukların katılması da çok hoşuma gidiyor. Duru benim sevgili yeğenim. Hamdi de katılmış. Selam Hamdiciğim. Evet, şimdi hazırsanız önce... Kırktan fazla mısın? Şimdi ben birazcık bu yönteme... size yönteme sokacağım. O yüzden de yöntemi anlatıp size o meditatif deneyime soktuktan sonra çok fazla yorumlara bakamıyorum o deneyimin içinde. Çünkü size hem anlatmam hem de Siz sessizlik içerisinde o resmi yaptığınızda ona tanıklık etmem gerekiyor. O yüzden çok da fazla yorumlara bakamayacağım deneyim esnasında. Ama deneyimi bitirdikten sonra onun üzerine hep beraber burada konuşacağız. Şimdi bir kere rahatsız edilmeyeceğinizden emin olun. Evdekilere deyin ki ben böyle bir çalışma yapacağım. O yüzden beni rahatsız etmemeni rica ediyorum. Kapınızı falan kapayın. Ve elinize işte böyle bir kağıtlar. Oyun hamurları varsa oyun hamurları, kil varsa kil. Bazılarınızın evinde sulu baya vardır, sulu baya. Selam efendim. Çok teşekkürler. Kuru boyalar, pasteller. Gazlı kalem çok tercih etmeyin. Yani bu tarz kalemler çok tercih etmeyin. Eğer böyle daha pastel boyalar falan varsa, sulu boyalar, daha güzel bir şekilde zihni bypass edebiliyoruz. Oyun hamurlarıyla çok güzel bypass edebiliyoruz. Eğer ama hiçbir şey yok elinizde, o zaman salt bildiğiniz yazı kalemleriyle de çok güzel sonuçlar çıktığını Ben seanslarımda ve eğitimlerimde görüyorum. O yüzden çok da takılmayın. Ben sadece bunları deneyebilirsiniz diye size söylüyorum. Şimdi kalemlerinizi şöyle, kalemlerinizi, sulu boyalarınızı, oyun hamurlarınızı, kağıtlarınızı bir önünüze dizin. Onlara şöyle bir bakın. Birazdan Sizi yine böyle gözlerinizi kapattırıp bir duyguyu bedende çok kısa hissettireceğim. Bir bedena taraması yaptırmayacağım bu sefer. Bedende duyguyu size hissettirdikten sonra şeyi çizeceksiniz ya da yapacaksınız hamurlarınızla. Orada bir size 3 dakika 5 dakika vereceğim. 3-5 dakika içerisinde burada sessizlikle duracağım ben. Ve sonra hep beraber o resim üzerinden ben yönlendireceğim sizi. O resimle konuşacağız. Resimle konuşurken lütfen yorum yazmayın. Çünkü o resimle aranızdaki bir diyalog. Buraya yönelmeyin. Tamamen benim yönlendirmelerimi dinleyip o diyaloğu gerçekleştirin. Deneyimi biz bitirince, duyguyla konuşmayı kesince O zaman burada hep beraber konuşacağız. Umarım bu söylediğim yönergeler sizin için mantıklıdır. Tekrarlıyorum net olması için ve sonradan katılanlar için. Duygumuzu çizeceğiz ya da oyun hamurlarıyla yapacağız. Sonra onunla konuşacağız. Ve deneyim bitti. Çizdikten sonra burada hep beraber bir topluluk olarak bu deneyimi beraberce değerlendireceğiz. Deneyim esnasında yani hem meditatif çalışma esnasında hem çizim esnasında hem de çizdikten sonra onunla konuşurken burada benimle değil duyguyla kalmanız çok önemli. Öbür türlü içinize dönmüş ve duygunuzu dinlemiş olmuyorsunuz. Burada yine dış tarafa kendinizi yönlendirmiş oluyorsunuz. O zaman da duygunun mesajını dinleyemeyiz. Evet efendim, şimdi kalemlerinizi dizdiyseniz, kağıtlarınızı dizdiyseniz başlıyoruz hafiften. Hazır mısınız duygunun mesajını dinlemeye? Şimdi yine bir gözleri kapatıp biraz kendimize döneceğiz. Yavaş yavaş böyle bir oturduğumuz yeri önce bir hissedelim. Ayaklarımızı yere koyalım. Bacak bacak üstüne atmayalım. Şöyle iki ayağımız da yerin desteğini hissetsin. Sırtımızı destekleyelim. Dik oturalım. Eğer şöyle bir şeyiniz varsa iyi olur. Yoksa yastık koyun arkanıza. Arkanızın da sizi desteklediğinden emin olun. Ve yavaş yavaş gözlerinizin kapanması için kendinize izin verin. Şimdi derin bir nefes alın. Ve nefesinizi verirken Diye şöyle bir ses çıkarabilirsiniz. O sesi çıkarmak size iyi gelecektir. Diye tekrar bir nefes alın. Ve şimdi bir bedeninizde bir gerginlik, bir sıkışma, bir konforsuz duygu var mı? Ona şöyle bir bakın. Belki şu an rahat hissediyorsunuz. Şu an bayağı konforlu hissediyorsunuz. Belki sabah, belki dün, belki ondan önceki bir gün yoğun bir duygu hissettiğiniz bir ana gidin. Eğer şu an vücudunuzda bir konforsuz duygu yakalamıyorsanız. Ve o anın içindeyken şimdi bir bakın bakalım. Bedeninizde nerede hissediyorsunuz o duyguyu? O duyguyu bir parçacık olsa yakaladıysanız bu yeterli. Zaten çizerken ortaya çıkacak. Duygunun içinde neler var? Mesaj nedir? Onları öğreneceğiz. O yüzden şu anda bedeninizde nerede konforsuz bir duygu hissediyorsanız ona bir konsantre olun. Belki o şu an ismini de söyledi size. Belki söylemedi. Çok önemli değil. O duyguyu Parça hissetmeye çalışın. Şimdi birazdan hissettiğiniz duyguyu kağıda çizeceksiniz ya da oyun hamuruyla onun minik bir heykelini yapacaksınız. Gözlerinizi birazdan açtıracağım size. Gözlerinizi açmadan önce açtığınızda tamamen akışta olmanız için kendinize izin vermenizi istiyorum. Birazdan gözlerini açacaksın ve açtığında Önündeki materyallerin, önündeki kalemlerin, renklerin seni yönlendirmesine izin ver. Bakalım hangi renkler elini nasıl akıtacak? Bu resmin hiçbir şeye benzemesi gerekmiyor. Sadece o duyguyu ne hissediyorsan kağıda Ya da hamurları akıtacaksın. Şimdi derin bir nefes al. Ve yavaş yavaş gözlerini aç. Şimdi önündeki materyallere bir bak. Hangisi seni çekiyorsa. Hangileri seni çekiyorsa. Şu an hissettiğin duyguyu İçinden çıkarıp kağıda ya da hamura akmasına izin ver. Şimdi ben sessizlik içinde bekleyeceğim. Şöyle bir 3-4 dakika vereceğim size. Ve o 3-4 dakika içerisinde dediğim gibi mükemmel olmasına gerek yok. Herhangi bir şeye benzemesine gerek yok. Amacımız o içimizdeki duyguyu dışa vurmak ve onunla bağlantıya geçmek. Şimdi sessizlik içinde olalım. Ve tamamen o duyguyla bağlantıya geçmek için kendimize izin verelim. Ben bu arada yeni katılanlar için Belki yakalayabilirler çalışmayı diye. Tekrar anlatacağım kısaca. Bize konforsuz gelen bir duygunun mesajını anlamak için dışa buruncu sanatı kullanıyoruz. Eğer renkli kalemleriniz varsa, oyun hamurlarınız varsa ve o duyguyu şu anda içinizde hissediyorsanız Belki siz de yakalayabilirsiniz bu çalışmayı ve hemen başlayabilirsiniz. Şu an ya da bir süre önce hissettiğiniz duyguyu şu ana getirip tekrar resmetmeye ya da oyun hamurlarıyla onu çizmeye. Önemli olan içinizdekini dışa vurmak. Bir şeye benzemesine çalışmıyoruz. Belki kağıda simsiyahı boyacaksınız, belki sapsarıya. Tek önemli olan akışta olup içinizden ne çıkıyorsa, ne gelmek istiyorsa ona izin vermek. Bir dakika daha vereyim size. Sonra konuşma aşamasına geçeceğiz. Evet, yavaş yavaş bitirelim. Yöntemi öğrendiğiniz için sonra yarım kalan bir şey varsa bu canlı yayından sonra ya yeni baştan ya da resmi değiştirerek devam edebilirsiniz. O yüzden şimdilik burada bitiriyoruz resmetmeyi. Ve konuşmaya geçeceğiz. Şimdi resimle konuşmayı geçerken Neler önemli? Bir ben konuşacağım, bir de resim konuşacak. Şu anda dikkatinizi benim verdiğim talimatlara, yönergeleri dinleyin. Ama çok benimle bağlantıya geçmeyin ki o duyguyla bağlantınızı koparmayın. O yüzden yorum yazmazsanız süper olur. Duygu ile bağlantıda diyaloğumuzu yapalım. Sonra hep beraber zaten konuşacağız bu deneyimde neler çıktı, neleri öğrendik diye. Şimdi bir ben konuşuyorum, bir duygu konuşuyor. Duygu konuşurken eğer elinizi resminizin ya da heykelinizin üzerine götürürseniz o zaman Çok daha güzel duygunuzun konuştuğundan emin olursunuz. Kendim konuşurken elimi kendime getiriyorum. Duygu konuşurken elimi duygunun resmine ya da heykeline götürüyorum. Umarım burası nettir. Bu önemli bir kısım. Öbür türlü hep kendim konuşabiliyorum duygu yerine. Şimdi daha birazcık yönlendireceğim sizi. Çünkü normalde aslında bir Duygu konuşur, bir sen konuşursun, bir serbest konuşma, serbest diyalog yaptırırız biz koştuk seanslarında. Ama şu anda hepinizle birden koşup yapamayacağım için bir iki tane soruyu ben soracağım Duygu'ya. Ve onun cevaplarına göre siz cevap vereceksiniz. Evet, elim kendimde. Ve Duygu'ya şunu sorun lütfen. Duyguya bakarak ve duyguya konsantre olarak. Sen hangi duygusun? Elini duyguya götür ve ondan gelecek cevabı dinle. Şimdi elini tekrar kendine getir. Ve şunu sor. Bana neyi hatırlatmak için buradasın? Elini duyguya götür ve ondan gelecek cevabı dinle. Şimdi elini tekrar kendine getir ve duyguya şunu tekrar sor. Bana başka mesajların var mı? Elini duyguya götür ve ondan gelecek cevabı dinle. Şimdi tekrar elini kendine getir. Ve duygunun mesajında anlamadığın bir takım şeyler varsa onu sor duyguya. Anlamadığın her ne varsa sorabilirsin. Elini duyguya götür ve ondan gelecek cevabı dinle. Şimdi tekrar kendine getir ve bir bak bakalım içinde duyguya sormak istediğin başka bir soru kaldı mı? Ve onu sor duyguya. Elini duyguya götür, sorunu sorduktan sonra ve ondan gelecek cevabı dinle. Şimdilik bu duyguyla vedalaşıyoruz. Ona teşekkür edebilirsin. Ya da başka türlü bir vedalaşmak istiyorsan sarılabilirsin vs. Nasıl vedalaşmak istiyorsan, ne söylemek istiyorsan duyguya, şimdi onları söyle ve onunla şu anlık şimdilik vedalaş. Evet... Derin bir nefes alalım. Şimdilik bu deneyimi kapatıyoruz. Bu yöntemi dediğim gibi sonra istediğiniz zaman uygulayabilirsiniz. Şimdi bu deneyimde hangi duygular çıktı, duyguların mesajı neydi, neleri öğretti size duygu, neyi paylaşmak istiyorsanız yorumlarda paylaşmanızı bekliyorum. ki üzerine hep beraberce konuşalım. Öfke çıktı. Öfkeyle çalışmak da dışa vurumcu sanat gerçekten güzel bir yöntem. Çünkü öfke çok Yakıcı bir şeydir ya, böyle sıcak bir şeydir ya. O yüzden o öfkeyle çalışmak da bize bir mesafe sağlıyor. O mesafe sağladığında da o öfkenin mesajını çok daha kolay duyabiliyoruz. Öbür türlü o kadar sıcak ki dokunmak istemeyebiliyoruz. O yüzden dışa vurulmuş sanat gerçekten her duyguda çalışıyor ama öfkede de çok güzel çalışıyor. Çok çirkin bir şey. İşte zihnimiz öyle düşünüyor ya. Canım Gül Hanım. Zihin oğlu çok çirkin olarak etiketliyor. Oysa ki öfke çok güzel bir şey. Öfke çok kıymetli bir şey. Ve öfkeyle çalışan insanların genel olarak canlılığı çok yükselir. O yüzden hepinize öfkeyle çalışmayı çok ama çok öneririm ben. Hayal kırıklığı çıkmış Aysun'dan. Şu hale korkum, kırgınlık. Öfke duygusuydu. Neden öfkelendiğini sordum. Neden öfkelendiğini sordum. Ne cevap verdi çok merak ediyorum. Sıkışmışlık ve baskı. Durucumda korku çıkmış. Peki. Evet. Kendimi karşı taraftaki kişiden az sevdiğim çıktı. Bu da evet ilginç. Yine korku çıkan var. Destek duygusu çıktı. Biz aslında burada konforsuz duyguları çalışıyorduk. O yüzden destek duygusu, konforlu... Yani konforlu duygu ya, konforsuz duygu değil. Bunlara da tabii ki çalışabiliriz. Ama şu anda daha o konforsuz duyguların mesajını dinlemeye yönelik bir şey yapıyoruz. Burada konforsuz duyguya bakacağız dedik ya, ona rağmen konforlu duygu çıktığında Ben şunu bir check etmek istiyorum genelde. Acaba orada zihin o konforsuz duyguya bakmak istemediği için mi böyle oluyor? Yoksa gerçekten öyle bir duygu hiç yok bu aralar hayatınızda. Hep böyle konforlu duygular yaşıyoruz. O yüzden mi çıkıyor? Onu bir check etmenizi size tavsiye ederim. Çünkü benim gördüğüm bir sürü zaman Zihnimiz o konforsuz duyguya bakmak istemediği için bu tarz çalışmalarda yönergeyi, talimatları da tam olarak konforsuz duygu olarak duymayıp bu çok olan bir şey. O yüzden bir ona bakmanızı ben tavsiye ediyorum. Daralma var. Sakinleşmemi söyleyen endişe, güçsüzlük, beynin ömür korkusu. Direnç, pişmanlık, sevgi, endişe, güvensizlik. Görülmek ve değerli olduğunu hissetmek istiyor. Kaygı, öfke ve çaresizlik. Öfke. Başta endişe sanmıştım. Eril ve dişli taraf da çıkmış. Eğer resmederken çok fazla başka karakter çizdiyseniz yani bir işte atıyorum Çiçek çizdiniz, eri çizdiniz, dişli çizdiniz. O zaman bir bakın ona ve ikinci bir çalışma olarak bunlardan hangisine konsantre olmak istiyorsanız ona da zihinden değil şeyden karar verin. Hangisi sizde çok duygu yaratıyorsa onunla çalışın. Onu kesin. Ve kestikten sonra diğerlerini uzaklaştırın kendinizden. Sadece kestiğinizle konuşun. İkinci bir çalışma olarak onu yapmanızı tavsiye ediyorum. Eğer farklı karakterler çıktıysa siz de. Çok desteğe ihtiyaç diyorum ve bana kendini destekleyebilirsin dedi. Anladım. İhtiyaç çıkmış diye anlıyorum. O zaman destek ihtiyacı çıkmış ama duygu ne diye soruyorum o zaman da. Erir tarafıma. Öfke duyduğumu fark ettim. Duygu bana korkma kendini açığa çıkar dedi. Duyguların mesajları ne kadar güzel değil mi diyorum. Kendime duyduğum öfke. Kendime önem vermek gerektiğini ve herkese kendimi almam gerektiğini söyledi. İnsanlara yardım etmek dedi. Şimdi bu çok bence yani benim kendi kişisel fikrim. Bu çok ama çok güzel bir mesaj. Ben birinci günkü canlı yayında buna benzer şeyler anlattım. Böyle postlarımda da buna benzer şeyler yazıyorum. Biz kendimizi merkeze aldığımızda ve kendi ihtiyaçlarımızı karşılayabildiğimizde o zaman dünyadaki esas amacımız olan hizmet etmeye geçebiliyoruz. Şimdi bu çelişki gibi görünüyor ama bizim bu dünyadaki amacımız hepimizin farklı şekillerde biricik hediyelerimiz var ve o hediyelerimizi dünyaya sunmak bizim birinci amacımız. Bunu yapmak için de dünyanın en iyi girişimcisi vs. olmamız gerekmiyor. Hediyem neyse onu sunarak hizmet etmem gerekiyor. Yani esas amacımız bu. Ve bunu yapabilmek için de kendimi merkeze almam lazım. Kendimi beslemem lazım ki dış dünyaya O hizmetimi yapayım. Umarım sevgili Çağla, senin için söylediğin net olmuştur, anlamlı gelmiştir. Duygu ile çalışmak çok güzel. Duygu bize ne kadar şey yapmadığımız, belki de düşünmediğimiz, belki de fark etmediğimiz yerlerden mesajlar çıkıyor. Çok fazla halka çıktı, karışık çizgiler. Paşa halini bile gördüm. Çocukluktaki duygularımı hatırlattı. Çok güzel. Yani şöyle eğer çok karışık şeyler geliyorsa bu çalışmayı belki bugün, belki yarın, belki iki gün sonra tekrar çalışmak size iyi gelebilir. Çünkü çok yoğun duygular varsa onlar böyle karmaşık şekilde kendini gösterebilir. Sonra siz bunu tekrar çalıştığınızda daha net mesajlar Duyuyor olabilirsiniz. Sana da mantıklı geldiğine çok sevindim Çağla. Şimdi baya bir yalnızlık da çıkan var. Şimdi korkuyla kaygıyla nasıl çalışacağız? Onların bize mesajını duyduk mu? Yani korku kaygı çıktı diyenler. Mesajları da yazabilirler mi? Çünkü korku ve kaygının da çok ama çok anlamlı mesajları oluyor bize. Onları yazabilir misiniz? Oradaki mesajlar neydi? Karşılıksız hizmet ettim. Kendimi merkeze almam gerektiği mesajı bana da geldi. Alma-verme dengesi. Çok fazla verdim. Şimdi bu mesajın gelmesine çok sevindim. Şimdi bundan sonra da kendimi merkeze almak için neler yapmalıyım diye stratejiler geliştirmeniz gerekiyor. O nasıl farklı stratejiler geliştirebiliriz? Dünkü çalışmada baya bir üzerinden geçtik. Instagram TV'ye koyamıyorum maalesef bu canlı yayınları. Dünden beri bir sıkıntı var. Koyarsam oradan bakabilirsiniz. Yok eğer koyamazsam o zaman da kitaba ya da YouTube videolarına bakabilirsiniz. O ihtiyaçlar için farklı nasıl stratejiler geliştirebilir mi? Bakmak için. Bir de Şiddetsiz İletişim kitabını da ben çok öneriyorum. Onu da okuyabilirsin. Bana söylediği şey, ölebilirsin. Başka ne söyledi peki? Sadece bunu mu söyledi Duru? Sadece ölebilirsin mi söyledi? Aaa, Meral Aydanunal. Selam. Seni beğenmeyecek. Evet. Bu tarz yani seni beğenmeyecek gibi şeyler duygu genelde söylemiyor. Orada biraz zihinde devreye girmiş olabilir mi diye benim soru işaretlerim oluyor her zaman. Güzel insan, çok teşekkür ederim. Bir şey söylemek istiyorum. Şimdi şuna döneceğim. Alma verme dengesini koruyamamak ve çok fazla vermek içimizdeki annenin aşırı baskın. olmasından, aşırı dominant olmasından kaynaklanıyor. Lütfen kitabımdaki o bölümü okuyun. Orası size umarım net gelecektir. Oradaki alıştırmayı da ne olur yapın. İçinizdeki aşırı anneyi, aşırı baskın anneyi öldürmek için böyle zamanlar, böyle içinize çekildiğiniz, kendinize dönüp baktığınız zamanlar, çok uygun zamanlar belki İşte böyle zor zamanlarda bu tarz kendinizde dönüştüreceğiniz şeylere hakim oluyor. O yüzden sizden ricam, bunu kendinizde öldürmeniz gereken parça neyse ona bakmak için kullanın diyeceğim. Seni kendin koruyabilirsin dedi. Şuan şunu dedi değil mi? Kendini koruyabilirsin mesajı. Bu çünkü güzel bir kitap. Kitabınıza imzalı nasıl sahip olabilirim? Arada buraya geldiğinde bana uğrayarak olabilirsin. Özelden yalışalım Mele abla. Sevgisizlik kabul görmeme mesajı kendime güvenmem. Mesajı kendime güvenmem de. İşte bunlar çok çok güzel mesajlar. Duru da evet demiş. Mesajlar zaten buradan da görüyorsunuz. Bir sürü farklı mesajı da yerlendirdik. Ne kadar bizim kendi kaynaklarımızın, o kendi içsel kaynaklarımızın farkına varmakla ilgili ve bize güç kazandırmakla ilgili. Farkındasınız değil mi? Bu arada yani bu çalışmayı şeyler yapabilir demiştim, çocuklar yapabilir demiştim. Duru sen kaç yaşındaydın? Sekiz miydin? Buradan yaz bize. İşte Duru da yapabiliyor. O yüzden çocuklarınızla, yeğenlerinizle Ne olur bu çalışmayı yapın ve duygunun mesajını öğrenin. Kendini koruyabilirsin mesajı güçlendirici bir mesaj Duru. Evet, hepimiz ölebiliriz ve hepimiz de bir gün, umarım tabii ki geç yaşlarımızda olur ama öleceğiz. Ama kendini koruyabilirsin demek bambaşka bir mesaj Duru olmuş. Gerçekten o mu yoksa dokuzu yuvarlıyor musun o? Doğru söyle. Seni bu arada çok çok takdir ediyorum sevgili Duru. Bu çalışmayı böyle yaptığın için. Ve kendini koruma mesajını duyabildiğin için. Kitap çok güzel. Yanlış yaptığım şeyi fark ettim. Kaleminize sağlık. Çok teşekkür ederim. Bunlara, yani bu farkındalıklara destek olmak benim için gerçekten çok ama çok anlamlı. Duru'nun annesi Nurcan yazmış, Duru benden kolay yaptı diye. Çünkü çocukların duygularla bağlantısı bizden daha güçlü. Biz o duyguları bastırmak için daha uzun süre maalesef çalıştığımız için çocuklar daha kolay yapıyorlar. Çok çok tebrik ediyorum Duru'cum seni, bu çalışmayı yaptığın için. Evet, kendini koruyabilirsin. Hepimiz kendimizi koruyabiliriz. Ve bu duygunun da bu mesajı yapması çok güzel. Meral Aydın'dan çalışmayı kaçırdım. Ben bunu koyuyorum. 24 saat içinde seyredebilirsiniz. Sonra Instagram TV'ye koymaya çalışıyorum. Onu başaramıyorum. O yüzden 24 saat içinde, yine başaramazsam bunu da, 24 saat içinde bu çalışmayı yapabilirsiniz. Aaa ben de seni özledim Leyla abla. Peki, Duygu'nun şu mesajı vardı, şöyle şaşırdım ya da şu mesajı bana iyi geldi ya da ağır geldi diyenler var mı? Evet ben mesaj beklerken şeyi de sorayım. Mesela endişe, daralma çıktı. Onların mesajı neydi? Onları da merak ediyorum. Ve şey beklerken, sizden gelen mesajları beklerken bu arada bayağı bir Videoya katılmak için talep var. Ama onları maalesef alamıyorum sizi. Çünkü bunları konuşmak zor olabilir o zaman. O yüzden videoya maalesef sizi alamayacağım. Bana çok iyi geldi. Çok sevindim. Kendi gücüne inan dedi mesaj. Bayağı bir benzer mesajlar var değil mi? Sevgili... katılımcılarımız. Şimdi ben birazcık öfkeyle ilgili konuşmak istiyorum. Öfke bizim bayağı canlılığımızın kaynağı. Ama çocukluktan itibaren kadınsak daha fazla ama erkeksek de modern dünyada var olmak için bize ailelerimiz, toplum bayağı o öfkeyi bastırmalısın, öfkelenmemesin şeklinde mesajlar veriyor. O yüzden de öfkeyi ilk resmettiğimizde ya da heykelini yaptığımızda onu çirkin, kötü falan gibi bir şey olarak adlandırabiliyoruz. Bu bizim zihnimizin etiketi. Halbuki öfkenin mesajları genelde sınırını koruma, kendi sınırlarına sahip çıkmayla ilgilidir. Öfkenin mesajları. Ve öfkeyi bastırmak için biz o kadar büyük bir enerji harcarız ki Bütün canlılığımız da o öfkeyi bastırırken gider. Öfkemizle çalıştığımızda, yani öfkeyi duymaya, onu öfkeleniyorum diye yaşamaya izin verdiğimizde o zaman hayatımızda baya bir canlılık geliyor. Şimdi öfkeyle nasıl çalışabilirsiniz? İşte benim burada anlattığım şekillerde de çalışabiliyorsunuz. Eğer daha fazla destek... Yani ben çok bunu uzman desteği alarak yaptım. Çünkü öfkesini bayağı bastıran bir insandım. Çok insana da öfkeyle ilgili destek veriyorum. Size de önerim öfkenizle çalışan ve o konuda da bir uzman desteği alırsanız işiniz çok kolaylaşır. Çünkü öfkeyle çalışmak o kadar da kolay değil. Ben geçmişteyim. Giderek büyüyorum. Büyümek istemiyorum dedi. Buradan benim yorumum şöyle bir yorum olacak ama bunu Gülhan sen de kendine bak doğru mu değil mi diye. Ben sana sadece bir hipotez atacağım. Giderek büyüyorum ama büyümek istemiyorum diyorsa bu içimizdeki çocukla ilgili bir konu. Yani içimdeki çocuğun öfkesi olduğundan ben şüphelenirim. Bir bak içine. Eğer bu doğruysa, yani içindeki çocuğun öfkesiyse bu, o zaman sen Afrodit eğitimlerine de hepsini bitiren ve bireysel koştukta alan bir kadın olarak tekrar bir içimdeki çocukla sağ el, sol el egzersizi de o öfkeli çocuğu duyacak bir alıştırmaya gidebilirsin diyeceğim sana. Bilmiyorum bu anlamlı geldi mi sana? Yani şey oldu mu, dokundu mu? Bana yaz. Bize ışık oldu. Kendi içimizdeki güce inanmamız gerekiyor. Evet. Ve hepimiz güçlüyüz yani. İster Duru gibi 10 yaşında olalım. İster 40 yaşında, 50 yaşında, 60 yaşında, 70 yaşında olalım. İçimizdeki güç orada. Biraz korktum çünkü öfkeyi ifade etmek bende kaybetme korkusunu uyandırdı. Ya bunu anlıyorum çünkü öfkeyi ifade etmek çoğumuz için çok korku verici bir şey. İşte bu tarz yöntemler de O öfkeyi makul bir uzaklaşmayla bize getiriyor. O yüzden onunla çalışmamızı kolaylaştırıyor. Korkuyu anlıyorum. Emelciğim de geldi. Ama ne olur o öfkeyle çalışmaya devam edin. Öfke demini de anlattım. Çok ama çok kıymetli bir şey. Ne zaman çıkıyorsun? İnsanlar sınırını aştığında dedi. Yine yine haklısın Gülenem'in. Evet. Yani öfke o yüzden çok kıymetli sevgili dostlar. Ne olur öfkemizi çirkin bir şey, kötü bir şey, yaşanmaması gereken bir şey olarak algılamaktan, o perspektiften öfkeye bakmaktan vazgeçelim. Onu böyle değerli bir mücevher gibi görme perspektifine geçelim ne olur öfkemize. Pişmanlık ve üzüntü. Mesajı üzülme. Her şey yoluna gider. Gülhan'da anlamlı diye yazdı. İyi yayınlar. Teşekkürler. Ya hayat aslında akan bir şey. Ben Olmaz Böyle Tarih diye bir program var YouTube'da. Onu seyrediyorum. Orada bir tarihçi var. Emrah Safa Gürkan galiba ismi. Ona sürekli soruyorlar programdan hangi zamanda yaşamak isterdin tarihte diye. O da diyor ki bu zamanda yaşamak isterdim. Niye geçmişte yaşayayım diye. Şimdi birçoğumuz ay bu zamanda bana mı denk geldi? Ne kadar kötü zamanlardan geçiyoruz falan diyor. Halbuki tarih perspektifinden bakarken senelerce savaş yaşamış, açlık yaşamış bir sürü insanlar, halklar var. Biz aslında çok konforlu hayatlar yaşıyoruz ve o konforlu hayatların içerisinde bu tarz şeyler olduğunda çok duygular tetikleniyor. Bu zamanların da kıymetini bilmek lazım. İşte bu zamanlar benim o içimde çok baskın olan anneyi törpülemek, o anneyi öldürmek için, öfkeyi artık kıymetli bir tahta oturtmak için, kendi korkumla, kendi üzüntümle yeni çalışma yöntemleri öğrenmek için çok ama çok güzel zamanlar. İyiyim, çok teşekkür ediyorum. Evet, son dakikalara yaklaşıyoruz. Sormak istedikleriniz varsa, bu duygu ile ilgili anlamlandırdığınız, anlamlandıramadığınız böyle noktalar varsa ne olur onları yazın ve Kapatalım bu canlı yayını. Sizden ricam, lütfen bunu çalışmaları kendiniz de paylaşın. İnstagramınızda. Arkadaşlarınıza gönderin. Ne hissettiğinizi paylaşabilirsiniz. Çünkü bu beden tarama yöntemiyle duygulara bakmak da kıymetli bir yöntem. Aynı zamanda çizerek duygunu çalışmak da çok kıymetli bir yöntem. Tekrarlayacağım kendimi ama bunu tekrarlamaktan alıkoyamıyorum. Whatsapp gruplarından şu oluyor, bu oluyor, işte ATM'lerden para çekin, onu yapın, şunu yapın gibi mesajlar yaymayı mı yoksa bu tarz, bu zamanların bize öğrettiklerini anlayabilmek için arkadaşlarımıza destek olmayı mı seçiyoruz? Bu açıdan önemli bu tarz vakitler. bizi kendimize bakmaya, kendi içimizde ne zamandır var olan ama daha güçlenen duygulara bakmaya itiyor bu tarz zamanlar. Galiba soru yok. O zaman katılan herkese çok ama çok teşekkür ediyorum. Hepinizi sevgiyle öpüyorum. Belki birkaç gün sonra tekrar bir canlı yayın yapıyor olurum. O zaman da görüşürüz diyorum. Hepinizi sevgili öpüyorum.
More from Gulen

Mine Adıyaman 🖼️. #lifestyle #aesthetichome #artofexistence #regulasyon #icimdekicocuk









